Alman solunda birleşmeye bir adım daha

Sol Parti.PDS (Demokratik Sosyalizm Partisi) ile Emek ve Toplumsal Adalet Partisi-Seçim Alternatifi (WASG) arasında 2005’teki genel seçimlerde başlayan birleşme sürecinde bir adım daha atıldı.


Sol Parti.PDS (Demokratik Sosyalizm Partisi) ile Emek ve Toplumsal Adalet Partisi-Seçim Alternatifi (WASG) arasında 2005’teki genel seçimlerde başlayan birleşme sürecinde bir adım daha atıldı.
WASG kongresine 398 delegenin hemen hepsi katıldı. Kongre, parti programının değiştirilmesi yönünde verilen önergelere bağlı olarak canlı bir hava içinde gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını Kuzey Ren Vestfalya Teşkilatı Sözcüsü Katharina Schwabedissen yaptı. Schwabedissen uzun süre alkışlanan konuşmasında, “Aramızda farklılıklar var ama karşıtlık yok. Parti kongremizden açık bir mesaj vermek zorundayız: Kapitalizm tarihin sonu olmayacaktır!” dedi.
‘Sendikalar SPD’den kopacak’
Daha sonra Yürütme Kurulu adına konuşmalar yapıldı. Klaus Ernst, WASG’nin üç yıl içinde inanılmaz bir güç haline geldiğini, 3 Haziran 2005’te PDS ile birleşme kararı aldıklarını, 8 ay sonra ise yüzde 8.7 oy oranıyla parlamentoya girdiklerini söyledi. Sendikaları Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden (SPD) kurtarmaya başladıklarını kaydeden Ernst, Bavyera Alman Sedikalar Birliği (DGB) teşkilatının, SPD’li politikacıları 1 Mayıs eyleminde konuşturmayacağını açıkladığını hatırlattı.
Parti programıyla ilgili önerilerin görüşülmesi sırasında heyecanlı tartışmalar yaşandı. Hükümetlere katılmada parti programının temel alınması, BM kararına rağmen askeri müdahalelere karşı çıkma, özelleştirmeye ve kârı esas alan üretime karşı çıkılması konusunda ezici çoğunluk önergeleri kabul etti. Delegeler, işçi düşmanı Hartz yasalarının iptal edilmesi talebini programa yazdırdılar. Emeklilikle ilgili olarak da programda “60 yaşından itibaren hiçbir kesinti olmadan emekli olma” değişikliği yapılması kararlaştırıldı. Delegeler parti yöneticilerinin, bu kararların Sol Parti.PDS tarafından kabul edilmesi için ısrarlı olmasını istedi. (Dortmund/EVRENSEL)
Birleşme haziran ayında
Dortmund’daki Westfalenhalle’de ayrı ayrı salonlarda paralel yapılan kongrelerde, kurulacak “Die Linke” (Sol) partisinin programı ayrıntılı olarak tartışıldı.
Sol Parti.PDS Başkanı Lothar Bisky kongrede yaptığı konuşmada, Almanya’da güçlü bir sol partiye ihtiyaç olduğunu söyleyerek “Bir kez daha böyle bir şansı yakalamamız zor olur” dedi.
Sol Parti.PDS kongresinde yurtdışına askerlerin gönderilmesi, Berlin’de izlenen özelleştirme yanlısı politikalar ve “tarihsel geçmiş” konusunda tartışmalar yaşandı.
Kongrede, partinin hedefi “demokratik sosyalizm” olarak belirlendi. Ancak geçmişte yaşanan sosyalizm ile mesafe koymak için kullanılan “demokratik sosyalizmin” içeriğinde özel mülkiyete geçen kamu mallarının tekrar kamulaştırılması gibi temel istemlerin olup olmayacağı belli değil. Bazı delegeler, bu konuda Latin Amerika’daki gelişmelere bakılarak oradan öğrenilmesi gerektiğini dile getirdiler. Ayrıca partinin sosyalist kimliğinin de korunması istendi.
Kongrelerde ayrıca, yeni partinin başka bir parti ile eyalet ve federal düzeyde koalisyon ortaklığı yapmasının asgari kurallarının belirlenmesi gündeme alındı. Sol Parti.PDS Genel Başkanı Bisky açılış konuşmasında, Berlin’de partisinin yürüttüğü özelleştirme politikalarını savundu. Söz alan delegelerin bir bölümü ise özelleştirmelerin yapıldığı bir hükümette yer alınmaması gerektiğini ifade ettiler.
Sol Parti.PDS’de delegelerin yüzde 84.7’si, WASG’de ise delegelerin 86.4’ü birleşmeyi kabul etti. Bu karar, 30 Mart-18 Mayıs tarihleri arasında üyeler arasında oylamaya sunulacak. Referandum şeklinde yapılacak oylamanın sonucu, nihai kararı ifade edecek. 17 Haziran’da ise Berlin’de yeni parti “Die Linke”nin kuruluş kongresi yapılacak. (Dortmund/EVRENSEL)
‘Parlamento dışı muhalefetle bağ güçlü olmalı’

Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Nele Hirsch, Sol Parti.PDS ile WASG arasındaki birleşme süreci konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

Sizce her iki partinin birleşmesi Almanya’daki politik dengeleri nasıl etkileyecek?
Ben bu birleşmeyi çok önemsiyorum. Almanya’da yeniden güçlü bir solun oluşmasını sağlayabilir. Bu birleşme, özellikle hükümet tarafından emekçilere karşı sürdürülen politikalara karşı bir merkez olması bakımından anlamlı. Eğer bu yapılabilirse, gerçekten güçlü bir solun yaratılması sağlanabilir. Ben bu birleşmeyi, sadece her iki partinin birleşmesi olarak değil ülkedeki bütün sol güçlerin birliği olarak değerlendiriyorum.
Yeni partinin, iki partinin toplamından fazla anlamı olduğuna mı inanıyorsunuz?
Evet. Yeni partinin toplumda ayrı bir hava yaratacağını, bundan ötürü gücünün her iki partininkini aşacağına inanıyorum.
Ama bazı arkadaşlarınızla birlikte “Antikapitalist Sol” adı altında bir inisiyatif başlatarak kurulacak yeni partide olması gerekenleri sıraladınız. Siz nasıl bir “yeni Sol Parti” istiyorsunuz?
Biz açıkça, yeni partinin programının antikapitalist olmasını istiyoruz. Özelleştirmeye, savaşa karşı net tutumun olduğu bir program temel amacımız. Sol Parti içerisinde bazı kesimler, hükümet ortaklığında izlenecek politikaları önüne geçiriyorlar. Biz, prensiplerin ve sol politikanın egemen olduğu ortaklıklardan yanayız. Aksi takdirde solun inandırıcılığı kalmayacaktır.
Berlin’deki gibi koalisyon ortaklıklarına karşıyız. Ayrıca biz, parlamentodan değil ancak toplumla birlikte değişimin sağlanabileceğine inanıyoruz.
Birleşme sonrasında Berlin’deki parti örgütünün politikasında bir değişimin olmasını bekliyor musunuz?
Umarım bazı şeyler değişir. Bana göre bazı şeyler değişmek zorunda. Bütün Almanya’nın güçlü bir solu için bunun olması gerekiyor. Berlin’de bugüne kadar sürdürülen politikalar aynen devam ettiğinde, parti içerisinde büyük bir kargaşa çıkar.
Sol Parti’nin sosyal hareket, sendikalar ve göçmen örgütleriyle ilişkisi nasıl olacak?
Parlamento dışı muhalefet ile güçlü bağlar olmalı. Daha doğrusu Sol Parti, sosyal hareketin kendisinin toplamını ifade etmeli. Bunu yapabilmesinin önkoşulu ise Berlin’de olduğu gibi politikalara imza atmamasıdır. Örneğin sendikalar ile işbirliği öngörülürken dükkanların açık tutulma süresinin uzatılması onaylanamaz. Çünkü sendikalar bunu kabul etmiyor. Aynı şekilde sosyal hareketin büyük bir bölümü özelleştirmeye karşı çıkarken Sol Parti konutları özelleştirmemeli.
Bütün bunları içeren bir tartışma süreci parti tabanında yaşandı mı?
Birleşme sürecinde yeterli tartışmanın yapıldığına inanmıyorum. En büyük endişem de bu. (Köln/EVRENSEL)
Semra Çelik - Yücel Özdemir
www.evrensel.net