Yoksulun umut ışığı oldu

İç içe geçmiş gecekondu evleri, apartman kondu binalar ve dar sokaklarıyla Bağlar semti, Diyarbakır’daki yoksulluğun fotoğrafıdır aslında.


İç içe geçmiş gecekondu evleri, apartman kondu binalar ve dar sokaklarıyla Bağlar semti, Diyarbakır’daki yoksulluğun fotoğrafıdır aslında. Bağlar’ın sokaklarına adım atar atmaz boy boy ve ayakları çıplak bakımsız çocuklar karşılar sizi.
1994 yılında “ilk kademe” belediyesi olma hakkı kazanan Bağlar, çatışmalar ve köy boşaltmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan binlerce insanın sığındığı yerlerin başında geliyor. 1990’da 147 bin olan Bağlar’ın nüfusu, 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 300 bini aşmış durumda.
Özellikle 90’lı yıllarda artan göçle birlikte, konut ihtiyacını karşılamak için yapılan sağlıksız evlerde binlerce aile, işsizlik ve yoksullukla baş başa kaldı.
İşte Bağlar Belediyesi, tüm bu sorunlarla boğuşan yoksul ailelere ücretsiz giysi yardımı yapabilmek amacıyla “Günışığı Yardımlaşma ve Dayanışma Mağazası” açtı. Fabrika ve mağazalardan ihtiyaç fazlası ürünlerin yanı sıra, halkın ve duyarlı vatandaşların ikinci el giysilerinin getirildiği mağazada, yoksulların giysi ihtiyacı sağlanıyor.
9 bin kişi başvurdu
Mağazaya getirilen ikinci el kıyafetler, makinelerde yıkandıktan sonra ütüleniyor ve raflara yerleştiriliyor. İhtiyaç sahiplerine 50-150 YTL değerinde kupon veriliyor. Yoksul aileler, bu kuponlarla mağazaya gelerek ihtiyaçlarını karşılıyor.
Açılmasının üzerinden kısa bir süre geçmesine karşın, belediyenin belirlediği aileler dışında şimdiye kadar 9 bin kişi giysi yardımı için başvurdu. Bunlardan bin 530’una yardım yapıldı.
Para geçmiyor
Bağlar Belediyesi Günışığı Yardımlaşma ve Dayanışma Mağazası Koordinatörü Mukaddes Alataş, mağazanın 20 yıllık şiddet ortamında yoğun göç alan Bağlar’da, hiçbir geliri olmayan yoksul insanlara yardım amacıyla kurulduğunu söyledi.
Alataş sözlerine şöyle devam etti: “Amacımız ihtiyacı olan insanları biraz olsun rahatlatmak. İnsanlar arası dayanışmayı güçlendirmek. İhtiyacı olan insanların yalnız olmadığını göstermek. Bizim mağazamızda para geçmiyor.”
Yoksulluklarının durumuna göre insanları derecelendirdiklerini aktaran Alataş, kötü durumda olanlara öncelik tanıdıklarını söyledi. Alataş, “Hedefimiz bir yıl içinde Bağlar bölgesinin tamamına ulaşmak. Ve bunları kayıt altına almak. Amacımız gönüllü ve bağış yapanların sayısının artmasıdır. Ne kadar çok bağış olursa o kadar çok insanın sorunu çözülmüş olacak” diye konuştu.
Aileler mutlu
Yardım almak için mağazaya gelen 5 çocuk annesi Aynur Dere, eşinin hasta olduğunu ve bodrum katta, rutubetli bir evde oturduklarını anlatıyor. 15 yıl kadar önce köyleri yakıldığı için göç ettiklerini belirten Dere, “Sürekli hastayız. Çocuklar da hasta. Hep evden. Burası bir umut oldu bizim için. Belediyenin fakiri düşünmesi iyi. Çocuklar okula gidiyor. Ayakkabı alamamıştık bu kış. Gerçekten çok zor durumdayız” diye konuştu.
5 çocuk annesi Sebiha Özbey ise, mağazadaki randevusuna işsiz eşiyle birlikte gelmiş. Rencide olacakları düşüncesiyle ilkin yanaşmıyorlar konuşmaya. Çocuklarına mont ve ayakkabı alamadıkları için çocuklarının bu ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmışlar 150 YTL değerindeki kuponu. Anne Özbey, “Belediyenin böyle bir şey yapması çok iyi oldu. Çok mutluyuz ve memnunuz” sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını... (Diyarbakır/EVRENSEL)
‘Bağlar her geçen gün yoksullaşıyor’

Diyarbakır’ın “yoksulluk haritası”nı çıkarma çalışmalarını yürüten Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği çalışanlarından Sosyolog Mahmut Evinç, Bağlar semtine ilişkin henüz bitmeyen araştırmalarından izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Bağlar kentleşme açısından iç içe geçmiş. İnsanların barınma alanlarının sağlıklı ya da sağlıksız olması davranışlarına yansıyor. 10 kişinin tek bir odada kaldığı bir ev ile daha az kişinin daha iyi koşullarda kaldığı evdeki çocukların ve insanların davranışlarında farklılık oluyor ve bu rahatlıkla kendisini gösteriyor. Bağlar’da maddi anlamda hiçbir geliri olmayanlar, memurlar ve orta düzeyde olan aileler yaşıyor. Ancak her geçen gün yerini yoksullara bırakan bir bölge. Bağlar’da göç akrabalık ilişkileri üzerinden gerçekleşmiş. Yoğun göç sonucu sosyal patlama olmamasının bir nedeni de bu. Toplumdan gelen dayanışma kültürü sayesindedir. Aslında geçen yıl mart olaylarında yaşanan bir sosyal patlamadır.”
Derya Karaçoban
www.evrensel.net