ARA SIRA

ARA SIRA

  • AKP Hükümeti, reform adı altında sağlık alanını tamamen özelleştirme hedefine yasa, yönetmelik ve genelgelerle devam ediyor.


    AKP Hükümeti, reform adı altında sağlık alanını tamamen özelleştirme hedefine yasa, yönetmelik ve genelgelerle devam ediyor.
    11 Mart’ta SES, TTB, TDB ve Dev Sağlık-İş tarafından Ankara’da yapılan, meslek ve kitle örgütlerinin de katıldığı “Sağlık Haktır” mitingi ve ardından TTB ve SES’in 14 Mart’ta gerçekleştirdiği g(ö)rev eylemi ile sağlık emekçileri, hem kendi taleplerine hem de halkın sağlık hakkına bir kez daha sahip çıktılar. Dört örgüt olarak ilk defa birlikte iş yapılması açısından da olumlu olan mitinge; sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katılım düzeyi, sağlık hakkının sağlıkçılara havale edildiğini bir kez daha gösterdi.
    Oysa SES ve TTB’nin 2003 yılından beri kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı verdiği mücadele, sağlığın piyasalaştırmasını geciktirse de durdurmaya yetmemiştir. Tek başına yetmeyeceği, bugüne kadar birçok platformda ifade edilerek birleşik mücadeleye dikkat çekilmiştir.
    11 ve 14 Mart göstermiştir ki Sağlık Bakanı’nın tüm kışkırtmalarına rağmen halk, sağlıkçıların, sağlık hakkının yanında olmuştur. Sağlık emekçileri de tüm tehdit ve baskılara karşın taleplerine sahip çıkmıştır.
    Peki işimiz bitmiş midir? ‘Biz görevimizi yaptık’ diye rahatlayabilir miyiz? Ya da “sağlık hakkı” mücadelesi sağlıkçılara havale edilmeye devam mı edilecek?
    Ne halkın sağlık hizmetine ulaşımında, ne de sağlık emekçilerinin koşullarında olumlu değişiklikler olmadığına, aksine yeni yasalar, yönetmelikler, genelgeler hazırlandığına göre daha işimiz çok.
    AKP Hükümeti ve Sağlık Bakanı durmadan çalışıyor!
    Hastanelerin İşletmeler Birliği’ne dönüştürülmesi için hazırlanan yasa taslağı TBMM’ye gönderildi
    2007 yılı için 10 il daha aile hekimliğinde pilot ilan edildi.
    Hastanelerin laboratuvarları, görüntüleme merkezleri, ameliyathaneleri çalışanlarından habersiz parça parça satışa çıkarılıyor.
    Sağlık Bakanlığı, satışta o kadar sınır tanımaz ki yayınladığı genelgenin taşerondan sağlık personeli alınmasına olanak tanıyan maddesinin, SES’in açtığı dava sonucu yürütmesinin durdurulmasının hemen ardından genelgeye yeni bir madde ekleyerek mahkeme kararını geçersiz kılmaya çalışıyor.
    Sağlık emekçileri memur, işçi, sözleşmeli, vekil, çakılı sözleşmeli, maliye vizeli vb. çok farklı statüde ve çok farklı ücretlerle uzun saatler çalışmaya devam ediyor. İşyerleri ellerinden alınarak meslek ayrımı yapmadan, iş güvencesiz ve kadrosuz çalışmaya mahkum edilmek isteniyor.
    Halka ise “ne kadar para o kadar sağlık” dayatılıyor.
    Hükümetin seçim korkusu ile ötelemeye çalıştığı, Anayasa Mahkemesi’nden dönen SSGSS Yasası’nın çıkarılması için IMF, baskı yapmaya devam ediyor.
    Yukarıda bir kısmına yer verilen Sağlık Bakanlığı icraatları; önümüzdeki dönem işyeri yetkilerini de hedefleyerek en az onlar kadar çalışmamız gerektiğini, hiçbir ayrım yapmadan örgütlenerek birleşik mücadeleyi örmemizin zorunlu olduğunu yeniden gösteriyor.
    Bu görevin sahibi, sadece sağlık emekçileri olamaz. Bizi bekleyen tehlikeleri, yapılan uygulamaları her gün anlatarak emekçileri sürekli uyararak ve bilgilendirerek tepkilerini örgütlemek, başta işçi ve memur sendikaları olmak üzere tüm emekten yana örgütlerin görevidir.
    Sağlığımızla, iş güvencemizle, geleceğimizle oynayanları “Sağlıkta Yıkım” politikalarının altında bırakmak, “herkese eşit, ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti” hakkını almak için birleşik mücadeleye!..
    (*) SES MYK Üyesi
    Şükran Doğan*
    www.evrensel.net