on altın şair

on altın şair

Her yıl 21 Mart günü ödül töreni yapılıyor daha sonra o şairin şiiri üzerine bir de sempozyum düzenleniyor. Sempozyum konuşmaları bir kitapta toplanıyor. Bu yılın kitabı “On Altın Şair”


21 Mart, baharın; yenileşmenin, canlanmanın, hayata daha güzel bakmanın günü. Alışılmış söyleyişle Nevruz.
21 Mart, son yıllarda, Dünya Şiir Günü olarak da kutlanıyor. 21 Mart 2007 Çarşamba günü saat 18.30’da Antalya Kültür Merkezi Perge Salonu’nda 2007 Altın Portakal Şiir Ödülü töreni vardı. Bu yıl ödül, Lale Müldür’e verildi.
Bu toplantıda Cevat Çapan’ın hazırladığı 2007 Dünya Şiir Günü Bildirisi okundu.
Bildiri şöyle: “Şair arkadaşlarımızın önerisiyle, burada olduğu gibi, dünyanın birçok başka yerinde da dilin, özellikle de şiirin iletişim gücüne inananların kutlamaya hazırlandıkları bir bahar günü bugün. Kimileri parklarda, kimileri toplantı salonlarında, kimileri de sevdikleriyle kendi aralarında şiir okuyarak, şiir üstüne söyleşerek, şiir konusunda düşünerek kutlayacaklar bugünü.
Şiirin insan acısını, sevincini, öfkesini ve akla gelmeyen daha nice duygularını nasıl dile getirdiğini yeniden hatırlayacaklar.
Kimileri Boğaz’ın iki yakasını donatan erguvanlara bakarak yapacak bunu, kimileri nerdeyse yanı başımızda patlayan bombaların eşliğiyle, çığlıklar arasında, barut kokusu içinde.
Bir yandan ezenleri, ezilenleri, öbür yandan geceleri, yıldızları, kokuları, tepeden tırnağa çiçek açmış ağaçlarıyla insanı deli eden bu dünyayı düşünerek katılacak bu kutlamaya.
Şiirin, yaşanan her şeyi beş duyumuzu canlandırarak (görerek, işiterek, koklayarak, tadarak, dokunarak) algılamamızı sağlayan bir duyarlık kaynağı olduğunu, şiirin bize duygularımızla düşünmeyi, düşüncelerimizle duymayı öğrettiğini hatırlatacak bize Dünya Şiir Günü kutlamaları.
Özgürlük ve dayanışma özlemi içinde, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamaya bir çağrı olduğunu düşünecekler şiirin. Yalnızca Edirne’den Ardahan’a değil, Çin’den Peru’ya kadar uzayan bir umutla.”
Altın Portakal Şiir Ödülü on birinci yılına girdi. Her yıl 21 Mart günü ödül töreni yapılıyor ama daha sonra o şairin şiiri üzerine bir de sempozyum düzenleniyor. Sempozyum konuşmaları bir kitapta toplanıyor.
Bu yıl sempozyum bildirilerinin dışında geçen on yılı da kapsayan güzel bir kitap hazırlanmış. Bu kitabın adı “On Altın Şair”
Son zamanlarda beni heyecanlandıran nitelikli çalışmalardan biri “On Altın Şair” kitabı. Altın Portakal Kültür Sanat Vakfı’nın yayını olan kitabı Ahmet Tüzün, Ayşegül Baran ve Yüksel Büyükuysal hazırlamış. Sevindiğim bir başka konu kitabın tasarımı ve baskısının da Antalya’da Retma Matbaası’nda yapılmış olması. On Altın Şair kitabı 15.50 x 22.50 boyutlarında. 280 sayfa..
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in Önsöz’ünden sonra, Katkıda Bulunanlara Teşekkür sayfası yer almış. Daha sonra Yürütme Kurulu’ndan başlığıyla bir açıklama sayfası geliyor. Mehmet H. Doğan’ın Şiir ve Ödül başlıklı yazısından sonra bölümlere geçilmiş. Her şairin biyografisi, fotoğrafları, kendisiyle yapılan bir söyleşi ve şiirlerinden örnekler konulmuş kitaba. Ayrıca her şair için Seçici Kurul Tutanağı kendi bölümünün başına eklenmiş. İşte bu disiplinli çalışmaya şapka çıkarmamak olmaz. Ayrıca el yazıları da unutulmamış.
On Altın Şair kitabının yapraklarını çevirince kulağınıza şu dizelerin fısıltısı gelebilir. Enis Batur’un “Attar’ın öldüğü yaşa geldim/ yorgun, öfkeli; içimde belli belirsiz süren mum: Fitil bitti/ bitecek, yağ sürüyorum boşuna. / Belki de yarın olmayacak diyorum.” , Haydar Argülen’in,”sahi senden mi doğdum anne/ yollar nehirler kuşluk vakitleri dururken / bir insandan mı doğar bir çocuk” , Gülten Akın’ın, “Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön/ Yasaktı yasaydı töreydi dön”, Mehmet Taner’in “-İzleri kar altında Gılgamış/ -İzleri ateş yellerle karışmış Gılgamış/ -Şarabına/ Tufan suyu karışmış Gılgamış”, Hüseyin Ferhat’ın “Bir tarafta biz bir tarafta Azrail”, Ahmet Oktay’ın “yoktur “yıldırım aşk”ı. Aşk oluşturulur ,üretilir”, Nemci Zeka’nın “Arşa asılı duran ne çok şey var,/ külünü doğru yere silkemeyen.”, Güven Turan’ın “Üzümlerden/ Saydam bir morluk dökülüyor”, Yücel Kayıran’ın “Dil kapalıydı kendimi ifade için/ sözden yazıya döndüm”, Birhan Keskin’in “Dürtme içimdeki narı/ Üstümde beyaz gömlek var.”
Şimdi gelin de meraklanmayın. Derim ki, ne yapın edin bu kitabı edinin…

Bu çalışmalarda büyük emeği geçen Ahmet Tüzün’e ve vakfın yöneticisi TRT mensubu arkadaşımız Erol İşbilir’e ayrıca teşekkür etmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Saffet Uysal
www.evrensel.net