Kürtlere gazete yasak!

Kürtlere gazete yasak!

Kürt gazeteleri üzerindeki baskılara bir yenisi eklendi. Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Yaşamda Gündem ve Azadiye Welat gazetesinin ardından, kısa bir süre önce yayın hayatına başlayan Güncel gazetesine de 15 gün kapatma cezası verildi.


Kürt gazeteleri üzerindeki baskılara bir yenisi eklendi. Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Yaşamda Gündem ve Azadiye Welat gazetesinin ardından, kısa bir süre önce yayın hayatına başlayan Güncel gazetesine de 15 gün kapatma cezası verildi. Böylece son 6 ay içinde 5 Kürt gazetesinin yayını mahkeme kararıyla durduruldu.
Basın ve ifade özgürlüğüne bir darbe daha vuruldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Mart’ta yayın hayatına başlayan Güncel gazetesi hakkında, “PKK propagandası yaptığı” ve “Abdullah Öcalan”ı övdüğü iddiasıyla 15 gün süreyle yayınını durdurma kararı verdi. Kapatma kararına tepki gösteren kitle örgütleri, basın özgürlüğü için mücadele çağrısı yaptılar.
Güncel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Samur, son 6 ay içerisinde 5 Kürt basın yayın organı hakkında kapatma kararı verildiğine dikkat çekti. Kürt sorununun demokratik çözümünü işleyen Kürt basın yayın organlarının kapatılarak, Kürt sorununun çözülemeyeceğini vurgulayan Samur, 15 yıllık çatışmalı ortamın yarattığı trajedilerin dosyalarını araladıkları, Kürt sorununda egemen bakış açısını dumura uğratan hakikatleri yansıtmaktan ürkmedikleri için hedef haline geldiklerini söyledi. Samur, “Diğer medya organları gibi adım adım kendi oligarşik yapısını örgütlemeye başlayan militarist egemenler karşısında sessiz ve tarafsız kalmadık” şeklinde konuştu. Samur, son altı ayda kapatılan 5 gazetenin Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü olmadığını çok somut bir şekilde gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.
Tepkisiz kalmamalıyız
“Ülkemizde gazetelerin kapatılması yeni bir uygulama değil. Ama bir farkı var bu dönem. Bu tür yasakçı uygulamaların dozajı arttı” diyen İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Yusuf Alataş ise sadece gazetelerin değil Kürt muhalif kesiminin sesinin kısılmak istendiğini dile getirdi. Gazetelerin art arda kapatılmasının yargının siyasallaştığının bir ifadesi olduğunu belirten Alataş, “Politik düzlemde DTP ve yöneticilerine karşı ve Kürt sorununda duyarlı kitle örgütlerine karşı bir baskı söz konusu. Bunun basında yansıması da Kürtlerin izlediği basın yayın organlarının kapatılması oluyor. Bu tür tutumlar ne yazık ki büyük sorun olan ifade ve basın özgürlüğünde gün geçtikçe daha da geriye gidilmesine neden oluyor” dedi.
“Ne yazık ki ülkemiz de muhalif gazetelerin kapatılması sıradan bir hal aldı. İnsanlar bu durumu kanıksar hale geldi. Duyarlı çevreler dahi tepkisiz kalıyor” diye devam eden Alataş, kendisini demokrasi cephesinde ifade eden kurum ve kişilerin antidemokratik uygulamalar karşısında tepkilerini dile getirmeleri gerektiğini ifade etti. Demokrasi güçlerinin sessizliğinin devletin elini güçlendirdiğini söyleyen Alataş, kapatılan gazetelerle dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. (İstanbul/EVRENSEL)
Yasaklama kararına Adana’da tepki
Adana’da bulunan demokratik kitle örgütleri, Gündem, Yaşamda Gündem, Güncel ve Azadiya Welat gazeteleri üzerindeki baskı ve yasaklamaları protesto etti.
Güncel Gazetesi Adana Temsilciliği önünde bir araya gelen DİSK, KESK, İHD, DTP, EMEP, SDP, ÖDP, ESP, Küçükdikili Belediye Başkanı Leyla Güven ve meclis üyeleri, Yakapınar Belediye Başkanı Osman Keser, Evrensel, Güncel ve Azadiya Welat gazetesi çalışanları, kapatma cezalarına ve sansüre tepki gösterdiler.
Kitle örgütleri ve partiler adına konuşan EMEP Adana İl Başkanı Sevil Aracı, medya organlarının “andıç” tehdidi ile yüz yüze bırakıldığı bir süreçte, bazı gazetelere “özel muamele” uygulanarak yayınlarının engellendiğini söyledi. Türkiye’nin basın özgürlüğü bakımından tarihinin en kara günlerinden birini yaşadığını söyleyen Aracı, şöyle devam etti: “Gündem ve Yaşamda Gündem gazetelerinin kapatılmasının ardından çıkan Güncel gazetesinin dağıtımına da dağıtım şirketine yapılan baskı sonucu izin verilmiyor. Bu baskının mantığının ne olduğunu açıklayan bir başka sansür uygulaması da Azadiya Welat gazetesi hakkındaki kapatma kararı. Gazetenin 21 Mart’ta çıkan sayısı, hiçbir gerekçe gösterilmeden toplatıldı. Toplatma kararı, Merkez Dağıtım Şirketi’ne iletilmiş, ancak gazeteye tebliğ edilmemiştir. Şirketin toplatma kararını kimden aldığını, hangi dayatma ile karşı karşıya kaldığı bilinmiyor. Güncel gazetesinin dağıtımının engellenmesi ve devletin belirlediği politik söylemin dışında yayın yapan Kürtçe gazete Azadiya Welat’a karşı uygulanan bu karar, bir tür ‘beyaz sansür’ olarak tanımlanabilir.”
“Gündem geleneğinden gelen gazeteler, en çok muhabirlerini kayıp verdikleri, gazetelerinin bombalandığı 1992-1995 yılları arasında bile yayınlarına devam etmişlerdi” diyen Aracı, demokrasiden yana olan tüm kesimleri özgür basınla dayanışmaya çağırdı.
OHAL yasalar uygulanıyor
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay: Aslında Türkiye’de bu biçimde, gazetelerin kapatılması olağan dışı bir gelişme değil. Buna şaşırdığımı söyleyemem. Çünkü Türkiye’de OHAL döneminde uygulanan yasalar bugün çıkarılan birtakım yeni yasalarla tekrar hayata geçiriliyor. Bu yasaların en önemlilerinden biri de Terörle Mücadele Yasası (TMY). Bu yasayla gazeteler kapatılıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi için bu tür yasak ve sansürcü yasaların mutlaka kaldırılması gerekiyor. TMY ve yasakçı yasalar Meclis’te ortak irade ile çıkıyor. Bu konuda yapılması gereken artık yakınmak ve dövünmek değil yasaların değişmesi ve ülkenin demokratik hale gelmesi için çaba sarf edilmesi gerekiyor.
Sorunu daha da derinleştirir
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul: Bir sorunun çözümünün baskı ve sindirme politikasında aranması doğru değil. Kürt sorununun çözümü noktasında, gazetelerin kapatılması, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirir. Türkiye’de Kürt sorunu da diğer bütün sorunlar gibi demokratik yollarla çözülebilir. Kürt sorununun çözümü daha öncede birçok defa dile getirdiğimiz gibi barış ve kardeşlik temelinde çözülebilir. Sorunun derinleşmesine neden olacak yayın yasaklamalarına karşı demokratik kamuoyu tepkisiz kalmamalıdır. Bu konuda maalesef toplum ve kitle örgütleri duyarsızlaştırılıyor. Bizler bu duyarsızlığa karşı ısrarla tepkimizi dile getirmeliyiz.
Şahin Doğan
www.evrensel.net