Şiir adalarında kadın sesleri

99. Kat Şiirleri (2005) İsmet KürKitabı Everest Yayınları’ndan çıkan Kür, yirmi bir yıl öğretmenlik, dört yıl kültür ateşeliği ve öğrenci müfettiş yardımcılığı yaparak yaşamını eğitime adamış bir şair-yazardır.


99. Kat Şiirleri (2005) İsmet Kür
Kitabı Everest Yayınları’ndan çıkan Kür, yirmi bir yıl öğretmenlik, dört yıl kültür ateşeliği ve öğrenci müfettiş yardımcılığı yaparak yaşamını eğitime adamış bir şair-yazardır.
1916 yılında İstanbul’da doğan İsmet Kür, özellikle çocuk öyküleri yazmış ve çocuklara yönelik bilimsel çalışmalar yapmıştır. Yazarın on sekiz adet çocuk; araştırma, öykü, şiir ve anı türünde ise sekiz kitabı bulunmaktadır.
99. Kat Şiirleri, 1940-2005 yılları arasında yurtiçi ve yurtdışında yazılmış şiirleri içermekte olup şairin, iç ve dış dünyası arasındaki gidiş gelişlerden ördüğü bir yansımalar bütünüdür. “Dünya adlı bir oyuncağım var/Satın almadım/Elimin emeğidir./Gecelerine/ Yıldızları kendim işledim bir bir,/Kendim verdim renkleri/Taşına toprağına./Elimle yerleştirdim,/Şuraya orman koydum,/Şurasına bir şehir./Denizler satın aldım cimri okyanuslardan,/Rastgele yerlerine/Akarsular bıraktım/Ve/ Kuklalar yarattım/İpleri parmağımda.” dizeleriyle yapılandırdığı “Dünya Adlı Oyuncak” şiiri, şairin tüm ürünlerine dolaylı ya da dolaysız olarak yayılan kıvrak zekanın örneğini oluşturur.
Değişik kültürlerin büyüttüğü ufukta; sanata, (özelde şiire) geniş bir pencereden bakan ve hayatı bütünlüklü algılayan İsmet Kür’ün içtenlik ve derinlik kazandırdığı şiirlerini, severek okuyacaksınız.

Ateş Biletleri (2006) Melahat Babalık
Daha önce “Elimi Güneşe Verdim” ve “Kış Hüzünleri” adlı iki şiir kitabı bulunan şairin, bu yeni kitabı Sona Yayınları eliyle okuyucuyla buluştu.
1942 yılında Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Işıklı köyünde doğan Babalık, 1983 yılından bu yana şiir yazıyor. “Yazarsam kül yanım dökülür/ Susarsam gök mavisi gülüşümüz yıkılır avlularda/Bağışla, yalandan sığınaklar edindik/Okula gider gibi ölüm sessizliği/ Arkasından silahların ayak sesleri/Nasıl öğrendik günübirlik/ Geçmeyi zamandan,” dizeleriyle oluşturduğu “Kirli Yangın” ve kitabın adını taşıyan “Ateş Biletleri”, Sivas kıyımını doğrudan konu alan şiirler.
Melahat Babalık şiirine süreç içinde baktığımızda, her yeni ürününün öncekileri aşarak yol aldığını görüyoruz. Bunun dışında şiirde konu edindiği yaşam alanlarının (İstanbul, Kepirtepe Köy Enstitüsü, Zap Boyları, Kadıköy, Karabük gibi) genişleyerek toplumsal olaylara uzandığına tanık oluyoruz. Sözcüklerde yaptığı doğru seçim ve kullanımla “Etekistan” şiirinin: “Dönüp durur başınızda lekeli bir bulut/Gök gürültülü sakıncasız saydığınız/Bıraktığın küflü şalgam lekesi/Elinin kiri olan etekistan// Can yokuşa, ten azıya çekilmiş/ İflah olmaz etekistan halleri/Gidip gidip içimize dönülen/Bölünüp parçalara kıyıldığımız// Büyür kendince erguvan, ateşe sürgün/ Çözülür gecenin düğmesi/Ötesi yasak,” dizelerinde olduğu gibi söylemine zenginlik ve yeni bir tını kazandırıyor.
İnsan ve insana ilişkin değerlerin göz ardı edilmediği Melahat Babalık şiirinin sıcak rüzgarına bırakın kendinizi. Rize’den İstanbul’a uzanan ve içinde sizin de yer aldığınız acılı-sevinçli fotoğraf kareleriyle karşılaşacaksınız.

Kırmızıda Buluşma (2006) Dilek Yılmaz
Destek alıp dayanışma içinde olunsa da hiçbir kişi, kurum ya da kesim, kendi sorunlarını başkasına ihale edemez. Konumuz bağlamında kadın sorunu, öncelikle kadınların sorunudur.
İnsancıl Yayınları’ndan ilk kitabı çıkan Dilek Yılmaz, bu gerçeğin bilincindeki bir şair olarak “Ayağa Kalkan Kadın” bölümünde kadını ve sorunlarını işlemiş. “Bir güzel söz duymadı babamdan/Kendini bildi bileli./İşte, bundan dolayı/Çamaşır yıkamakla bir tuttu/ Kocasıyla aynı yatağa girmeyi//… Hep zamanında kurduğu sofrada,/ Acısını akıttı bardağa/Su yerine./Balkondaki çiçeklerin/Ağladığı duyuldu/Usul usul…” dizeleriyle önce annesini görüntülüyor Yılmaz. Sonra, anneliği yerel ve evrensel boyutlarıyla ele alıp Ebu Garibli, Iraklı annelerin acılarını, sömürü düzeni ve işgalle bağlamlayarak işliyor.
Kitabın “Aşkla Güzelleşen İnsan, Yaşamdan Sesler, Düşlerimiz” bölümlerindeki şiirler de “Çağırışım” şiirinin; “Sen;/Soru soran/ Çocuk…/Yalansız dünyayı/Çağrıştırıyorsun bana// Yaşadığımız çağ;/ Soru sormayı/Yasakladı bize./Sen;/Sorularla bakıyorsun/Yeryüzüne” dizelerinde görüldüğü gibi hayatın içinden yükselip insanı, çocuk öznesinde umudu güzelleyen şiirler.
Önsözünü Berrin Taş’ın yazdığı kitapta yer alan şiirleriyle yüreğini ve kalemini toplumuna adamış bir şair olarak okuyucu karşısına çıkıyor Dilek Yılmaz. Yeni çalışmalarının daha sağlam, teknik ve estetik temel üzerinde yükseleceğine inanıyorum. “Kırmızıda Buluşalım” kitabında yer alan şiirleriyle Dilek Yılmaz’ı tanımak, okuyucu için bir kazanım olacaktır.
Güngör Gencay
www.evrensel.net