ÖZGÜRCE

ÖZGÜRCE

  • Hafta sonu AB ülkelerinin temsilcileri, Berlin’de AB’nin 50. yılını kutladılar. Bütün gazete ve televizyonların da ayrıntılı bir biçimde verdiği bu resmi törenler ile aynı saatlerde, yine Berlin’de bir başka etkinlik daha vardı.


    Hafta sonu AB ülkelerinin temsilcileri, Berlin’de AB’nin 50. yılını kutladılar. Bütün gazete ve televizyonların da ayrıntılı bir biçimde verdiği bu resmi törenler ile aynı saatlerde, yine Berlin’de bir başka etkinlik daha vardı. Ama bu etkinliğe televizyonlar ve gazeteler ya hiç yer vermediler ya da birkaç saniye veya birkaç satır yer ayırdılar. Çünkü Berlin’in diğer bir köşesindeki bu etkinliği, AB’nin emek karşıtı politikalarını eleştiren Avrupalı emekçiler ve sosyalistler düzenlemişti. O birkaç saniyelik televizyon görüntülerinden ve Evrensel’in haberinden anladık ki bu etkinlik, resmi törenlerden çok daha sıcak, çok daha heyecanlı ve anlamlıydı.
    Sermayenin medyasının işine gelmediği için vermediği, Türkiye ve dünyanın diğer köşelerindeki bu tür etkinliklerden görsel haberler almak için HAYAT TV’nin programlı yayınına geçmesini beklememiz gerekecek sanırım.
    ***
    AB’nin 50. yıl kutlamaları, bilindiği gibi 1993 yılına kadar Avrupa Ekonomik Topluluğu, 1993 sonrasında da Avrupa Birliği olarak adlandırılan örgütün kuruluş sözleşmesi olarak kabul edilen Roma Anlaşması’nın onay tarihi olan 25 Mart 19577’de yapılmaktadır. Oysa AB’nin kuruluşu yönündeki temeller, bir on yıl daha önce, 5 Haziran 1947’de ABD’li General Marshall’ın Harvard Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmayla atılmıştır. General Marshall bu konuşmasında, ABD yardımlarının Avrupa’ya düzenli bir şekilde aktarılması ve Avrupa ülkelerinin yeniden yapılandırılması için aralarında ekonomik bir işbirliği sağlamalarını önermiştir. General Marshall’ın ifadeleri ile öngörülen; Avrupa ülkelerinin, kendi aralarındaki bölünmüşlüğünü ortadan kaldırarak bir bölgesel ekonomi haline gelmesidir. Burada amaçlanan; Avrupa Birliği, Avrupa Birleşik Devletleri gibi çeşitli adlar altında birleşmiş bir Avrupa pazarının kurulmasıdır.
    ABD’li generalin Avrupa için böylesine bir proje tasarlamasına gerekçe oluşturan koşulları şu şekilde özetlemek mümkündür: Birinci Dünya Savaşı öncesine kadar dünya üzerinde egemenliği elinde bulunduran kapitalist Avrupa, iki dünya savaşının ardından Amerika ve Sovyet Rusya’nın üretim artış hızına erişememiştir. Avrupa’nın ekonomik alandaki bu gerilemesi, siyasi alanda da zaafa neden olmuş ve dünya üzerinde egemenlik, ABD ve Sovyet Rusya’ya geçmiştir. Avrupa’nın uluslararası düzeyde ekonomik ve siyasi geri kalmışlığı, sadece Avrupa ülkeleri için değil kapitalist sistemin varlığı ve kapitalizmin egemen gücü haline gelmiş olan ABD için de önemli bir sorun oluşturmaktadır. Zira kapitalist sistemin doğduğu ve geliştiği Avrupa’nın çöküşü, tüm kapitalizmi ideolojik olarak önemli ölçüde zaafa uğratacaktır. Öte yandan kapitalist Avrupa’nın hemen yanı başında, kapitalizme karşı bir alternatif sistemi temsil eden ve ona tehdit oluşturan Sovyet Rusya vardır. Ekonomisi ve dolayısıyla siyasi gücü zayıf bir Avrupa’nın, Sovyet Rusya’nın egemenliği altına girmesi hiç de göz ardı edilemeyecek bir olasılıktır.
    İşte bu koşullar içerisinde Avrupa’nın, kapitalist sistem içerisinde ekonomik gelişmeyi tekrar sağlaması gerekmektedir. Bunun için bir taraftan Avrupa’nın yeni bir ekonomik yapılanma içerisine girmesi, diğer taraftan da ABD’nin Avrupa’ya ekonomik destek sağlaması öngörülmüştür. General Marshall’ın, bugün 50. yılını kutlayan AB’nin temellerini oluşturan projedeki amacı; bu ekonomik ve siyasi desteğin daha iyi organize edilmesi ve Sovyet Rusya karşısında Avrupa’nın, kapitalizmin kalesi haline getirilmesidir.
    Aradan geçen 60 yılın sonunda baktığımızda, ABD’li generalin projesi önemli ölçüde başarıya ulaşmıştır. Avrupa, ABD’nin desteği ile soğuk savaş döneminde Sovyet Rusya’ya direnmiş ve soğuk savaş sonrasında da AB aracılığı ile kapitalist sistemin dönemsel politikalarını (yeni liberalizmi) tüm kurum ve kurallarıyla derinleştirme ve yaygınlaştırma işlevini yerine getirmektedir. 50. yıl kutlamalarının, soğuk savaş döneminde ABD’nin ve kapitalizmin kalesi olarak görülen Berlin’de yapılması da bu bağlamda son derece anlamlıdır.
    Sözün özü: ABD’nin 60 yıl önce kapitalizmi koruma ve kollama ile görevlendirdiği Avrupa, bugün de ABD’nin projesi olan AB aracılığı ile bu görevi sürdürmektedir. Avrupalı emekçiler, kendileri için daha fazla sömürü, yoksulluk ve sefalet getiren AB’nin gerçek yüzünü yavaş da olsa anlamaya ve tepki göstermeye başlamıştır. Darısı, “Emeğin Avrupası” masalıyla AB’yi savunan Türkiyeli dostların başına(!..)
    Özgür Müftüoğlu
    www.evrensel.net