AKP hükümetinin 5. yılında sağlık - 1

AKP Hükümeti 1980’den beri süren dönüşüm çerçevesinde önemli taşları yerinden oynattı


AKP Hükümeti, 5. yılına giriyor. Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla yürüttükleri “sağlık reformu” da hızla sürmekte. Hükümet, sağlık alanında 1980’den beri sürmekte olan dönüşüm çerçevesinde, bazı önemli taşları yerinden oynattı.
Sağlığın finansmanına ciddi bir müdahalede bulundu; 5510 sayılı GSS Yasası çıkarıldı. Bazı maddeleri Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Kamu çalışanlarının, özel sağlık kurumlarından yararlanmasına olanak veren düzenlemeler yapıldı. Aynı bağlamda, “satın alma yönetmeliği” çıkarılarak, kamu kurumlarının, destek hizmetlerin yanı sıra klinik hizmetleri de satın almasına yol verildi. SSK hastaneleri, 5283 sayılı Yasa ile Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Yine, 5396 sayılı Yasa ile kamu sağlık kurumlarının, özellikle devlet hastanelerinin, uzun süreliğine kiralanması yolunun önü açıldı. Birinci basamak sağlık hizmetleri alanında bir yasa (5258 sayılı), iki yönetmelik ve birçok yönerge çıkarılarak, aile hekimliği sistemi gündeme getirildi. Sağlık çalışanları için önce, 4924 sayılı Yasa ile “sözleşmeli personel” uygulaması yaygınlaştırılırken, daha önce yürürlükten kaldırılan mecburi hizmet yasası tekrar uygulamaya sokuldu. 2003 yılı 5 Kasım “beyaz eylemleri”nin ardından, “performansa dayalı ücretlendirme”ye geçildi. SSK’lıların serbest eczanelerden ilaç alması bir başka değişiklik olurken, yeşil kartlıların ayaktan bakım hizmetlerinin de karşılanması diğer önemli gelişme oldu. Velhasıl, AKP Hükümeti, 2003’e kadar daha yavaş giden sağlıktaki değişimi, kendi özel katkıları ile hızlandırmış oldu.
AKP Hükümeti’nin sağlıkta dönüştürdükleri
Şimdi, bakalım 2007 Mart ayı itibariyle, sağlıkta durum nedir? AKP Hükümeti’nin sağlıktaki adımları, nasıl bir değişikliğe yol açtı? Bu değişiklikleri 5 başlıkta toparlayabiliriz:
1. Sağlık harcamaları, son 25 yılın en büyük meblağına ulaşmıştır. 1980’de 2.5 milyar dolar olan, 2002’de ise 10 milyar doları bulan sağlık harcamaları, 2004’te 19 milyar dolar sınırına dayanmıştır (2005 ve sonrasına ilişkin toplam sağlık harcamaları bilgisine ulaşmak mümkün olamamaktadır). Toplam sağlık harcamaları içinde kamunun payı, bu dönemde ciddi bir artış göstermiş, 2002-2004 arasında 8.7 milyar dolardan 16.3 milyar dolara yükselmiştir. Bu artışta temel kaynak, sosyal güvenlik kurumlarının artan harcamaları ile kamu sağlık kurumlarındaki döner sermayedir. (Soyer, 2006). 2004 yılı sonrası toplam sağlık harcaması bilgilerini, bu bilgilere “Sağlık Bakanlığı, TÜİK, DPT ve diğer resmi web sayfalarında ulaşamadığımız için”, burada aktaramıyoruz.
2. Bütçe sağlık harcamaları, 2004-2006 arasında neredeyse patlama yapmıştır. 2004’te 3.1 milyar YTL olan bütçe sağlık harcamaları, 2006’da 5.3 milyar YTL’yi aşmıştır. (TEPAV, 2007 a). Bu artış irdelendiğinde, aslan payının yeşil kart harcamaları olduğu görülür. 2004’te yüzde 19 olan yeşil kart harcamalarının bütçe sağlık harcamaları içindeki payı, 2006’da yüzde 57’ye dayanmıştır. Yani, hükümet, yoksullar adına yeniden kaynak dağılımına müdahale etmiş görünmektedir. Aynı süre zarfında, bütçe ilaç harcamalarında bir tasarrufa gidildiği görülmektedir: yüzde 43.4’ten, yüzde 14.3’e.
Bu gerçekleşen rakamlar, öngörülen rakamların oldukça üzerinde olmuş, hükümet, bu nedenle IMF tarafından eleştirilmiştir. Örneğin, 2004 yılında öngörülen yeşil kart harcamalarının yüzde 90’ı gerçekleşirken, 2005’te öngörülen rakamın yüzde 157’si, 2006’da ise yüzde 192’si gerçekleşmiştir.
3. Sağlık hizmeti sunumunda ciddi bir artış yaşanmıştır. Örneğin, hastanelerdeki poliklinik sayısı 2001-2005 yılları arasında 120 milyondan, 187 milyona fırlamıştır. İlginç olan, yıllık artış hızlarındaki patlamadır: 2001-2002 arasında Sağlık Bakanlığı ayaktan bakım hizmetleri sadece yüzde 2.3 artarken, 2003-2004 arasında yüzde 41’e, 2004-2005 arasında ise yüzde 149’a tırmanmıştır. Yatan hasta artış oranları da, benzer bir seyir izlemiştir. Sağlık ocaklarındaki hizmetlerdeki artış da, hastanelerden geri değildir. 2001’de 58 milyon olan sağlık ocağı poliklinik sayısı, 2005’te 105 milyonu bulmuştur. Aynı sürede, laboratuvar işlemleri yüzde 47, kişi başına bebek izlem sayısı yüzde 28 artmıştır. (Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2006; Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2006)
4. Hükümetin attığı temel sağlık adımları konusunda, toplumun memnuniyeti nasıldır? Bu konuda, Milliyet gazetesinin 2007 başında 30 ilde yaptığı bir araştırmanın verileri var elimizde. Çalışmaya katılanların yüzde 63’ü “SSK ve devlet hastanelerinin birleşmesi”ni olumlu bulurken, yüzde 64’ü de “sosyal güvencesi olanların, özel sağlık kurumlarından yararlanabilmesi”ni olumlu bulmuş. “Özel eczanelerden ilaç alabilmeyi” olumlu bulanların oranı, biraz daha yüksek: yüzde 68. Üstelik, yeşil kartlılarda bu oran, yüzde 80’i bulmakta. Öz olarak, araştırmaya katılanların 2/3’ünün, özellikle de yoksul kesimlerin, AKP Hükümeti’nin sağlıktaki adımlarından memnun olduğunu söyleyebiliriz. (Milliyet gazetesi araştırması, 2007)
5. Sağlık çalışanları ve hekimlerin durumuna gelince, 1990-2003 arasında reel gelirlerde -kamu ve özel- azalma olduğunu söylemek durumu özetlemekte. Ancak “performans” uygulamasından sonra, özellikle hekimlerin gelirlerinde ciddi bir düzelme sağlanmıştır. Örneğin, 2005 yılı ortalama uzman hekim performans geliri-maaş dışında- 2 bin 850 YTL, 2006’da 3 bin 830 YTL kadar olmuştur. Reel gelirleri 1990-2002 arasında gerileyen hekimlerin, genel olarak “performans” sonrası aldıkları gelirden hoşnut olduğu söylenebilir. (Sağlık Bakanlığı, 2007)
YARIN : İşin aslı nedir?
Hazırlayan: Ata Soyer
www.evrensel.net