Sendikacılar emek hareketini tartışıyor -1-

Sendikacılar emek hareketini tartışıyor -1-

Sendikacılar, tüm işyerlerinde ve işkollarında hemen her konuda sorun yaşandığını söylediler


İşyerleri sorun yumağı
İstanbul, emek hareketi açısından her zaman önemli bir yerde durmuştur. Bunun nedeni, hem mücadele tarihi açısından zengin bir deneyime sahip olması, hem de burada bulunan şubelerin hareketlenmesinin başka illere ve genel merkezlere de etki etmesi. Bu açıdan bakıldığında, şubeler düzeyinde geçmişten bu yana pek çok birlik deneyimi yaşandı. Bunların bazısı başarılı oldu bazıları ise başarısız; ama arkasında mutlaka bir kazanım bıraktı.
İstanbul’da yürüttükleri sendikal çalışmalar, özelleştirmelere karşı mücadele, ülkedeki sorunlara karşı yaptıkları eylemlerle dikkat çeken sendikacılar arasında yer alan Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, Belediye-İş 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Ayrılmaz, Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, Tez Koop-İş 1 No’lu Şube Başkanı Gürsel Doğru, Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar ve Tek Gıda-İş 10 No’lu Şube Başkanı Muzaffer Dilek ile emek hareketini değerlendirdik.
Sendikacılarla, işyerlerinde yaşadıkları sorun ve sıkıntılar, geçmişte kurulan birlikler, neler yaptıkları, mevcut emek hareketinin durumu, güncel sorunları ve tüm bu sıkıntıları aşmak için neler yapılması gerektiğini tartıştık. İlk günün konusu ise işyerlerinde yaşanan sorunlar.

İşyerlerinde yaşadığınız sorun ve sıkıntılar neler? Bu sorunlar karşısında neler yapıyorsunuz?

Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu:
Yaklaşık 2.5 aydır toplusözleşme süreci yaşıyoruz. Buna hazırlık yaptık. İşçi arkadaşlarımızla yüz yüze geldik, onların taleplerini ve sorunlarını aldık. Telekom işçileri bu dönem kamu sözleşmelerine girmiyor. Dönem itibariyle kamu sözleşmeleri dönemine gelse bile, ayrı sözleşme imzalıyoruz. Bu dezavantaj olarak da ifade edilebilir ama biz bunu avantaja çevirmek için program hazırladık. Bunu şöyle ifade edebiliriz; kamu görüşmelerinde Türk-İş, Koordinasyon Kurulu’nda tek bir taslak hazırlıyor. Bu da sendikaları işçiler karşısında zor durumda bırakabiliyor. Bizim bu dönem böyle bir sıkıntımız olmayacak. Bu çalışmaları yaparken, son dönemde herkesin de kabullendiği gibi emek hareketinde bir durgunluk var. Sendikalı işyerlerinde de örgütsüzlerin sorunlarını çözmeye yönelik sorunlar var. Sınıf dayanışmasında bir sorun var. Dandy, İbrahim Ethem işçileri mücadele etti ama destek veremedik. Biz, bir ay işyerimizde grevdeki Akyıl işçileri için yardım topladık ve gönderdik. Akyıl işçilerinin mücadelesini anlattık. Bölgede işçilerin örgütlenmesinin önemini anlattık. İşkolumuzda örgütlenme çalışmalarımız var. Örgütlenme konusunda ciddi sorunlar yaşadık. Örgütlenme özgürlüğü önünde engeller var ve buna rağmen konfederasyonların, bu sorunları çözmeye dönük çalışmaları yok. Türk-İş Kongresi’nde Başbakan, ‘Gidin örgütlenin’ dedi ama işçilerin sorunları çözülmüyor.

Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar:
Bu yıl, süreci belli olan bir yıl. Ülkede bir seçim dönemindeyiz. Bizim işkolumuz açısından grev yasağımız var. Toplusözleşme süreci içindeyiz. Türkiye konjektörüne baktığımız zaman bütün sendikalar, üyesiyle kendi içine kapanmış ve sorunlarını çözmeye çalışmakta. Herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Artık öyle bir sürece gelindi ki işçiler geçim sıkıntısı ile uğraşıyor. Bu sıkıntıları aşmak için kim kendilerine bir yön çizerse onu takip ediyorlar.
Kamu toplusözleşmelerinde yön verecek bir sonuca varılmadığı gözüküyor. Enflasyon bazında kağıt üzerinde gösterilen değerler, yüzde 9.9. İşçilerle yaptığımız görüşmelerde ücretler de reel kayıp nedeniyle 4 yıl önceki seviyede. Bunu herkes kabul ediyor. Bu dönemde sıkıntıları aşmak için iki dönemdir işçi sınıfının yaptığı fedakarlığı düşünürse, sıra hükümette. Özel sektördeki örgütlenmeleri de yakından takip ediyoruz. 2821 ve 2822 sayılı yasalarda bir düzenleme yapılmaz ve örgütlenme önündeki engeller kaldırılmazsa, önümüzdeki sorunların aşılacağını, sendikal hareketin bir yol kat edeceğini düşünmüyorum. 2007 yılını dolu dolu belirleyip harekete geçmek lazım.
Kamudaki bütün işkollarında bir küçülme harekatı var. IMF’nin bu noktada dayatmaları var. TSK da bundan etkileniyor ve ciddi bir küçülme planı içine giriyor. Savunma sanayiinde kullandığımız malzemelerin dışarıdan ihraç edilmesi durumunda, buradaki fabrikalara bakım onarım yapılmasını düşünüyor. Bu da TSK’nın fabrika kapatmalarına gitmesine neden oluyor.

Tez Koop-İş 1 No’lu İstanbul Şube Başkanı Gürsel Doğru:
Bizim işkolumuzda en yakıcı şekilde yaşadığımız sorun olarak, geçici işçi çalıştırılması ve taşeronlaştırma var. Bizim işkolumuz, kamu ve özel sektörle karışmış bir işkolu. Kamu çalışanı arkadaşlarımız konusunda yaşadığımız sıkıntılar var. Geçici işçilerin kadro sorunu var. Türk-İş’in hükümet ile yaptığı görüşmelerde bir ilerleme sağlandı. Üniversitelerde yaşadığımız sorunlar var. İşçilerin 4/b’ye geçirilmesi söz konusuydu. Yapılan görüşmelerde bunu, son şeklinde isteğe bağlı olarak dönüştürdüler. 217 bin işçinin kadroya geçirilmesi söz konusuyken şimdi isteğe bağlı durumda, 20 bin işçinin yine geçici statüde bırakılması düşünülüyor. Bu da adil olmayan bir uygulama. Üniversite ve belediyelerdeki işçiler geçici kalacak. Buna karşı sendikamızın birtakım etkinlikleri var. Bir miting kararımız vardı. Buna Türk-İş’in de katılması konusunda talep iletildi. Buna bağlı olarak kamuda çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Basın açıklamaları yaptık. Bizim talebimiz, herkese eşit davranılması ve bir sefere mahsus herkesin kadroya geçirilmesidir.
Diğer bir yaşadığımız sorun ise marketler. Biz bir ay sonra genel kurula gideceğiz. 4 yıl önce yaptığımız genel kuruldaki üye sayısına baktığımızda, bugün yüzde 50 artış sağlamışız. Türkiye’deki genel gidişata ters oldu böyle potansiyeli yüksek bir işkolu. Genç işçi çok fazla, kayıt dışı çalıştırma çok fazla. Uluslararası şirketlerde örgütlüyüz ama bu, işkolumuzdaki işçilerin ancak yüzde 10’unu karşılıyor. Bu alanda yeni bir politika gerçekleştirmek zorundayız. Carfeoursa’da toplusözleşme görüşmelerindeyiz, 7 bin işçi adına.
Real Hipermarketleri’nde toplusözleşme yapmamıza rağmen Alman işveren Almanya’daki çalışma yöntemlerini burada uygulamaya çalışıyor. Sendikalı olmayan işçilere, üye olmadıkları için ayrı bir ücret zammı uygulayabilmekte. Bunu Almanya’da da yaptıklarını söylüyorlar. Bunu tabii ki aşacaklar. Türkiye’de esnek çalışmanın en yaygın olduğu işkollarından biri. Sendikalı yerlerde bile sözleşmede olmamasına rağmen bunu ihlal etmeye çalışıyor. İşyeri temsilcilerinden habersiz bu şekilde işçileri çalıştırıyor. İşçi de bilmediği için çalışıyor. Genç işçiler oldukları için haklarını bilmiyorlar. Türkiye sendikal hareketi de artık kamu sendikacılığı zihniyetinden uzaklaşıp günün koşullarına uygun hale gelmelidir. Çünkü baktığımız zaman, artık birkaç sendika dışında bütün işçileri gençler oluşturuyor. Gençleri anlayabilen örgütler oluşturulmalıdır. Sendikaların bu yeni kuşak işçilerine uygun politikalar üretilmelidir.

Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm:
Son dönemlerde işçiler içinde tartışılan bir şey var. ‘Sendikalar ne yapıyor’ sorusunu soruyorlar. Çünkü sendikalı bir işçinin yanında üç beş tane sendikasız işçi çalışıyor. Bizim işkolunun gerçekliği bu. Aynı işte çalışan üç kişi, sabah birlikte çay içiyor ama sadece birisi sendikalı, diğer ikisi taşeronda çalışıyor. Onların kendileri için tehlike olduğunun farkındalar ve bu nedenle ‘sendikalar ne yapıyor’ diyorlar. Sendikalar sadece aidat alan kurumlar olarak gözüküyor. İşyerlerinde yaşanan sorunlar açısından diğer işkollarından çok farklı değiliz. İşyerlerindeki sorunlar karşısında işçiler geliyor sahip çıkıyor. ‘Burada sorun yok ama neden olumlu bir gelişme yok’ diyor. İşyerlerimizde zamanında ücretlerimizi alamama gibi sorunlar yaşıyoruz. Bu, özellikle doğudaki illerde oluyor. Taşeronlaştırmanın en yoğun olduğu işkolu bizim kolumuzdur. Özelleştirmenin alt ayağıdır bu. Çalıştığımız yerlerde kadrolu işçilerden çok daha fazla taşeron işçiler var. Örgütlenmeleri de oldukça zor. Çünkü sen yetkiyi aldığın zaman, belediyeler ile iş sözleşmeleri bitmiş olabiliyor. Hizmet işkolu bu konuda çok sıkıntılı bir durumda.

Tek Gıda-İş 10 No’lu Şube Başkanı Muzaffer Dilek:
Ben geçen nisan ayında göreve başladım. İşyerlerimizde yaşadığımız sorunlar oldukça fazla. Benim örgütlü olduğum fabrikalarda değişik de olsa sorunlar var. Ayrıca üç aydır, zaten yeni örgütlendiğimiz Dandy Sakız Fabrikası var. 76 gün fabrika önünde işten atılan arkadaşlar olarak direnişteydik. Patron, geri adım attı ve atılan işçileri geri aldı.
Bunun dışında Efes Pilsen en büyük şirket. Büyük işyerlerinde sorunların hepsi aynı, çünkü sendikaları yıpratmaya dönük ortak hareket ediyorlar. Ender Çikolata’da bir iflas süreci var. Geçtiğimiz yıl ücretlerimizi alamadığımız için üretimi durdurduk. 8-10 gün sürdü.
Ender Çikolata örgütlendiğinde ciddi bir üretimi yoktu. O dönemde ücretlerini alamama sorunu var. Ramazan Bayramı öncesinde yaptığımız eylemlerle senet aldık. İşçilerin ellerinde toplam 450 bin YTL senet var. Mahkeme süreci hâlâ sürüyor. 7 aydır mahkeme devam ediyor. Fabrika çalışmıyor, ocak ayından sonra üretimi durdurdu. Bu aylarda yeniden üretime başlamasını bekliyoruz. O zaman üretimden gelen gücümüzü de kullanarak alacaklarımızı almayı düşünüyoruz. Bununla ilgili 6-7 davamız var, sürüyor.
Orta ölçekli işyerlerinde taşeronlaştırma ciddi bir boyutta. Birçok işyeri, yanlarında küçük atölyeler oluşturuyor. İşçi gücünü oralara kaydırıyorlar.
YARIN: Birlik olunca kazanım elde edildi
Hazırlayan: Gökhan Durmuş
www.evrensel.net