Hemşehricilik proleterleşme sürecini belirliyor

Hemşehricilik proleterleşme sürecini belirliyor

İktisat Dergisi, ‘Sosyal güvenlikte derin dönüşüm’ sayısında enformel sektördeki değişimi de ele alıyor


Sağlık emekçilerinin, sağlık hizmetinin parayla alınıp satılan piyasa malı haline getirilmesine karşı eylem yaptığı şu dönem, İktisat Dergisi de “Sosyal güvenlikte derin dönüşüm” başlığıyla sosyal politikaları masaya yatırmış.
Sosyal politikalardaki dönüşümü dünya ve Türkiye’de çeşitli boyutlarıyla ele alan dergi, pasif bir sosyal güvenlik mekanizması olan akrabalık ve hemşehrilik ilişkilerindeki çözülmeyi de ele almış.
Yapılan araştırmalar, zincirleme göç sürecinde akrabalık ve hemşehricilik ilişkilerinin emek piyasalarının temel belirleyenlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. İstanbul gibi büyük kentlerde büyük ölçekli kimya, ilaç, kağıt, cam sanayii ve benzeri işkollarında kökene dayalı bir ağırlık görülmüyor. Fakat enformel diye tanımlanan sektörlerde, köken belirleyici konumda. Kökene dayalı bir yığılmanın yaşandığı sektörlerin başında inşaat ve tekstil sektörü geliyor.
Aynı sektörde farklı hemşehri gruplarının farklı iş yaptıkları görülüyor. Örneğin İstanbul’da konut inşaat sektöründe Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Erzircan, Erzurum, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Bayburt, Batman doğumluların ağırlıklı olduğu gözlemleniyor. Bu göçmen grupları, inşaat sektöründe aynı koşullarda yer almıyor. Bu gruplar arasında Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon doğumluların önemli bir bölümü patron, yani kendi hesabına çalışan statüsündeyken diğer gruplar ise ücretli işçi olarak çalışıyor.
Pasif sosyal güvenlik
Büyük kentlere göçle gelen aileler için hemşehricilik ilişkileri kente yerleşmek ve yaşamın zorlu koşullarını aşmak için bir sosyal güvenlik işlevi görüyor. Enformel ilişki ağlarının kurulmasında belirleyici bir dayanışma ilişkisi olarak ortaya çıkan hemşehricilik ilişkisi, göç edilen yerden taşınan kültürel ve sosyal motiflerin devamlılığının sağlanmasında da işlevseldir.
1980’li yıllarda, sosyal devletin çözülmesiyle birlikte piyasa ilişkileri içinde güvencesizleşen kent yoksul kesimleri için pasif bir sosyal güvenlik mekanizması oluşturan hemşehricilik ilişkileri, kayıt dışı ekonominin gelişmesiyle birlikte değişime uğramıştır. Beslenen umutlar bile değişime uğramıştır. Kayıt dışı ekonominin hem tüketicileri hem de üreticileri haline gelen kesimin işportacılık, köftecilik, inşaat işçiliği yapması; aile işletmesinde ücretli işçi olarak ya da evde çalışma gibi güvencesiz işlerde çalışması nedeniyle ileriye dönük güvenceli iş ve konut edinme hayalleri, yerini kentte tutunma ve ek gelir sağlama zorunluluğuna bıraktı. Doktora öğrencisi Başak Ergüder, yazısında süreci şöyle özetliyor: “Dönüşüme uğrayan hemşehrilik ilişkileri, kent içinde oluşan sınıfsal uçurumlar nedeniyle, kayıt dışı ekonomiden geçimini sağlayan yine gecekondu kesimlerinin toplumsal hayat içinde tehdit halini aldığı ve ‘öteki’leştiği 1990‘lı yıllarda, etkinliğini artırarak sürdürmüştür. Bu yıllarda oluşan ve kısa dönemde oluşması olası gecekondu yerleşimleri açısından bakıldığında, formel ve enformel güvence mekanizmalarından dışlanmış, daha yaşlı ve geleceğe ilişkin umudunu yitirmiş bir kesimin açığa çıkması anlamına gelen değişim, mevcut enformel sosyal güvenlik mekanizmalarının çözülüşünü de beraberinde getirmektedir.“
Dışlayıcı yön
Enformel ilişki ağlarının çözülüşü, sosyal güvenlik mekanizması dışında yer alan kesimler üzerinde iyice yoksullaştırıcı etki yapıyor. Hemşehrilik ilişkilerinin varlığının, bu alanlarda yaşayan bazı gruplar için yerleşme ve devingenlik anlamına gelirken bazı gruplar için dışlayıcılık anlamına geldiğinin altını çizen Ergüder, şunları söylüyor: “Özellikle kadınlar açısından hem üretim içinde hem de hane içi ilişkilerde dışlanma ve daha fazla sömürülmeye zemin hazırlayan hemşehrilik ilişkileri, evde çalışan kadınların çalışma koşullarında ‘minnet’, ‘vefa’ ve benzeri duygusallıkları adeta bir baskı unsuruna dönüştürmektedir. Küçük ölçekli üretimin mantığını oluşturan akrabalık ilişkileri, evde çalışan kadınların, çalışma hayatında oluşan piyasa ilişkilerini görünmez kılmaktadır.”
Bülent Falakaoğlu
www.evrensel.net