UZUN MESAFE

  • Geçen hafta sonu ikincisi yitirdiğimiz değerlerden Dr. Füsun Sayek adına düzenlen Eğitim Hastaneleri Kurultayı ile sağlıkta dönüşümümün eğitim veren sağlık kuruluşlarına etkileri yeniden ele alındı.


    Geçen hafta sonu ikincisi yitirdiğimiz değerlerden Dr. Füsun Sayek adına düzenlen Eğitim Hastaneleri Kurultayı ile sağlıkta dönüşümümün eğitim veren sağlık kuruluşlarına etkileri yeniden ele alındı. Orada ele alınan bazı konuları sizlerle paylaşırken sağlığın öyküsünü de birlikte hatırlayacağız.
    Uzun yıllar SSK Hastanelerinde çalışan bir hekim olarak süreç gözümde yeniden canlandı kurultayda. 2003 yılında Kamu Yönetimi Yasa Taslakları dolaşmaya başladığında Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin yerel yönetimlere devredileceği cümlesi ilk anda benim de çalıştığım SSK hastanelerinde bize yansımayan bir süreç olarak algılanmıştı; öyle ya biz Çalışma Bakanlığı'na bağlıydık. Kamuoyundan eleştiriler yükselmeye başladığında yasa TBMM'den eğitim hastaneleri dışındaki hastaneler olarak çıkmıştı. Çalıştığım SSK eğitim hastanesi çalışanları kendi gelecekleri üzerinden bir kez daha rahatlamışlardı. Hedeflerinden birisi de devrolunan sağlık kuruluşlarının özelleştirilmesi olan yasanın kapsamından bir başka nedenle daha uzaklaşmışlardı kendilerince. Derken yasayı Cumhurbaşkanlığı veto edince herkes rahatlamıştı.
    Üzerinden çok kısa bir süre geçmişti ki tam tersinden bir savla "kamu sağlık kuruluşlarını tek elden yönetmek" adına SSK Hastanelerini Sağlık Bakanlığı'na devredeceklerini söyledi AKP hükümeti. Emek platformunun tüm itirazlarına rağmen Şubat 2005'te devir gerçekleştiğinde aslında yapılan yerel yönetimlere devir kapsamı dışında olan SSK Hastanelerini de kapsama almaktı. Ve arkadaşlarım sadece eğitim hastanesinde çalıştığımız için kısmen korunaklı olduklarını zannediyorlardı yine de. Oysa hükümet vetolu yasayı yedekte tutuyordu sadece.
    Geçen ay "Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı" gündeme geldiğinde fotoğraf daha da netleşmeye başlamıştı. Hükümet yeniden sağlığın desantralizasyonundan" yani Sağlık Bakanlığının görev ve yetkilerinin yerele devrolması gerektiğinden dem vuruyordu. Birden fazla ili kapsayacak şekilde işletme olarak bir araya getirilecek ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının yönetim kurullarına eğitim hastanelerinin eğitim özelliğini kaldırmaktan, hastaneleri ya da binalarını satmaya birçok yetki devrediliyordu taslakta. Üstelik işletme yönetim kurullarının toplam yedi üyesinden beşi İl Genel Meclisi, İl Ticaret Odası ve Valilik gibi yerel birimlerce atanıyordu. Yani yedekte bekletilen Kamu Yönetimi Yasasına gerek kalmadan tüm kamu sağlık kuruluşları hem yerel yönetimlere devrediliyor hem de yasa veto edildiğinde kapsam dışı olan eski SSK hastanelerini de kapsama alınmış oluyordu. Üstelik daha fazlası vardı; eğitim hastaneleri de kapsama alınıyordu. Bu haliyle çıktığında SSK kökenli hastaneleri bir tehlike daha bekliyor. Para dönmeyen hastane olmaktan neoliberel işletme anlayışına evirilmeleri kolay olmayacağından önce eğitim hastanesi özellikleri kaldırılıp sonrasında verimsizliği savlanarak satışa ilk çıkartılan hastaneler olacaklar muhtemelen.
    Sağlık çalışanlarında algıda bu kadar yanıltılıyorsa halk nasıl aldanmasın diyorsanız eğer size bumerangı, hani dönüp ilk atanı vuran silahı hatırlatmak isterim. Aslında benim hastanemdeki hekimlerin bir kısmı da algı eksikliğinden değil öyle algılamak istedikleri için geleceklerini kendi oluşturdukları bumerang havuzunun hedefi haline getirmişlerdi. Tercih ettikleri yanılsama mücadeleyi küçülterek algılarını bumeranga dönüştürmüştü. Bumerangı kullanan sadece onlar değildi bu süreçte, ama bir farkla. Bumerangın yaygın kullanılan anlatımı duran bir kişinin tek bumerang kullanımı üzerine. Bu yazımda ele aldığım boyutuyla bile kamusal sağlık hizmetlerini tek elde yönetmek ve yerel yönetimlere devretmek arasında bir sarkaç oluşturan hükümetin bir yandan sarkaçta dönüp bir taraftan böylece elinde bumeranga dönüşecek süreçten hareketliliğiyle hedef olmaktan kurtulma hesapları her defasında mümkün olamayacağa benziyor. Yani fizik bilgilerini sosyal bilimlerde kullanmaları onları kurtarmaya yetmeyeceğe benziyor. Bunun en somut örneği yaklaşan seçim süreciyle birlikte Temmuz 2007'de yürürlüğe girmesi için Anayasa Mahkemesi'nce yapılması öngörülen düzenlemeleri yapmayarak hükümetin GSS'nı seçim sonrasına ertelemesi. Ve görünen o ki seçim süreciyle birlikte hükümetin sarkaçtan inerek duraksaması bumeranga dönüşen "sağlıkta dönüşümümün katkısıyla mücadelede yeni ufuklar açabilir.
    Dr. Zeki Gül
    www.evrensel.net