28 Mart 2007 00:00

Sendikacılar emek hareketini tartışıyor - 3

Emek hareketinin yükselişe geçmesi için işçiler siyaset yapmalı diyen sendikacılar, işçi sınıfının önünün açılması gerektiğini dile getirdiler

Paylaş

İstanbul, emek hareketinin merkezi durumunda ama bu dönem açısından İstanbul’da da bir durgunluk var. Bu sorunların içinde nasıl bir çıkış bulunacak?
Haber-İş 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu:
Sendikal hareketin yükselmesi için neler yapılması gerektiğini bir Başkanlar Kurulu’nda konuşmuş değiliz. Dışarıya konuşmaya gelince şöyle yaptık böyle yaptık. Ama içimizde tartıştığımız zaman “kardeşim siz Türk-İş’in bütünlüğüne aykırı hareket ediyorsunuz. Disiplin kurulları işler” deniyor. Sorunları, sendikaların içinde tartışmalara açmamız gerekiyor.
İstanbul’da işçi hareketi son birkaç yıldır bir gerileme içinde. Bunu özelleştirmelerle, iç sorunlarla ifade edebilirsin. Ama biz sorunları bürokrasi ile çözme yolunu terk etmezsek İstanbul sessiz kalmaya devam edecek. Sendikacıların kendilerine olan güvensizliğini aşması gerekiyor. Kongrelerde işçi hazır değil diyoruz. İşçi hazır oluyor sendikacı hazır olmuyor. Eğer biz işçi hazır değil dersek, Dandy’deki, İbrahim Ethem’deki, Akyıl’daki, Mersin’deki eylemleri görmemiş oluruz. İşçilerin genelinin asgari ücret ile çalıştığı bir ülkedeyiz. Evet canları burunlarında. O zaman işçilerin önlerini açalım. İstanbul’da 5-10 şubeyiz diyoruz ya. Evet 10-20 binin çıkması gerektiği yerde biz bin işçi ile sorunları aşamayız ama unutmamak gerekir ki her hareket böyle başlar. Yani 89-95 eylemleri de böyle başlamış ve genişlemiştir.
Türk-İş yöneticisi geliyor buraya hükümetle şu aşamadayız diyor. Türk-İş olarak biz barajlar sıfır olsun dedik, DİSK, Hak-İş yüzde 5 olsun dediler diyor. Dışarı çıkıyoruz DİSK biz barajlar kalksın dedik Türk-İş yüzde 5’i savundu diyor. Sendikalar, mevcut dar örgütlerin içindeki rekabetten vazgeçmelidir. Sendikalar hemen bir araya gelip şu şu taleplerimiz koşulsuz kabul edilmelidir diye Meclis’e dayanmalı. Önümüzde seçimler var. Emekçilerin taleplerini kabul ettirebilecekleri bir süreç içindeyiz. Talepler etrafında şubelerin kitlesel bir eylemi örgütlenirse İstanbul’un merkez olma özelliğine geri döneceğini düşünüyorum.
Çıkış yollarının bir tanesi de Türk-İş yönetiminin tümünün değişmesidir. Geçtiğimiz 4 yılın değerlendirmesi bütün işçilerle yapılmalıdır. Bakın Türk-İş kongresinde delegeler şube başkanı düzeyinde. Evet işçiler kendileri bulunduğumuz yeri değerlendirerek beni şube başkanı seçebilir. Ama Türk-İş için düşünceleri farklıdır. İşçilere adaylık yolu kapalı, konuşma yolu kapalı, seçilme yolu kapalı. Bu değişmeli. İşçi sınıfının siyasallaşmasının önünü açmak gerekiyor. Biz siyasallaşamadığımız sürece işçilerin lokal sorunlarını çözmenin dışına çıkamayız. Sendikacı hangi partili ise onu destekleyin. Böyle bir şey olamaz. İşçiler bu tartışmayı gündeme getirmeli ve her türlü platforma taşınmalıdır.
Belediye-İş 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Ayrılmaz:
Sürekli kan kaybeden, sermaye sınıfının burnundan kıl aldırmadığı bir süreç gelişmişse bunun nedenini kendimize sorarsak ilerisini için olumlu adımlar atmış oluruz. 30 yıldır bu sendikaların başında duran insanların dürüstçe, Türkiye işçi sınıfına bir özeleştiri vermesi gerekiyor. Bununla birlikte yeniden yeni işçi özelliklerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir sendikaların. Bunlar, yeniden Türkiye işçi sınıfı içinde sendikalara güveni tazeleyecektir. Sermayenin kollarında sendikacılık yapılmaz. Şimdi bu söylediklerimizi düşünürler mi bilmem, kendi bildiklerini yapacaklarını düşünüyorum. Şapkalarını önlerine koyup düşünmeliler. Üye sayımız düşüyor. Sendikal hareket, örgütlenme üzerinden yeniden yapılanmalıdır. Bilmiyorum kaç sendikanın örgütlenmek için bütçesi var, kaç sendikanın eğitim için bütçesi var. Türk-İş örgütlenme kararı aldığı zaman herkesin yüreğine bir su serpilmişti.
İşçinin örgütlenmesi yasal hakkı ama kullandığında işten atılıyor. Sendikal hareket bunu bir dayanışma ruhu ile ortaya koymuyorsa, kaybediliyorsa o mücadele, toplusözleşme de kaybediliyor, yetki de kaybediliyor. Taban eğitimden geçirilmeli ve yeni örgütlenme modelleri geliştirilmelidir. Milyonlarca asgari ücretlinin olduğu ülkemizde eğer sendikaya üye yapamıyorsak sorun bizde.
Hükümete örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması için bir program dayatılmalı. Eğer örgütlenme önündeki sorun kalkarsa sendikaların üye sayısı milyonlara vurur.
Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar:
Biz eğer sendikal hareketi yükselteceksek, tabandaki işçilerin sorunlarını çözeceksek, önce önümüzdeki yasal engellerin ortadan kalkması için mücadele etmeliyiz. Mesela iki dönemdir toplusözleşmelere giremeyen iş yasası hâlâ değişmiyorsa bunun nedenini kendimizde aramamız lazım. Sesini yükselttiğin anda kıdem tazminatı fonu deniyor. Sendikalar bankalardaki paraları bekletmek yerine sendikal hareketin sıkıntıları çözmek için kullansalar birçok sorun ortadan kalkar. Kamuda 320 bin işçi var diyoruz. Bu işçileri organize edip birlikte hareket ettiremiyorsak özeleştiri vermek lazım.
Tez Koop-İş 1 No’lu Şube Başkanı Gürsel Doğru:
Hüseyin başkan örgütlenme ve eğitim dedi evet çok doğru. Türk-İş kongresinde örgütlenme kararı alındı. Biz örgütlenme konusunda diğerlerine göre biraz daha öndeyiz. Türk-İş’ten yardım gelmedi diyemem, işten atılan arkadaşlara bir iki kez 100 YTL’lik bir yardım yapıldı. Kongrede örgütlenme kararı çıkarken, işçi havzaları denmişti. Evet bence de çalışma hayatının merkezi olan yerlerde işçilerin yoğun gelip gideceği, işsizlerin gelebileceği işçi evleri oluşturmak gerekiyor. Örgütlenme ekonomik olarak da bir sorun. Noterlere verdiğimiz parayı örgütlenmeye kullansak 3-4 kat daha çok örgütleniriz. Bu dönem 1 trilyon noterlere para vermişizdir. Ama Türk-İş içinde noter şartının kaldırılmasını istemeyen başkanlar var.
Toplumsal muhalefetin olmadığı bir yerde işçi sınıfını buradan ayrı düşünemezsiniz. Böyle olunca işçi seni ekonomik haklarını alan bir kurum olarak görüyor ve iyi sözleşme yaparsan iyisin, yapamazsan kötüsün. Toplumsal muhalefetin canlı olmadığı, duyarlılığın olmadığı yerde emek hareketi de düşer. Siyasallaşmak gerekiyor. Sendikalar üzerinde hâlâ siyaset yasağı var. Bir sendikacı bir partiden aday olduğu zaman işçilerle, sendikalarla bağları koparılıyor o zaman ne oluyor Meclis’te işçinin değil partisinin sesini yükseltiyor.
Levent başkanın dediği gibi işçilerin kendi siyasi partisi olmalı. Ama bugünün koşullarında Türkiye buna uygun değil. Çünkü geleneklerinden kopmamış işçiler. Köyünden Demokrat Partili olarak gelmiş işçi olmuş ama yine aynı. Siyasallaşamamış. Genel kurullarda yeniden yapılanma kararları alınmalı ve Türk-İş kongresini seçimler öncesine alarak buradan işçilerin taleplerini karşılayacak bir partinin desteklenmesini genel kurul kararı olarak çıkartmalıdır.
Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm:
Sendikaların bugün daralmasının nedeni kendi sorunları dışındakilerle ilgilenmemeleridir. Ülkedeki demokratikleşme mücadelesine katılmamalarıdır. İşçilerin bütün yaşamsal alanlarına müdahale etmelidir. Gazetesiyle, televizyonuyla. Toplumun siyasallaşması, emek hareketini de yükseltecektir. Peki bu nasıl olacak, gerçekten inanan insanlar bu sürece katkıda bulunarak, hızlandırarak olacaktır. Yoksa birini diğerinin karşısına koymak değildir. Siyasallaşma noktasında gösterilecek çaba, örgütlenmede ise bütün yaşam alanlarına nüfus etmek lazım. Bence de işçi evleri olumlu bir adım olur.
Tek Gıda-İş 10 No’lu Şube Başkanı Muzeffer Dilek:
Her şey herkes eleştirilebilir olmalıdır. Türk-İş’i çok eleştiriyoruz. Keşke DİSK’ten Hak-iş’ten birileri de burada olsaydı da onları da eleştirseydi. Emek hareketinin gerilemesinin tek sorumlusu Türk-İş değildir.
İşçi sınıfının siyasallaşması gerektiği hep söyleniyor ama hiç yapılmıyor. Bu yapılıyor, örneklerini dünyada görüyoruz. Ben şundan korkarım, işçilerin çoğunluğunda olduğu bir Meclis’te IMF’nin ABD’nin dayatmalarıyla kendi aleyhlerine yasaları onaylamalarından. Mesela işçi sınıfının dağlara taşlara Karaoğlan yazdığı Ecevit gelin görün ki bu ülkeye Kemal Derviş gibi bir adamı kazandırdı. Sanki birileri, kendi tabanının zıt olduğu şeyleri yaptırıyorlar partilere. İşçinin arasına girdiğin zaman onların dertleri var. Sendika beni kurtaracak diye bekliyor. Gelirleri asgari ücret olunca, siyasal olarak sömürülüyor. Yarım kamyon kömürle oyunu alıyor. Cem Uzan bunun bir örneğidir telefon vererek, yarım ekmek tavuk dağıtarak yüzde 7 oy alabiliyor. Çıkış aşağıda. Çözüm birlikle olmaktan, yan yana durmaktan geçiyor. Siyasi olarak aynı olmaya biliriz ama sınıf mücadelesinde, hak savunurken yan yana durmak çok önemli.
Bu arada biz İkitelli’de bir işçi lokali kurduk. Sadece Dandy işçileri değil birçok işçi geldi. Sorunlarımızı anlattık sorunları dinledik. Çok faydalı, bence de bu yaygınlaştırılmalıdır.
YARIN: Demokrasi işçilerin sorunu
Hazırlayan: Gökhan Durmuş
ÖNCEKİ HABER

Baharı festivalle karşılıyorlar

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa