UFUK

UFUK

  • Bir süredir, “Sayın Öcalan” dediği için aralarında DTP eşbaşkanlarının da olduğu çok sayıda kişi hakkında açılan dava ve soruşturma haberleri gündemden düşmüyor.


    Bir süredir, “Sayın Öcalan” dediği için aralarında DTP eşbaşkanlarının da olduğu çok sayıda kişi hakkında açılan dava ve soruşturma haberleri gündemden düşmüyor. Son olarak Başbakan Erdoğan hakkında da aynı gerekçe ile inceleme başlatılması, herkesi “sayın seyirciler, bu sayın kelimesini olur olmaz kullanmayın, başınıza her şey gelebilir” diye düşünmeye yetti. Bu durumda herhalde en makbul sayın, “sayın başsavcı”, “sayın hakim”, “sayın general”, “sayın komutanım”, “sayın MİT Müsteşarım”, “sayın Emniyet Müdürüm” gibi hitaplar için kullanılanlar. Çünkü en “güvenli” olanı, bugünkü konjonktürde bu görünüyor sayın okurlar!
    Peki bu konularda çok “titiz” (!) çalışan adalet sistemimiz, başka konularda titizlik gösteriyor mu? Örneğin, geçtiğimiz yıl bugün, “sayın güvenlik mensuplarımızın” kurşunlarıyla 14 yurttaşımızın canından olduğu, 600 kişinin gözaltına alındığı, yaklaşık 400 kişinin tutuklandığı Diyarbakır, Mardin ve Batman’daki olaylar karşısında “sayın savcı” ve “sayın hakimlerimiz” ne yaptılar? Anımsanacağı gibi, HPG’lilerin toprağa verilmesi sırasında 11’i Diyarbakır, 2’si Mardin, 1’i de Batan’da olmak üzere 14 kişi “güvenlik” kurbanı olmuştu. Bunların arasında çok sayıda çocuk bulunuyor.
    Bugün bu olaylarının yıldönümü. Diyarbakır’da geçtiğimiz yıl bugün meydana gelen olaylarda, 11 kişinin ölümüne neden olan güvenlik güçleri hakkında açılan soruşturma halen tamamlanmadı. Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Serhat Eren de haklı olarak, “Tek bir dava açılmamış olması, idare ve yargının kolluk kuvvetlerini kolladığını göstermektedir” diyor.
    Diyarbakır olaylarında 7 yaşındaki oğlu Enes Ata’yı kaybeden Selamettin Ata, aradan geçen zamana karşın yetkililerin kendilerini ziyaret etmediğini anlatıyor: “Devlet esnafın camlarıyla ilgilendi. Biz canlarımızı kaybettik ama bununla kimse ilgilenmedi. Canları önemsemedi devlet.” Aynı olaylarda 17 yaşındaki oğlu Mahsum Mızrak’ı kaybeden Besra Mızrak, tepkisini “Sorumlular cezalandırıldı mı, atılan hiçbir adım oldu mu?” sözleriyle dile getiriyor.
    Aslında her iki durum, yani “Sayın Öcalan” ifadesini kullananlar hakkında açılan dava furyası ile 28 Mart olaylarında güvenlik güçlerinin kurşunları ile can verenlerin çok kolaylıkla “göz ardı” edilmesi, birbirini tamamlar nitelikte. Her ikisi de hakim güvenlik devleti kriterlerimizle ölçüşüyor. Her ikisi de “terör mücadele” konseptinin doğal uzantıları. Ve her ikisi de şu gerçeği bir kez daha kanıtlıyor: Askeri darbelerle demokrasinin kesintiye uğratılmasının bir gelenek olduğu ülkemizde, son bir yıldır Türkiye, yeniden bir darbe sürecinin doğal ikliminin içine doğru çekiliyor. “Güvenlik” adına her şey mubah, ama özgürlük adına söylenecek tek bir kelime bile çok kolaylıkla mahkum edilmenize neden olabilir.”
    Gündem ve Yaşamda Gündem gazetelerinin kapatılmasının ardından yayına başlayan Güncel gazetesine de doğal yayım hakkı tanınmaması, dağıtım şirketine baskı yapılarak gazetenin dağıtımının engellenmesi ve yine Azadiye Welat gazetesinin de yine bu süreçte kapatılmış olması, aynı darbe hukuku özelliklerinin birer göstergesi sayılmalı.
    Vicdanını bu “güvenlik terörünün” baskısı altında kaybetmiş olmayan aklı başında herkes, bu süreçten haklı bir endişe duyacaktır, duymalıdır da. Bu tür uygulamaların sahipleri, çok açık ki bu ülkede Türklerle birlikte kendi kimliğini, kültürünü özgürce ifade ederek eşit, demokratik haklarla onurlu bir yaşama açık olan Kürtleri, Kürt milliyetçiliğine doğru savuruyor. Ayrılma duygusu, ancak ayrılırsa yakasını kurtarabileceği hissi, sistemli bir biçimde pompalanıyor.
    Düz ovada siyaset yapabilme imkanı kalmayan Kürt ne yapsın?
    Bunun, hem Kürt hem de Türk gençlerine, kanlı bir gelecekten başka bir şey vaat etmediği bilindiği halde, dayatılan bundan başkası değil.
    Türkiye’nin emek ve demokrasi güçleri, aydınları, bu gidişe dur demek için kendilerini bugün, dünden çok daha fazla sorumlu saymalıdır.
    Fatih Polat
    www.evrensel.net