25 Mart 2007 00:00

çiğli’de ‘hayat’

Geçen gün, Karşıyaka’dan eve gelmek için, Osmanbey Parkı’nın önündeki otobüs durağında Karşıyaka-Evka-2 arasında çalışan aracı beklemeye başladım. Tarifeye göre 25 dakikada bir gelmesi gerekiyordu...

Paylaş

Geçen gün, Karşıyaka’dan eve gelmek için, Osmanbey Parkı’nın önündeki otobüs durağında Karşıyaka-Evka-2 arasında çalışan aracı beklemeye başladım. Tarifeye göre 25 dakikada bir gelmesi gerekiyordu. Ama “Burası Türkiye” olduğu için 70 dakika bekledim. Otobüs gelince, binenleri izledim, acaba bir şey diyecekler mi diye. Ama hiç kimse ağzını açmadı. Ben de... Çünkü artık, “Doktor ne yerse yesin dedi” düşüncesini özümlemeye başlamıştım.
Otobüs beklerken, “Acaba” diyordum kendi kendime, “Burundi’den, Türkiye’yi hiç görmeyen birini büyük kentlerimizin birinin başına belediye başkanı olarak geçirsek, değişen ne olur?” Ya da “Madagaskar’dan yine ülkemizi tanımayan birini başımıza getirsek, bundan daha kötü olur mu?”
Sonra fıkra geldi aklıma. Hani adam ünlü bir şarap uzmanıymış. Önüne 2 kadeh getirmişler, “Hangisi iyi, söyle” demişler. Adam ilkinden birkaç yudum almış, sonra diğerini göstermiş: “O daha iyi.” İçlerinden biri, “Ama ondan hiç tatmadın ki!..” Adam yanıtını hemen vermiş: “Bu içtiğimden daha kötüsü olmaz...”
Evka-2’ye giderken, bir önceki günü düşündüm. Hayat Televizyonu’nun bir tanıtım etkinliği vardı, Çiğli Belediyesi’nin en üst katındaki dinlenme salonunda. Hava sımsıcaktı ve günlerden de pazar. Foça’ya, Çandarlı’ya ya da Çeşme’ye, Kuşadası’na mangal kaçamağına gitmeyen esnaftan çeşitli temsilciler gelmişti. Rafet Hoca’nın “Organizasyonu” bu kez eksiksize yakın bir biçimdeydi. Övünmek gibi olmasın, Rafet Hoca bu etkinlikte beni bile unutmamıştı…
Önce Metin Erten konuştu, kısa ve öz cümlelerle “Hayat Televizyonu’nun neden gerekli olduğunu, neden hepimizin sahip çıkmasının zorunlu olduğunu” anlattı.
Sonra ben söz aldım. Daha sonra müzik dinletisine geçildi. Küçük küçük gruplar kendi aralarında ya Hayat Televizyonu’nu konuşuyorlardı ya da hayat sorunlarını...
Çiğli’deki sevgili dostum Baba Bari’yle, az da olsa kaynattık, ayaküstü dedikodu bile yaptık... Baba Bari, Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut’un ağabeyini de getirdi yanımıza. O da bizi yalnız bırakmamıştı. Ama bir merhabalaştık, o kadar...
Hayat Televizyonu için Çiğli’nin birçok semtinde, hatta evlerde çeşitli etkinlikler, tanıtım toplantıları yapılıyordu. İlki Evka-2’de yapılmıştı.
Ben gidememiştim, ama Metin Erten’le Asım Gönen katılımın nedenli ağırlıklı olduğunu anlatmışlardı bana.
Sonra Refik Uğur, Özden Mızrak ve benim katıldığım, Harmandalı Toplantısı...
Arkasından Çiğli Belediyesi Meclis Salonu’nda, Çiğli Organize Sanayii işçileriyle yapılan toplantı. Özden Mızrak’ın anlattığına göre, 100’ün üzerinde işçi gelmiş. Çoğunun da yanında eşleri ve çocukları... Petrol-İş Aliağa Şube Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Doğan’la Belediye-İş Şube Sekreteri Can Bahadır, ana içeriği “Niçin Hayat Televizyonu gerekli?” olan konuşmalar yapmışlar. Eminim İsmail Doğan bir yandan ciddi ciddi konuşurken, öte yandan da kırmış, geçirmiştir ortalığı.
Çiğli’nin çeşitli yerlerinde, ya salonlarda ya da evlerde, ama kalabalıkların önünde, ama 5-10 ailenin yanında Hayat Televizyonu’nun tanıtımı var gücüyle devam ediyor.
Örneğin geçtiğimiz günlerde, Küçük Çiğli’de bir araya geldi konuklar ve ev sahipleri. Kadın, erkek, genç, çocuk, çevre sakinleri katıldı toplantıya. “Milyonerlerin değil, milyonların televizyonu olacak olan Hayat Televizyonu” konusu doğal olarak yine ön plandaydı... Güzel bir ev yemeğiyle sonuçlandı toplantı…
Evet Çiğli’de hem hayat sürüyor, hem de Hayat Televizyonu’nun tanıtımı… Yeni bir dünya doğuyor, sanırım Çiğlililer yalnız bırakmayacak bu yeni doğanı...
Bülent Habora
ÖNCEKİ HABER

işçi mektupları ve basın

SONRAKİ HABER

BUDO'dan sefer iptalleri

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa