Sendikacılar emek hareketini tartışıyor - 4

Sendikacılar emek hareketini tartışıyor - 4

Nurali Demir

Demokrasi, barış ve kardeşliğin işçi ve emekçilerin sorunu olduğunu söyleyen sendikacılar, bu konularda gerekenin yapılmadığını söylediler


Türkiye’de demokrasi sorunu var. Bu sıkça dile getiriliyor. Kürt sorunu da bunun önemli bir parçası. Ama sendikalar, bu sorunların çözümünde taraf olmuyorlar. Patron örgütlerinden çeşitli derneklere ve siyasi partilere kadar bu konularda herkes bir şeyler söylerken sorunların asıl muhatapları sessiz kalıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haber-İş 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu:
Biz işyerlerinde Akyıl için yardım toplarken çok sorun yaşadık. Son dönemde yükseltilen milliyetçilik dalgası, işyerlerinde kardeşlik konularında sıkıntılar yarattı. İşyerlerinde Diyarbakır’daki Akyıl işçilerinin grevine destek toplarken ‘Kürtler orada grev yapıyor, biz niye destekleyelim?’ diyorlar. Diyarbakır’ın işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olduğunu anlattığımızda ikna oldular. Özellikle Mersin’deki bayrak olayından sonra başlayan linç kültürü, milliyetçilik emekçileri oldukça etkiliyor. Konfederasyonlar kardeşliğe yönelik bir açıklama yapmadıklarından şube başkanları, temsilciler de böyle tartışmalara girmiyor, giremiyor. Barış ve kardeşliği anlattığında ‘Sen bölücü müsün?’ diyorlar. Yapmamız gereken; tüm sendikal faaliyetlerimiz içinde, ülkenin her karış toprağında barış talebimizi yükseltmektir. Bu ülkede işçi ve emekçilerin sorunu bu ülkenin demokrasi sorunuyla bir bütün. Eğer birtakım haklar istiyorsak, bu ülkedeki antidemokratik uygulamaların hepsine cepheden karşı çıkmalıyız. Buna karşı çıkılmadığında, dönüp dolanıp kendini vuruyor. Mesela gazete kapatılıyor, sesimiz çıkmıyor. Radyo kapatılıyor, gazetelere cezalar kesiliyor...
Yani bu sorun çözülürse, biz toplusözleşme masasına oturduğumuzda oradaki maliyet bizim masaya getirilmeyecek. Sendikacılar olarak eksik yaptıklarımızdan birisi de bu. İşçi hareketinin ilerlemesinin yolu, Türkiye’deki demokrasi mücadelesinden geçer.
Belediye-İş 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Ayrılmaz:
Levent Başkan’ın dediklerine katılmakla beraber şunları söylemek istiyorum; Türkiye çok kültürlü, çok inançlı, tarihi açıdan bir arada yaşamayı becermiş bir toplum. Bana göre birilerinin Türkiye’ye yönelik geliştirdiği politikaların parçası olan, toplumu birbirine düşürmeyi hedefleyen şoven politikalardan kaçınmamız gerekiyor. Bunun panzehiri demokrasidir, insan haklarıdır, daha çok kardeşçe yaşamaktır. Şiddet politikaları kimden gelirse gelsin, kaçmamız gerekiyor. Demokrasi mücadelesinin her ne bedelle olursa olsun yükseltilmesi gerekiyor. Sendika yöneticilerinin, TÜSİAD’ın bile açıklama yaptığı bir dönemde ağızlarını açmamalarını, bunların ayıbı diye düşünüyorum. Bir sınıf hareketi demokrasi hareketi ile güçlenecektir. Demokrasinin yerli yerine oturmasıyla işçi hareketi ilerleyecektir. Artık sendikacıların, içtenlikle doğruların yanında olup söz söylemeleri gerekiyor. Bunu da sözle sınırlandırmadan, bunun için ne gerekiyorsa yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Bunu yaparlarsa, Türkiye’ye iyilik yaparlar. Karanlıkla beslenenlere fırsat vermemiş olacaklardır.
Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar:
Biz sendikacılar olarak ‘böl-parçala yönet’in bize nelere mal olduğunu her zaman görüyoruz. Bundan birkaç yıl önce, konfederasyonların birleşmesini söyleyemeyen bizler, bugün her fırsatta bunu söyleyebiliyorsak Türkiye’de bölünmenin, parçalanmanın kimseye bir şey kazandıramayacağı kanaatindeyim. Tarihe baktığımız zaman Türküyle Kürdüyle, Çerkeziyle Abhazıyla, Lazıyla bütünlüğümüzü göstermişiz. Demokratik tahammüller içinde kardeşliğimizi sürdürmeliyiz. Bölünmenin kimseye bir yarar getireceğini düşünmüyorum. Güzel bir manzara seyretmek istiyorsan, kuşbakışı bakmalıyız ama kuş beyinli olmamalıyız.
Tez Koop-İş 1 No’lu Şube Başkanı Gürsel Doğru:
Türkiye işçi sınıfına ya da bir başka değişle dünya işçi sınıfının üzerine toplumsal bütün sorunları çözme görevi düşmektedir. Türkiye işçi sınıfının, demokrasi sorunundan kendi sorunlarına, kültürel sorunları çözmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede farklılıkların var olması; kardeşliği, barışı bozmamalıdır. Bununla ilgili mutlaka sendikaların söylemesi gereken bir şeyler olmalı. Bu soruna, kardeşlik temelinde çözümü ve bu ülkenin kaynaklarının mantıksız bir savaşa aktarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Levent Başkan’ın dediği gibi biz, toplusözleşme masasına oturduğumuzda karşımıza çıkan maliyetlerin kendi insanlarımıza, kardeşlerimize sıkılan kurşun olduğunu bilirsek ve buna karşı çıkarsak, bu ülkede ne enflasyon ne de hayat pahalılığı kalır, ne milli gelir artar. Buna karşı çıkacak olan işçi sınıfıdır. Türkiye’de bölünme fobisinden kurtulmak zorundayız. Bu ülkenin çıkarları için geleceği için barıştan yana olan herkesin bir arada olması gerekiyor. Bunu bir örnekle de tamamlayayım: Bundan yaklaşık üç ay kadar önceydi; bölgede, Diyarbakır şubesinin kongresi için ben de oradaydım. O gün Batman’da, Diyarbakır’da sel baskını vardı ve aynı zamanda benim Carrefour’daki bir üyemin Beykoz’daki evini de sel yıkmıştı. Bu ülkede çarpık yapılaşmadan Batman’daki, Diyarbakır’daki işçi de Beykoz’daki de etkileniyor. İşçiysek, memursak, emekçiysek sorunlarımız ortak.
Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm:
İşçi, sınıf olmasından kaynaklı en üst kimliktir. Bizim gibi ülkelerde genel olarak alt kimlikler, sermaye ve iktidarlar tarafından kullanılmıştır. İşçi sınıfı alt kimliklerle ayrıştırılmıştır. Sendikal genel merkezleri ulusalcı politikalardan hiçbir zaman uzaklaşamamıştır, alt kimliklerin sorunlarına ilişkin açıklama yapan şubeleri de terörist, vatan haini olarak ilan etmiştir. Bu konuda demokrasiden yana olan her sendikacı her işçi sahip çıkmalıdır. Bu zamana kadar kardeşçe yaşadık, bundan sonra da kardeşçe yaşamaya devam edebiliriz.
Sermaye örgütleri dahi bu konuda açıklama yaparlarken her zaman bizden bir parça götürmüş olan bu soruna dair biz, açıklama yapmıyoruz; neden, çünkü bunu biz de kullanıyoruz. Bu nedenle sendikacılar, bu konuda asla açıklama yapmaz.
Tek Gıda-İş 10 No’lu Şube Başkanı Muzaffer Dilek:
Kürt sorununun Amerika’dan bakınca bir profili, Fransa’dan bakınca başka bir profili vardır. Ülkemizde kapı komşumuz ile mahalle arkadaşımız ile makine başında birlikte çalıştığımız kardeşlerimiz ile sorunumuz var mı? İşçi sorunu, her nereden bakarsan bak aynı. Amerika’da çöpleri toplayan işçi ile burada çöpleri toplayan işçinin soruna aynı. O işçinin kimliği ile ilgili bir sorunumuz yok değil mi? Ya da bir hastanede doğmuş 40 bebeğin kimliğine dair fikrimiz yok, ölürken de herkes 3 metre kefene sarılıyor. Bu sorunları biraz da kendimiz yaratıyoruz. Ben hayatımın sonuna kadar Gürsel Başkan’la yaşarken bir sorun yoksa, kardeşiz. Ama ben hep onun ayağına basmak istersem ya da o benim ayağıma basmak istiyorsa, sorun çıkıyor. Kurtuluş mücadelesini biz birlikte kazandık. Bunları karıştırmak siyasilerin işine geliyor. Çok kültürlülüğümüz aynı zamanda zayıflığımız.
Sendikalar olarak Kürt sorunu ve Ermeni sorunu gibi sorunlar konusunda açıklama yapmak, biraz tehlikeli geliyor bana. Bana göre bunun işyerlerinde değil mahallede yapılması gerekiyor.
(BİTTİ)
Hazırlayan: Gökhan Durmuş

İLGİLİ HABERLER

22 Eylül 2018 15:47
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’dan Brunson mesajı: Olması gereken yer burası, buraya dönüp dini inancını burada yaşayabilmeli.
22 Eylül 2018 14:41
Hakkari ve ilçelerinde ekmeğe yüzde 35 zam yapıldı. 220 gramı 1 TL'ye satılan ekmek, 240 grama çıkarılıp fiyatı 1.5 TL yapıldı.

Toplam Query: 33