GÜNLÜK

GÜNLÜK

  • Normal olarak bizde şimdiye kadar çoktan bir darbenin yapılması gerekirdi.
    60 darbesi.
    70 darbesi.
    80 darbesi.


    Normal olarak bizde şimdiye kadar çoktan bir darbenin yapılması gerekirdi.
    60 darbesi.
    70 darbesi.
    80 darbesi.
    Çıktık açık alınla her on yılda…
    Tamam, arada 28 Şubat falan oldu.
    Ama harbi darbelere alışık yurdumuzda böyle hafif yoklamalar darbeden sayılmazdı.
    Sanıyoruz başkalarını da sıkıntı bastı!
    Ortalığı darbe söylentileri kapladı.
    Ortalıkta dolanan yazılar için, yapılmamış darbelerin hatıratlarıdır…
    Olmamış darbenin davası olmaz denilip es geçilebilir.
    Ama hayır!
    Mesele es geçilecek cinsten değildir.
    Çünkü olmamış darbe hatıratları aslında, eski darbe sana söylüyorum, yeni darbe sen anla mealindedir!
    Ya da…
    İşe tersten bakarsak…
    Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi sivil darbecilerin askeri darbecileri köşeye sıkıştırma…
    Tecrit etme…
    “Demokrasi” adını kullanarak…
    Ya da “demokrasicilik oyunuyla” saf dışı etme çabalardır!
    ***
    Zaten ampulün AB merakı önünü açmak için sarıldığı taktiksel dayanaktan başka bir şey değildi.
    Merkezi yapı ne kadar zayıflar…
    Taşlar ne kadar yerinden oynarsa o kadar iyiydi!
    Nitekim o eski heves sönmüş…
    Kendileri açısından yeterince yol alınmış gibiydi.
    Ve yine şimdilik koşulları fazla zorlamamak…
    İşin bir kısmını da başka “dayanışmacı dostlara” bırakmak gerekirdi!
    Nitekim o “dayanışmacı dostlar” devreye çoktan girmiş…
    Ortalığa saçılan andıçlar…
    Darbe hatıratları derken karşı tarafın kolunu kanadını kırma işlemini “başarıyla” uygulamaya başlamışlardı!
    Ama burası Türkiye’ydi.
    Dengeler her an değişebilirdi.
    Dengeleri değiştirecek yegane güç ise Amerika’nın “asil ihtiyaçlarında” gizliydi!
    Ortalığa düşürülen hatıratların ne kadarı doğru ne kadarı yalan orası ayrı bir şeydi.
    İki kez darbe yapılmaya niyetlenilmiş ama gerçekleşmemişti.
    Koşullar mı uymamıştı?
    Amerikan desteği mi alınmamıştı?
    Birlik mi sağlanamamıştı?
    Hayır!
    Bunların hiçbiri neden değildi.
    Darbe türkülerini söyleyecek şarkıcı üzerinde karara varılamamıştı.
    Bir kısım darbeci, Hasan Mutlucan demiş…
    Bir kısım, Tolga Çandar da fena değil diye diretmiş.
    Anlaşılan o ki, bir kısım darbeci de ikisini de yeterli bulamamış, yeni aday arayışına girmiş, bu sırada zaman da geçmişti!
    Darbeci çoktu.
    İstenilen ses kıvamında darbe türkücüsü yoktu!
    İşte darbe bundan olmamıştı!
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net