yetmez bize 1 nisançok neşe doluyor insan!

Malumunuz 1 Nisan dünyanın en yaygın kutlanan şaka günüdür. Malumunuzdur çünkü hepiniz illa ki okuldayken tüm sınıf sınav kağıdına alakasız şekiller, balıklar, kuşlar çizmiş ve öğretmen, “Nedir bunlar sevgili yavrularım? Manyak mısınız?” diye sorduğunda, “Bugün 1 Nisan örtmenim!” deyip...


Malumunuz 1 Nisan dünyanın en yaygın kutlanan şaka günüdür. Malumunuzdur çünkü hepiniz illa ki okuldayken tüm sınıf sınav kağıdına alakasız şekiller, balıklar, kuşlar çizmiş ve öğretmen, “Nedir bunlar sevgili yavrularım? Manyak mısınız?” diye sorduğunda, “Bugün 1 Nisan örtmenim!” deyip topluca sıfırı yemişsinizdir! Ya da hacı dedenin eline kolonya döküp, adamcağız iyice bir süründükten sonra, “Yav dede rakı galiba bu, nasıl kokuyor fark etmedin mi?” diyerek adama inmeler indirtmiş, akabinde fırçayı yemişsinizdir...
Ya da hiçbir şey beceremediyseniz genişçe bir ense bulup bir tane çatlatıp, “Efenim bugün 1 Nisan ya hani, o münasebetle çatlatıverem dediydim!” diye masumca sırıtmışsınızdır. Tabii böyle bir eşeklikten sonra adam sizi dövmemek için bir sebep duymayı bekleyecek kadar sabırlıysa! Ki geniş enselilerin sabırlı oldukları pek görülmemiştir.
Akışına bırak da bak...
Hiçbirini yapmamışsanız bile bunları ve başka şakaları yapanların haberlerini okumuşsunuzdur... Gel gör ki şaka gibi ancak doğal olduğunda komik olabilecek bir şeyi takvim gereği yapmaya kalkışınca çoğunlukla komik olmaz, hatta yukarıda verdiğimiz örneklerdeki gibi acıklı olabilir! Oysaki iş doğal akışına bırakılsa memleketimizde değil 1 Nisan’ı, yılın 365 gününü ve dahi dört yılda bir gelen o 366’ıncı günü de tıka basa dolduracak kadar şaka bulunacaktır. Bugün için ıkınıp sıkılıp şaka tasarlayanlar şöyle bir baksın mesela...
“AB’nin 50’nci kuruluş yıldönümüne Türkiye niye çağrılmıyor lan zalım dünya!” diye ağlayan yazarlar ve yorumcular kadar komik olabilecek misiniz? “Yani siz daha iyi bilirsiniz yazar abi ama Türkiye AB’ye üye olmadığı ve sadece üyeler kutlamalara çağrıldığı için olabilir mi acaba?” diye soracak olsanız en soğukkanlı şakacıdan alamayacağınız, “Höst bre cahil! AB’nin bu yaptığı açık bir dışlamadır, gıcıklıktır, sen bunu göremiyorsun!” yanıtını alırsınız. Ki o yanıt da sizi epey götürür!
Ya da, Yunanistan’la 1-1 berabereyken ve Norveç’e 2-0 yenilmekteyken soyunma odasına giden milli takımın dönüşte galibiyet ve beraberliğe erişmesini, yıllardır ezber ettiğimiz “Fatih Terim ateşi”yle izah eden spor yorumcuları kadar keskin bir kara mizah üretebilecek misiniz? Deseniz ki, “Pardon ama bu konular sanki artık öyle açıklanmasa daha iyi olmaz mı? Malum, bu harladığınız Terim ateşinden çıkan yangın yüzünden alınan cezalar daha yeni bitti ya...” diyecek olsanız almaz mısınız ağzınızın payını, “Seni zındık seni! Sen nasıl 5 maçta da yenilmeyen takıma karışıyorsun! Norveç kalecisi kadar da mı olamıyorsun!” denilerek en gadre uğramış şaka mağduru haline getirilmeyecek misiniz?
Ve ya da işte bir emekli amiralin görevdeyken yazdığı ve emekli olurken bilgisayardan sildiği günlüklerinden 2004 yılının iki darbe atlatı atlatıverdiğimiz trajikomik haberini öğrendiğinizde, “Yahu iyi de silindiyse nasıl ortaya çıkıyor şimdi o günlük? Bu haberin ardında bir hinoğluhinlik vardır kardeşim!” diyebilirsiniz. Ve siz öyle saf saf düşünürken haberin ciddiyetle tartışılması o noktaya gelir ki, “Saksı kafa seni, Hilmi Özkök o vakit Genelkurmay Başkanı olmasaydı görürdün sen arkada ne var!” denilerek yeniden şakalanıverirsiniz...
Maksat teker dönsün
Velhasılı bu şaka işi her babayiğidin harcı değildir efendim. Bekle ki 1 Nisan gelsin de şaka yap! Siz öyle oturup saf saf şaka düşünürken adım başı şakalanmaktasınızdır zaten. O yüzden 1 Nisan’da sakin olun. Bugüne kadar yapılanlardan daha büyük, daha can sıkıcı, daha gıcık ve daha sarsıcı, daha özel bir şaka yapılamayacaktır size. Çünkü söz konusu şaka üretim merkezinin şakaları zaten her gün öyledir! Adamların hayal gücü pek zengin, sürekli üretim halindeler. Şaka tekeri dönsün de, sen istersen sevme!
Barış Avşar
www.evrensel.net