Sosyal haktan cemaat yardımına sağlığın öyküsü

‘Sosyal devlet olma yolundan lütuf devletine mi dönüşüyoruz?’ sorusu halen devam eden "Sağlıkta Dönüşüm"e ana itiraz noktalarındandı.


‘Sosyal devlet olma yolundan lütuf devletine mi dönüşüyoruz?’ sorusu halen devam eden "Sağlıkta Dönüşüm"e ana itiraz noktalarındandı. Bir başka kaygı, daha önce "Aile Hekimliği ve Laik Yapı" başlıklı yazımda da ele aldığım şekliyle sağlık ve sosyal güvenlik alanında yaratılacak, tercih edilmiş boşlukların sadece para piyasalarının gereksinimi olmayıp aynı zamanda cemaat ilişkilerinin geliştirilmesinde de araç olarak kullanılması olasılığıydı. Düzce'den gelen bir afiş, konuyu daha anlaşılır kılıyor. İl Sağlık Müdürlüğü ve Deniz Feneri Derneği ortak organizasyonunda yoksullar için dernek tarafından ambulans, ortopedik malzeme ve hastane sevklerinde misafirhane sağlanacağı duyuruluyor. Hani ambulans hizmetleri ücretsizdi? Hani adeta zenginleri de kapsayacak şekilde yeşil kart, uygulama tarihindeki en yüksek sayıya ulaşmıştı? Şimdilik bir derneğin afişi mevcut, yakında iş "yatılı misafirliğe" geldiğinde cemaat ilişkileri muhtemeldir ki ayyuka çıkacak.
Konuya bir de anlaşmalı hastanelerden sevkli de olsalar hastalardan ek ücret alınması boyutuyla bakmakta yarar var. Sabit olması bir yana bağış adı altında adeta vergilendirilmiş bıçak parasını andıran bu uygulamada resmi bir tarife olmadığından, hastaneler arasında farklılıklar mevcut. GSS taslakları tartışılırken "ek teminat paketi" adı altında bu tür cepten ödemelerin özel sigortacılık alanının iştahını kabarttığını TÜSİAD tarafından hazırlanan yayınlardan izliyorduk. Geldiğimiz noktada sosyal güvenlik kapsamı dışına çıkartılan başlıklarda, cepten ödeme zorunluluğunda şimdilik hayır kurumlarıyla başlasa da kısa zamanda cemaat organizasyonlarının devreye gireceği aşikar. Cemaat hastanelerinin olmayacağını kim iddia edebilir? Olduğunda anlaşmalı oldukları sosyal güvenlik kurumlarının sevkli hastalarından talep ettikleri zorunlu bağış bazı hastalardan alınmadığında, izini sürdüğümüzde nerelere ulaşabileceğimizi tahmin edebiliyor musunuz?
Ek ücretin sabit olmayıp bağışa dönüştürülmesiyle keyfiliğin, KDV dahil maliye tarafından denetlenemez oluşu diğer bir ayrıntı. İşte bu basit ayrıntı bile ek ücret alınmaması yönünde ricacı kurumların işini ve doğal olarak afişlerini kolaylaştıracağa benziyor.
Ne diyelim; sağlığın hak olmaktan çıkarılıp ödeve indirgendiği sosyal devletten, biraz parası olanın özel sigorta şirketlerinin sağlık poliçelerine, yoksulların cemaatlerin yardımına terk edildiği ülkeye hızla sürükleniyoruz. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin en yaygın olduğu İzmir'de de aile hekimliği adı altında sağlık son hız özelleştiriliyor. Bugüne kadar kendi adıma sermayenin rengi ile pek ilgilenmemiştim, ama bu sefer durum farklı ve galiba biraz yeşil kokuyor.
www.evrensel.net