mazeretim var fıtık oldum ben

mazeretim var fıtık oldum ben

Tayyip Bey fıtık olmuştu.Baykal, fıtıkla Çankaya’ya çıkılamayacağını söyledi; Böylelikle dehşetli bir politik tespite imza atmakla kalmadı, ne kadar “komik, esprili, yaratıcı bir içeriğe de” sahip olduğunu kanıtladı!


Tayyip Bey fıtık olmuştu.
Baykal, fıtıkla Çankaya’ya çıkılamayacağını söyledi; Böylelikle dehşetli bir politik tespite imza atmakla kalmadı, ne kadar “komik, esprili, yaratıcı bir içeriğe de” sahip olduğunu kanıtladı!
İçerik tamamdı da, biçim olarak hâlâ eski asfalt silindirinin sakar teknisyeni modundaydı; dümdüz, manevrasız. Ve kendi silindirinin altında kalan…
Gerçi Çankaya’ya çıkacakların katiyetle fıtık olmaması gerektiğine dair bir anayasa hükmü yoktu.
Demek anayasanın hazırlanıp yürürlüğe girdiği Evren zamanında memleket baştan aşağı fıtık olduğundan ciddi bir rahatsızlıktan sayılmıyordu!
Veya, Evren’in rakibi olmadığından fıtıklı ya da fıtıksız ayrımcılığına gerek duyulmamıştı.Aksi takdirde fıtık da, apandisit de, hatta gerekirse ağızda takma diş bulunmak, gazoz, kola türünden gazlı içecek içildiğinde geğirmek gibi, memleket idaresini yakından ilgilendiren maddeler pekala anayasaya girerdi!
Kim karşı çıkabilirdi ki?
Netekim paşa, geçtiğimiz günlerde bir gazeteye yaptığı, o eski günlere dair tarihsel materyal önem taşıyan açıklamalarında, Ramazan ayında gittiği şehirlerin valilerine test yaptığını, oruçlu olup olmadıklarını anlamak için onları kendi makam arabasına alıp çaktırmadan ağızlarını kokladığını, oruç tutan valileri hemen oracıkta anladığını, çünkü aç insanın ağzının koktuğunu anlatmıştı.

İşte memleketin neden o kadar düzenli, intizamlı yönetildiği buradan belliydi. Öyle bir devlet idarecisi vardı ki başımızda ağız kokusundan karakter tahlili yapıyordu. Aslında tıp fakültelerinin faydalanması gereken bir eser: “Ağrısız, sancısız, kansız test yapılır, iman durumlarına bakılır!”Asla hafife alınacak bir şey olmadığı gibi, herkesin harcı da değildir: 24 Ocak Kararları yürürlüğe konmuş, ücretler dondurulmuş, her bir şeye zam geçirilmiş, reel ücretler gerilemiş, acayip bir enflasyon vardır, milletin iflahı kesilmiştir. Memleket nüfusunun büyük bölümünün açlıktan ağzı kokmaktadır. İşte bu ahval ve şerait dahilinde Netekim paşa, hangi ağzın oruçtan, hangi ağzın yokluktan koktuğunu anlamaktadır! Dünyada kaç devlet idarecisinde böyle hassas ve vakfedilmiş yetenek vardır?
İşte o Netekim paşa bile, anayasaya, Çankaya’ya çıkmak için fıtık olmama şartı koymamıştı. Biraz öngörülü olup fıtık olmama şartını koysaydı, bugün Tayyip Bey tartışması olmayacaktı! Olmayacaktı ama belki de şimdi prostat sorunu tartışmaya açılacaktı! Ne de olsa demokrasilerde hastalıklar tükenmezdi!
Gerçi, kendileri hakkında açılmış onca yolsuzluk, suiistimal davalarına bir çırpıda af getiren ampullü idare bu konuda da boş durmaz “fıtık” hükmüne bir çözüm getirir, en azından hafifletici sebepler bulurdu.
Örneğin, “Oluşum halindeki fıtık Çankaya ya engel değildir!” denebilir, ya da Diyanet’ten konuyla ilgili fetva istenirdi!
Ve ya Beyaz Saray’dan rapor getiren şahsın fıtığı Çankaya’ya çıkmasına engel değildir konulu bir düzenlemeye gider, o da olmazsa, ‘Henüz ameliyat olmamışlar, fıtıktan değil gıdıktan sayılırlar, Çankaya’ya çıkarlar!’ türünden bir sonuca varırlardı.
O da olmadı nasıl ki kentleri yağma etmek, para eden merkezlerden alt tabakaları boşaltmak, buraları varsılların hizmetine sunmak; yani kestirmesi yağmalamak için “Kentsel Dönüşüm Projesi” başlatmışlarsa, Çankaya’ya ithafen de “Fıtıksal Dönüşüm Projesi” başlatabilirlerdi!

Buna karşı elbette Baykal da boş durmazdı: Basına bir demeç verip konuyu toplumsal alana yayar;
“Tayyip Bey’in fıtığı milliyetçi fıtık değildir! Milliyetçi fıtık olsa bizde olurdu!” diye hadiseye milli noktayı koyardı!
İhtimal ki bundan sonra yeni bir tartışma başlardı:“Türk fıtığı ile yabancı fıtık arasında ne gibi farklar vardır, nasıl anlaşılır?”
Eh, fıtık dediğin Evren’in oruç testine de benzemezdi; ağız koklamayla anlaşılsın!
Olay bilimsel tartışmaya döner, işin içine ırksal analizler girerdi:
“Aslında sürekli at üstünde hareket halinde bulunan ve göçen Türklerde fıtık yoktur. Fıtık dış güçler tarafından bizim neslimize saldırı amacıyla gönderilmiş bir oyundur. Öyleyse Tayyip Bey’deki fıtık ne ola?”
Hadi buyrun size yeni bir milliyetçi genetiksel tartışma!
Peki, Baykal, ‘fıtığı olan Çankaya’ya çıkamaz’ derken beyin cerrahlarının fikriyatını almış mıydı?
Eğer almadıysa beyin cerrahları neden bu tespite sessiz kalmıştı? Oysa bir biçimde olaya müdahil olmuşlardı; Fıtığın Çankaya’ya engel olup olamayacağı ile ilgili kapsamlı bir açıklama yapmalı, araştırma sonuçlarını yayınlamalıydılar ki, halkımız bilimsel gerçeklerden mahrum kalmasın!
Kamuoyu şimdi beyin cerrahlarından doyurucu bir yanıt bekliyor.
Üstelik her ne kadar cumhurbaşkanlığı siyasi bir meseleyse, fıtık siyasi değildir. Sadece siyasiler tarafından siyasete alet edilmiştir!

Yine olayda başka bir dikkat çekici taraf şudur: CHP’nin altı okunda laiklik, cumhuriyetçilik falan vardı da, fıtık olmama şartı yoktu. Herhalde Baykal’ın bu açıklamasından sonra 6 okun yanına bir ok daha çıkarlar ve yeni ilkeyi dünyaya ilan ederler:“CHP laiktir… Cumhuriyetçidir. Devletçidir. Fıtığa karşıdır!..”
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net