İki darbe atlatmışız

İki darbe atlatmışız

Nokta dergisi, ‘2004’te iki darbe atlatmışız’ başlıklı haberiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP Hükümeti’ne karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıklarını dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in günlüğü olduğu iddia edilen belgeye dayanarak aktardı.


Nokta dergisi, ‘2004’te iki darbe atlatmışız’ başlıklı haberiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP Hükümeti’ne karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıklarını dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in günlüğü olduğu iddia edilen belgeye dayanarak aktardı.
‘Hilmi Özkök korkak’
Özden Örnek tarafından yalanlanan günlük, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP’ye karşı ittifak oluştuğunu gösterirken; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı olduklarını da gösteriyor. Örnek’in Özkök’le ilgili 25 Ekim 2004 tarihli değerlendirmesi şöyle: “Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.”
-1 Aralık 2003 tarihli notlarda ise zamanın Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ için “2. başkan güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu” yazılı. Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP Hükümeti’ne müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyor: “Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce bir sıkıyönetim içerisine girilmeli’ dedi. Bana söz verdiğinde ‘Madem hepimiz bu hükümetin Anayasa’ya aykırı hareket ettiğine eminiz, o halde 35. madde gereğince Anayasa’yı da korumak bizim görevimizdir. Eğer bir eylem planı yapılacaksa bu planın ne maksatla yapıldığının bilinmesi lazım. Bu nedenle burada bir karar vermemiz gerekiyor’ dedim. Genelkurmay Başkanı bana dönerek ‘Her ikiniz de açıkça konuşmadınız ama söylemek istediğiniz şey olamaz ve bize çok zemin kaybettirir. Yapacağımız başka şeyler var’ dedi. Ben de ‘Doğru söylüyorsunuz o telaffuz etmek istediğimiz şeyden başka da şeyler olabilir. Mesela bu hükümete bir alternatif yaratmak gibi. Ama onun bile kararının verilmesi gerekir ki eylem planı ona göre hazırlansın.’ Bu önerimi kabul etmedi. O zaman boşuna akıntıya kürek çektiğimizi anladım.”
İşte günlükten diğer çarpıcı başlıklar:
Sarıkız operasyonu
6 Aralık 2003: Bu hafta bütçe komisyonunda (TBMM Plan-Bütçe Komisyonu) bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok rahatsız olduk. Toplandık. (...) Ve kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle ben M.Ö.’yü (Mustafa Özkan) davet edecektim. Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. Sokaklara afiş astıracaktık. Dernekleri hükümet aleyhine teşvik edecektik. Bunları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı.
20 Ocak 2004: Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda yapılacak kuvvet komutanları toplantısına katıldım. MGK ön toplantısı perşembe günü yerine yarına alındığı için koordinasyon ihtiyacı doğmuştu. (...) Jandarma Genel Komutanı (Şener Eruygur) ihtilal özlemi içersinde, bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti, en nihayet dayanamadım ve ‘Bakın biz sizle böyle konuşmadık. Planlamayı 23 Ocak’tan sonra yapabileceğimizi birkaç kez tekrar ettim.
3 Şubat 2004: Ben denetlemeye gittiğim zaman hepsi Jandarma Genel Komutanlığı’nda toplanmışlar ve Eruygur onlara bana salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş ve yapılan üst düzeydeki bazı yöneticilerin konuşmalarına ait ses kayıtlarını dinletmiş. Bunların çoğu AKP’ye danışmanlık yapan kişilermiş ve Kıbrıs sorununu nasıl halletmeyi düşündüklerini ve bu konuda neler yaptıklarını anlattıkları kayıtlarmış. Takdimin sonunda Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 Mart’ ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş. (...) Konuşmamıza darbe konusu ile devam ettik. Ben eğer bir darbe yapılacaksa bunun 2004 Aralık’tan önce yapılmamasını ve AB’nin vereceği cevaba göre AKP’nin zaten köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın desteğini de alabileceğimizi söyledim.
5 Şubat 2004: (...) Hava Kuvvetleri Komutanı 19:30’da geldi ve konuştuk. Önce darbe olabilir mi konusunu açtık. Amacım Şener (Eruygur) yokken onunla teke tek konuşarak fikirlerimi ona söylemekti. Nitekim darbe konusundaki fikirlerimi ona naklettim ve zannediyorum benimle aynı fikirde oldu. Ülkenin ekonomik zorluğu, ABD’nin diğer darbelerden farklı olarak bu kez hükümet tarafını tuttuğunu, halkın henüz destek vermediğini ve desteğin yahut zeminin oluşması gerektiğini kısaca anlattım. (...) TSK’nın Kıbrıs konusundaki düşüncelerinin ne olduğunu açıklayıp istifa etmemiz gerektiğini söyledim.
Eruygur’un darbe ısrarı
6 Şubat 2004: Sabah doğruca Jandarma Genel Komutanlığı’na gittim ve orada üçümüz buluştuk. Jandarma Genel Komutanı hâlâ darbe yapalım diye inat ediyordu.
28 Şubat 2004: Hükümete karşı bir tepki olarak da hem Kıbrıs’ta hem de anavatanda gösterilere ve ulusal platformda toplantılara 3 Mart’tan itibaren başlanacaktı. İkinci konu olarak yine aynı mesele, biz bu adamları darbe ile alaşağı edelim konusuydu. Şener ve Havacı bu konuda çok bastırıyorlar.
Referandum planı bozdu
24 Nisan 2004: Bugün Kıbrıs’ta referandum yapılıyor. Gece yarısı sonuçları, Türk tarafı yüzde 65 evet ve Rum tarafı yüzde 75 hayır. Böylece Kıbrıs’ta hiçbir değişiklik olmadı ama Rumlar AB’ye girecek. Akşam Jandarma Genel Komutanı’nın evinde yemeğe gittik. Genelkurmay Başkanı gittikten sonra aramızda konuştuk. Anladığım kadarı ile Jandarma Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hâlâ bozuklar. Amaçları illa darbe yapalım ve AKP’yi uzaklaştıralım. Yapalım da, Kara Kuvvetleri Komutanı olmazsa nasıl olur, bunu düşünen yok... Şener hâlâ darbeye ümidini bağlamış durumda. Bana “Çok erken çözüldük, daha direnmeliydik” demez mi. Günlüğe göre Şener Eruygur, diğer komutanlara, tutumlarına göre kodlar vermiş. AKP’ye karşı geliştirilen ‘Sarıkız’ adlı eylem planı Kıbrıs’taki referandumun ardından çözülse bile, Özden’in günlüğüne göre darbe planlarının sonu gelmedi. Adı ‘Ayışığı’ olan ikinci darbe planının asıl mimarı, dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur. İddiaya göre Özden, Eruygur’un hazırladığı darbe planına ilişkin 14 Ekim 2004’te günlüğüne şu notu düşmüş: “Fenerbahçe’ye Aytaç (Yalman) Paşa’lara gittim. Daha çok o konuştu. Şener bizden habersiz darbe planı hazırlatmış. Adı da ‘Ayışığı.’”
AKP’den tepki

AKP Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, “darbe girişimi” iddialarına ilişkin bir soru üzerine, “Demokrasinin olduğu yerde darbeden söz edilmesinin, dünya topluluğu önünde Türkiye için fevkalade ayıplanacak bir şey olduğunu” söyledi. “Darbeler, ülkemizin gündeminden çoktan çıktı” diyen Çetinkaya, “Medya bunlara gülüp geçmeli” dedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da, “Güzel olan şey, bunların ortaya çıkmasıdır. Türkiye’nin 21. yüzyıla girdiğinin farkında olmayanların planlarıdır” dedi.
Özden Örnek yalanladı

Özden Örnek, darbe girişimi iddialarını yalanladı. CNN Türk’e konuşan Örnek, “Komutanlığım döneminde hiçbir zaman günlük tutmadım. Böyle bir günlüğüm mevcut değildir. Haberler tamamen uydurmadır” dedi.
Darbenin türkücüsü Tolga Çandar olacaktı
Günlükteki şu ifadeler ise, “Darbenin Hasan Mutlucan’ı, Tolga Çandar olacaktı” yorumlarına neden oldu: “Gündüz OHAL gazilerinin TSK Rehabilitasyon Merkezi’nde açmış oldukları sergiye katıldık. Duygu ve hüzün dolu bir gün geçirdik. Sergiyi gezdikten sonra gaziler sinema salonunda bir konser verdiler. Fevkalade güzel bir konserdi. İnsanların isterlerse neler başarabileceklerini gördük. Bir ara Ege bölgesinden türküler çalınıyordu. Sahnede, TRT’den saz ve türküleri ile Tolga isimli bir sanatkâr gazilere refakat ediyordu. Sanatkarın sesi aynı Hasan Mutlucan’ın (12 Eylül darbesi sırasında TRT’nin yayınladığı kahramanlık türküleriyle ünlenen türkücü -Nokta) sesi gibiydi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur hemen kulağıma eğildi ve bu sanatkârın adresini alalım, lazım olabilir, dedi. Güzel bir espriydi.”
www.evrensel.net