Fotoğraf: Evrensel

JİN û JîN

  • brUluslararası Af Örgütü (UAÖ), Sudan’da, zina yaptıkları iddiasıyla recm cezasına çarptırılan iki kadının cezasının durdurulması için acil eylem çağrısı yapıyor. 22 yaşındaki Sadia Idriss Fadul, Batı Sudan’ın Darfur bölgesinde Fur etnik grubundan.


    Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Sudan’da, zina yaptıkları iddiasıyla recm cezasına çarptırılan iki kadının cezasının durdurulması için acil eylem çağrısı yapıyor. 22 yaşındaki Sadia Idriss Fadul, Batı Sudan’ın Darfur bölgesinde Fur etnik grubundan. 23 yaşındaki Amouna Abdallah Daldoum ise Tama etnik grubunun bir üyesi.
    Sudan’da görülen yargılamada duruşmalar Arapça yapılıyor ve kadınlara herhangi bir şekilde tercüman verilmiyor. Avukatları da bulunmayan iki kadın, ana dilleri Arapça olmadığı için kendilerini savunmuş olmaları beklenemez. Bu yargılamalar adil yargılanma hakkına aykırı. Yargılama adil olsaydı bile, modern toplumda, recm cezası ve zina suçunun kabul edilmesi mümkün değildir. Recm cezası insanlık dışı, utanç verici bir ceza. Hem mağdurları, hem cellatları için.
    Recm cezasına çarptırılan genç kadınların çocukları da var ve çocuklardan biri de annesi Fadul’la birlikte hapishanede.
    Uluslararası Af Örgütü, herkesi Sudan hükümetine mektup göndererek, recm cezalarının durdurulması ve adil yargılanma hakkını talep etmeye çağırıyor. UAÖ, çeşitli yerlere, sivil toplum örgütleri merkezlerine vs. acil eylem kutuları koyarak, mektupları topluyor. Lütfen bu kutuları es geçmeyin, Sudanlı kadınların sıradan yaşamları için bir şans yaratabilirsiniz…
    Irak’ta, işgal süresince, kadın haklarında daha geriye gidildiği görülüyor. Bir yandan işgal güçlerinin, kadınlara karşı siyasal şiddetin bir unsuru olarak işlediği tecavüz ve cinsel işkence suçları var… Bu yüzden, Irak hapishanelerine giren kadınlara aileleri de sahip çıkmıyor. Son zamanlarda bu durumun değiştiği, tecavüzün direnişe karşı işlenen bir suç olduğu ve direnişçi kadınlara saygı duyulduğuna dair değerlendirmeler de var. Ancak bu durumun ne kadar yaygın olduğunu söylemek zor. Son olarak Iraklı 3 kadın, direniş eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle idama mahkum edilmişlerdi.
    Öte yandan Irak’ta kadınlara karşı kendi kabilesinden, akrabalarından yönelen tecavüz ve şiddet de büyüyor.
    Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyon (UNAMI) 2006 raporunda, ülkenin orta ve güney bölgelerinde kadın haklarının ciddi oranda erozyona uğradığına dikkat çekiliyor. Rapor, kaçırıldıktan sonra cinsel istismar, işkence ve cinayete kurban gitmiş genç kadınlardan söz ediyor ve kadınların cesetlerinin teslim alınmadığına dikkat çekiyor. Aileler “namuslarının lekeleneceği” kaygısıyla genç kadın cesetlerini sahipsiz bırakıyor. Rapora göre Necef kentinde aileleri tarafından teslim alınmayan ve gömülen 140 kadın cesedi bulunuyor. Bir başka namus cinayeti olayında, ortaokul öğrencisi bir kız çocuğu Doğu Bağdat’ta silahlı milisler tarafından halk arasında asılıyor ve onu kurtarmaya çalışan erkek kardeşi de vurularak öldürülüyor.
    Bir başka uzak kıtada, şiddet sarmalındaki Guatemala’da kadınlar, çocuklar tecavüze uğruyor, öldürülüyor. Polis raporlarına göre, 2006 yılında, bu ülkede 600 kadın öldürülmüş. Gazeteci Fransworth’un, onlarca çete üyesinin tecavüzüne uğrayan ve koruma altına alınan 16 yaşındaki kız çocuğu ile yaptığı söyleşide, bu ülkede kadınların çok savunmasız olduğu ve tecavüzlerin çoğunlukla cezasız kaldığı gerçeğine vurgu yapılıyor.
    Siyasal ya da sosyal nedenlerle, kadınlara yönelik şiddet artıyor. Kadınların dayanışma ihtiyacı da…
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net