01 Nisan 2007 00:00

şifreleri çözüyorum

Evrensel namındaki gazeteden arayıp da yazı istediklerinde, doğrusu pek şaşırdım. “Demek ki bu çocuklar doğru yolu bulmaya başlamışlar” dedim, çok da mütehassis oldum. Bu durumu Meclis’tekilerin nazar-ı dikkatlerine celp etmek isterim; “Reisicumhur kim olmalı, nasıl biri olmalı?” diye..

Paylaş

Evrensel namındaki gazeteden arayıp da yazı istediklerinde, doğrusu pek şaşırdım. “Demek ki bu çocuklar doğru yolu bulmaya başlamışlar” dedim, çok da mütehassis oldum. Bu durumu Meclis’tekilerin nazar-ı dikkatlerine celp etmek isterim; “Reisicumhur kim olmalı, nasıl biri olmalı?” diye beyhude düşünmesinler; burada gördüğünüz gibi her çevrenin takdirine şayan olan bir şahsiyet duruyor, ama kime anlatırsın bunları? Neyse efendim, gelelim memleket meselelerinin irdelenmesine.
Ülke dahilinde işler pek iyi gidiyor; pek çok başarıya imza atıyoruz, mesela muhterem meclis başkanımız, geçenlerde büyük bir rekora imzasını attı. Geleneksel Mesir Macunu Şenlikleri’nde 120 mesir macunu toplama başarısını elde etti. Bu, öyle az buz şey değildir efendiler; onca kalabalığın arasına camiden mesir macunu atılacak, muhterem başkanımız da kalabalığı yararak o macunları toplayacak. Eee helal olsun demek gerek; o kadar çalışıyor, enerji harcıyor, elbette ihtiyacı var o macunlara. Belli ki reisicumhurluğa adaylığını koymaya niyetli. Yalnız o kadar macunu yiyen bir adamın yanına bir süre yaklaşmak istemezdim doğrusu; ne olur ne olmaz, yakın mesai arkadaşlarına kolay gelsin diyorum.
Bir de son günlerde bir gemi meselesi mevcut; başvekilimizin mahdumu tutmuş bir gemi almış, mesele de bundan çıkıyor… Bu Recep becerikli çocuktur, ta küçüklüğünü bilirim. Ta o zaman bile bayat simitleri, annesine ısıttırıp satardı. Bir keresinde ben de bir tane almıştım, hart diye ısırdığımda dişim kırılmıştı. Mahdum bey de belli ki pederine çekmiş; girişimci, iş bitirici... Onu görenler de sinirinden dişlerini sıkıp kırıyorlar herhalde, eee zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış. Ferrari alıp trafikte tehlike yaratacağına, bırakın binsin gemisine, açılsın denizlere. İş gemi almasında değil, gemi azıya almasında… Efendim malumunuz yarış atları, gemi azı dişlerinyle tutuktan sonra hiçbir jokey onları zapturapt edemez. Hatırlayınız; muhterem başvekilimiz, fi tarihinde bir ata binmişti de o at onu nasıl üzerinden atmıştı? İşte o at, gemi azıya almış bir attı. Bu bir tesadüf mü sizce? Bence değil. Mesele, bu tür detayları bulup yan yana koyabilmekte. Bakın size bu gemi meselesiyle ilgili bir detay daha; şimdi mahdum bey için şu meşhur türkü söylenmekte:
Gemilerde talim var
Bahriyeli yarim var
O da gitti sefere
Ne talihsiz başım var
Peki, bu türkünün devamı nasıldı, hatırlayalım…
Hani benim Recebim
Sarı lira vereceğim
Almazsan karakola gideceğim
Şimdi burada bahsedilen Recep, hangi Recep acep? Gördüğünüz gibi her şey birbirine bağlı, mesele bu şifreleri doğru okuyabilmekte…
Madem şifre konusuna geldik; burada bizzat benim çözdüğüm bir şifreyi açıklayacağım, sıkı durun. Bu şifre, Da Vinci şifresinden de kutsal kitapların şifrelerinden de daha önemli. Siz muhterem Başbakanımızın hayatında, “5” rakamının ne kadar önemli, ne kadar gizemli olduğunu biliyor muydunuz? Dinleyin, dinleyin de ibret alın.
Şimdi şöyle bir bakalım; dünyada yaşamın devamını sağlayan elementlerin sayısı kaçtır?
Beş...
Toprak, su, ateş, metal ve tahta... Toprak suyu emer, su ateşi söndürür, ateş metali eritir, metal tahtayı keser, tahta da topraktan büyür...
İslamın şartı kaçtır? Beş...
Sayın Başbakan dahil her mümin günde kaç vakit namaz kılar? Beş...
Peki Başbakanımız dahil herkesin kaç duyusu var, hatırlayın. Beş...
Başbakan’n bahçesindeki çiçeğin taç yapraklarının sayı kaç? Beş...
Başbakan’ın kümesinde bir horoza kaç tavuk düşer? Beş...
Muhalefet liderleri, koltuğunda oturan Başbakan’a; “Ne o, beşlik simit gibi kurulmuşsun” demiyor mu?
Başbakanımız, beğenmediği insanlara; “Beş para etmez” demiyor mu? (‘Ananı al git’ demediği zamanlarda.)
İlkokulda en iyi not 5’tir... Başbakan da hep 5 almıştır ilkokulda.
Lise döneminde 5 sadece geçme notudur, o yüzden bazı öğrencilerin çalışma felsefesi, “Beşten şaşma altıyı aşma” üstünedir.
Peki elimizde kaç parmak vardır? Beş...
Çocuklar, çarpım tablosunu; “Beş kere beş yirmi beş, aferin bizim keleş” diye ezberlerler.
Şamarın argodaki adı nedir? Beş kardeş... (Beşin argodaki anlamı için Bk: Argo sözlük.)
Peki süper güç ABD’nin Pentagon’u ne anlama geliyor? Beş köşeli... E Başbakanımızla ABD arasındaki güzel diyaloglar hepimizin malumu.
Beş sayısı, ilk dokuz sayının tam ortasında bulunan bir sayı olduğu için merkezcilik, birleştiricilik özelliğine sahiptir. Başbakanımız da öyle değil mi?
Beş sayısı, aslında insanı sembolize etmektedir; bir baş, iki kol, iki bacak... Etti mi sana beş?.. Yani beş eşittir, işte insan... Bu özellikler Başbakanımızda da mevcuttur.
E yıldızların da hep beş köşeli çizilmesi tesadüf mü? Başbakanımız da siyasetin yıldızı değil mi?
Futbol maçlarında taraftarlar, takımlarını coştururken neden hep “Beş, beş, beş” diye bağırırlar; yani bu taraftarlar, takımlarının beşin üstünde gol atmasını istemezler mi? Başbakanımızın bir zamanlar futbolcu olduğunu hatırlayın.
Yaa gördünüz mü ne kadar gizemli, ne kadar mistik bir sayıymış bu beş sayısı?
Sayın Başbakanımızın hayatında da beş sayıları önemlidir.
Bir kere doğum yılı 1954, içinde beş sayısı var... Doğum günü de 26 Şubat; peki Fatih, İstanbul’u kaç yaşında fethetmişti? 21... 26-21=5 eder, görüyor musunuz ne derin anlamlar, ne gizli mesajlar var? İş şifreyi okuyabilmekte. Yani İstanbul Fatihi’yle Başbakanımız arasındaki fark 5 oluyor... Sonra dört erkek bir kız olmak üzere beş kardeşler... İlkokul 5. sınıftayken çok başarılı bir öğrenci olduğundan okul müdürü, omzundan tutarak sınıfın penceresine yaklaştırıp Haliç’in karşısında bir yeri göstererek “Seni o gördüğün okula gönderelim” dedi. Orası İstanbul İmam Hatip Okulu idi. Böylece Sayın Başbakanımızın hayatında çok önemli bir sayfa açılıyordu.
Bakın, Sayın Başbakan bizzat kendi ağzından ilk gençlik günlerini nasıl anlatıyor; hani benim de şahit olduğum, dişimin kırılmasına neden olan o olayı?..
“...akşamdan bayat simit alırdım, anneciğim onu buhara yatırırdı. O zaman simit 10 kuruştu. Ben 2.5 kuruşa tanesini alır, 5 kuruşa satardım. Ayrıca okulda da kartpostal satardım. O zamanın parasıyla haftada 5 TL taksitle ilk kitabımı aldım...” Dikkat ettiniz değil mi, ilk kazandığı para bayat simitten alığı 5 kuruş; sonra ilk kitabını da 5 lira taksitle almış. Sonra 15 yaşındayken (5x3) Camialtı Spor Kulübü’nde profesyonel futbol oynamaya başladı. Sıkı durun; aldığı transfer ücreti, 1000 TL (5x200)... Evlilik tarihi 4 Temmuz (5-1=4); temmuz yedinci aydır, (7-2=5). Dört çocuğu var, bir de sayın eşi, etti mi sana beş? Partisine il başkanı seçildiği yıl, 1985... Okuduğu şiir yüzünden aldığı mahkumiyet 4 ay (5-1=4).
Bunların hiçbiri rasgele olaylar değil; eğer başkanının açtığı davalar hep 5000 YTL tazminat ile sonuçlanıyorsa, bu işte bir hikmet var demektir. Sayın başkanımızın bunun üstüne gitmesinde ve kendi hayatında önemli ölçüde yön verdiği belli olan 5 sayısının uğurundan faydalanmasında büyük yarar vardır. Destek vermek için bundan sonra Başbakana BEŞBAKAN denmesini öneriyorum.
Ord . Prof. Dr. Akildane Herzekar
ÖNCEKİ HABER

nisan 1 geleneği nasıl doğdu?

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet: Gazetecilikten mahkum olan yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa