EKONOMİ DÜNYASI

  • “Uzun iş günü, ağır iş ve çok az yevmiye...”“Günde 10,5 saat sağlıksız, havasız depolarda çalışma zorunluluğu, çalışma sırasında depo pencerelerinin hiçbirinin açılmaması...”


    “Uzun iş günü, ağır iş ve çok az yevmiye...”
    “Günde 10,5 saat sağlıksız, havasız depolarda çalışma zorunluluğu, çalışma sırasında depo pencerelerinin hiçbirinin açılmaması...”
    “Ağır çalışma koşullarının sonucu olarak ortaya çıkan üretim hatalarından dolayı yevmiyelerin ceza olarak kesilmesi...”
    “10,5 saat çalışmaya karşın ancak bir ekmek parası kadar yevmiye... Bir de bu yevmiye üzerinden kazanç, buhran, muvazene gibi işçilerin sırtına yüklenen vergiler...”
    “10-11 saat çalışma sırasındaki bir saatlik- istirahat saatinin yarım saate indirilmesi, istirahat saatinde toz toprak içinde yenilen yemek, yüzlerce işçiye bir tek küflü maşrapadan su içirilmesi...”
    “Kadın ve çocuk işçilere daha düşük ücret verilmesi, işçilere küfür, hakaret, dayak, kadın işçilere taciz, sarkıntılık...”
    “Aynı işte çalışan işçilere farklı yevmiye verilmesi, patronların işçilere önceden haber vermeksizin işten yol vermesi (kovma)”
    “Ciğerlere dolan nikotin zehiri, hastalıklıklar verem...”
    Yukarıda alıntılanan cümleler, “1930- 1950 Arasında Tütüncüler Tarihi” adlı kitaptan alınmıştır.
    Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı tarafından yayınlanan kitaptaki işçi mektupları, işçilerin hangi koşullarda çalıştırıldığını gözler önüne koyuyor.
    1936 yılında tütün işçileri,
    - aynı işe aynı ücretin verilmesi,
    - günde 8 saat çalışmak,
    - bir saat öğle paydosu,
    - pencerelerin ara ara günde bir saat açılması,
    - içecek iyi su ve temiz maşrapa,
    - istirahat zamanında oturacak, dinleme, dinlene temiz yemek yiyecek masası ve sandalyesi olar yer, talepleriyle eylem yapıyorlar.
    Tütün işçileri ancak 1946 yılından sonra 1948’de sendika kurarak örgütleniyorlar ve Bakanlar Kurulu’ndan aşağıda sıralanan taleplerin Bakanlar Kurulu karı veya kanun çerçevesinde ele alınmasını talep ediyorlar.
    · İşlenmemiş tütünlerin memleket dışına çıkmasının önlenmesi,
    · Tütünün sağlık üzerinde yapacağı tahribat göz önünde tutularak imalathanelerde yeterli aspiratör teşkilinin mecburi kılınması,
    · İşsizlik sigortası kurulması,
    · Erkek ve kadın işçilere eşit ücret ödenmesi,
    · Gebelik hakkını 90 günden aşağı indirilmesi,
    · İşyerlerine yakın çocuk bakım evleri kurulması,
    · Büyük şehirlerde işçilere vesait için paso verilmesi,
    · Sigorta hakkının tüm yıla yayılması
    · İşçiler için deneme süresinin bir aydan en çok üç gün olarak değiştirilmesi,
    · Mevcut İş Kanununun fiilen tatbikinin zorunlu kılınması,
    Aşağıda sıralanan talepler ise ancak Sendika Genel Kurulunda dilek ve temenniler başlığı altında sıralanabilmiştir.
    · Mesleğine taalluk etmeyen mahkumiyetlerden dolayı işçinin işinden çıkarılması,
    · Sigorta primlerinin tamamıyla işveren ve Hükümet tarafından ödenmesi, işsizlik ve ölüme karşı sigorta,
    · İşsizlere asgari iş ücretine eşit ödenek verilmesi, bu ücretin her türlü vergiden muaf tutulması,
    · İşçilerin örgütlenme ve sendika hürriyetinin teminat altına alınması,
    · Grev hakkının tam ve genel olması
    · Çalışma koşullarının ıslahı, kazalara karşı gerekli bilimsel tedbirlerin alınması,
    · Fazla mesaiye yüzde 50 ile yüzde 100 yapılması,
    · İşçilere senelik izin hakkının fiilen tanınması,
    · İşçi ücretleri üzerinden alınan geri vergisi nispetinin yüzde 5’e indirilmesi, asgari ücretin vergiden muaf olması, bilhassa adaletsiz tüketim (dolaylı) vergilerin zorunlu ihtiyaç maddeleri üzerinden kaldırılması,
    Tütün işçilerin 60-80 sene önceki talepleriyle, Mersin Serbest Bölgesinde çalışan işçilerin bugünkü talepleri arasındaki benzerlikler, patronların dün olduğu gibi bugün de daha fazla kâr elde etmek için işçileri en ağır koşullarda, en düşük ücretle ve olmayan sosyal haklarla çalıştırdıklarını gösteriyor. Aynı zamanda, “İş, ekmek, özgürlük” talebi ve mücadelesinin yakıcılığını da...
    Tahir Şilkan
    www.evrensel.net