Kirlilik piyasalaştırılıyor

Kirlilik piyasalaştırılıyor

Ege Bölgesi Enerji Forumu’nda dün gerçekleştirilen oturumlarda, bölgenin üretim potansiyeli ve kaynakları değerlendirildi.


Ege Bölgesi Enerji Forumu’nda dün gerçekleştirilen oturumlarda, bölgenin üretim potansiyeli ve kaynakları değerlendirildi. Enerji Bakanı Hilmi Güler’in de katıldığı sabahki açılış konuşmalarının aksine, öğleden sonraki bölümlerde salonun büyük kısmının boş kalması, “Esas konuşulacak kısımlara ilgi yok” sözleriyle yorumlandı.
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Avni Atayol’un “Enerji ve Çevre” konulu bildirisinde, geçmişten günümüze enerji ile çevre arasındaki ilişki sorgulandı. 1972 Stockholm Konferansı, 1973 Petrol Krizi, 1992 Rio Konferansı gibi uluslararası toplantılarda çevresel etkiler ve yıkımların tartışıldığını aktaran Atayol, enerji kullanımında ortaya çıkan çevresel etkilerin önlenmesi ya da azaltılmasına dönük girişimler hakkında bilgiler verdi. Çevresel etkilerin yerel ve küresel etkiler olarak ikiye ayrıldığını aktaran Atayol, özellikle küresel etkilerde son dönemlerde yaşanan artışın tüm dünya ülkelerinin birincil gündemleri arasına girdiğini belirtti.
İnsanlardan kaynaklı iklim değişiklikleri ve olası etkilerinin önlenmesi amaçlı imzalanan Kyoto Protokolü’ne en büyük kirletici konumundaki ABD’nin taraf olmadığını belirten Atayol, “Kyoto sadece bir fren girişimi ama fren mesafesi yeterli değil. Üstelik getirdiği mekanizmalar da tartışmalı. Emisyon ticareti, ‘paran kadar kirlet’ anlamına geliyor ki bu hiç de etik değil. Kirlilik piyasalaştırılıyor” diye konuştu.
Enerji politikaları yanlış
Türkiye’de uygulanan enerji ve çevre politikalarının çıkar ilişkileri, artan dış bağımlılık ve teknoloji geliştirme olanaklarındaki azalma nedeniyle son derece yanlış olduğunu vurgulayan Atayol, AKP Hükümeti’nin, çıkardığı enerji ve çevre ile ilgili yasalar ve yargı kararları konusunda takındığı olumsuz tavrı eleştirdi. Atayol, özellikle enerji ve madenler gibi en önemli çevresel etki yapan iki sektör için ÇED muafiyeti getirilmesinin yanlışlığına vurgu yaptı. Konuşmasında nükleer enerji yatırımına da dikkat çeken Atasoy, nükleer enerjinin son derece pahalı bir yatırım olmasının yanı sıra atık sorunun çözümü noktasında da hiçbir projenin olmadığını dile getirdi. Atasoy, Ege Bölgesi’ndeki termik santralları ve Yatağan örneğini aktarırken yargı kararlarının uygulanmamasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığının altını çizdi. Atasoy, yüzde 70 dışa bağımlı yüzde 85’i fosil yakıttan elde edilen ülke enerjisinin üretimi ve kullanımı noktasında çevresel sorunların giderilmesine yönelik önerilerini ise şu başlıklar halinde sıraladı: 1) Enerji kayıplarının azaltılması, 2) Enerji tüketiminin azaltılması ve tasarruf, 3) Tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi, 4) Verimliliğin artırılması, 5) temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması.
Kolombiya kömürü!
Forumun “Üretim Potansiyeli ve Kaynaklar” konulu 1. oturumu, Prof. Dr. Metin Çolak tarafından yönetildi. Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) İstatistik ve Araştırma Müdürü Dr. Mehmet Bulut, ülkemizdeki elektrik üretim potansiyeli, üretim biçimi ve Ege Bölgesi’ndeki durum hakkında ayrıntılı bir sunum yaparken sonumu sonunda sorulan “Ülkemizde yeterli kömür varken neden Kolombiya’dan kömür getiriliyor?” sorusunu “Bunu benim yanıtlamam doğru değil” diye geçiştirdi. Elektrik İdaresi adına konuşan Mühendis Mustafa Çalışkan ise Ege Bölgesi’ndeki rüzgar potansiyelini anlattı. Çalışkan, Türkiye’nin rüzgar atlasını çıkardıklarını ve ülkenin rüzgar kaynakları ile ilgili bigilerin hazır olduğunu aktardı.
Oturumda ayrıca, “Hidrolik Potansiyelin Gelişimi”, “Ege Bölgesi’nin Elektrik Enerjisinde Kullanılan Kömür Potansiyeli” ve “Özel Üretim Potansiyeli” konularında sunumlar yapıldı. Forumun 2. oturumunda ise enerji verimliliği konusu tartışıldı. (İzmir/EVRENSEL)
www.evrensel.net