Benim sorunum hepimizin sorunu…

Aylardan beri süregelen şu, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un her yanında vuku bulan, kentsel dönüşüm masalı adı altında halka yapılan; bariz bir işkence. Hem de devlet eliyle yapılmakta ve acımasızca devam etmektedir.


Aylardan beri süregelen şu, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un her yanında vuku bulan, kentsel dönüşüm masalı adı altında halka yapılan; bariz bir işkence. Hem de devlet eliyle yapılmakta ve acımasızca devam etmektedir.
Ben Başıbüyük Mahallesi’nde oturmaktayım, buraya 3 sene önce geldim; geldiğim yerde üç sene önce 400 YTL kira ödüyordum, krizlerle birlikte kart mağduru oldum. O sıralarda oğlum askere gitti ve annem kısmi felç geçirdi; ekonomik çıkmaza girmiştim. Bunalım içindeyken Maltepe Başıbüyük Mahallesi’nde oturan akrabalarım burada bana 150 YTL kira ile ev buldular ve gelip yerleştim. Anadolu insanı oldukları için çok çabuk kaynaştık. Her şey yoluna girmişken şu Allah’ın belası kentsel dönüşüm olayı, tüm halkı tedirgin ve rahatsız ettiği gibi beni ve benim gibi kiracıları da rahatsız etmektedir.
Sayın Başbakan, şimdi ben size soruyorum; siz seçim konuşmaları yaparken ben sizi izledim; ikna oldum, oy verdim ve ailemden, çevremden çok kişiyi de ikna ettim. Sizi ve yandaşlarınızı tanıdıkça ne denli hata yaptığımı anladım. Şimdilik iş işten geçti ama bunun ilerisi de var, sadece yokuşu çıktık değil mi?
Sayın Başbakan, isterseniz sizin bazı vaatlerinizi hatırlatalım. Baş örtüsü sorunu, imam hatipler, Avrupa Birliği, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk... Hani IMF’yi hemen kovuyordunuz? İşçiniz, emekçiniz rahat edecekti vb... Bunlar çoğaltılabilir. Siz bunları yerine getireceğinize bakın ne yaptınız! Türkiye’yi Amerika’ya satmaktasınız, IMF’ye boyun eğmektesiniz, işsizlik aldı başını gidiyor, emekli kan ağlıyor. Memurunu memuruna (polis) yerlerde sürüklettiriyorsun. Baş örtüsü çözümlenmemiş. Yoksulluk açlık sınırında. Yolsuzluk ise hep etrafında. Siz ve bakanlarınız halka karşı; sadece kartel medya ile ve zengin kesimle iyisiniz, onlar da sizin gibi zavallılar.
Seçim zamanı geldiğinde ben bu bileklerimi keserim ama asla sana oy vermem. Benim gibi düşünen binlercesi var ve bunu siz de çok iyi biliyorsunuz, yandaşlarınız da. Ben seçim günü oy kullanmaya giderken ‘anamı da alıp öyle gideceğim’. Askerden dönen oğlumu da alıp öyle gideceğim. Memurlar da, işçiler de, emekliler de, şehit anaları da, ezilen halk da sandık başına aynı düşünce ile gidecektir.
Lütfen Başbakanım; çek elini evimizden, çek elini işimizden, çek elini okulumuzdan... Sen Türkiye’nin menfaatlerini düşün. Mersin’i, Bodrum’u, Antalya’yı, İstanbul’u, Trabzon’u kısaca Türkiye topraklarını satıyorsan, bu toprakları da bize sat. Biz bu topraklar uğruna can veriyoruz.Ya yabancılar? Yan gelip yatıyorlar. Keser döner sap döner, sap döner keser döner. Bu böyle gitmez Başbakanım. Bu böyle gitmez.
Sadık Kaba (Maltepe/İSTANBUL)
www.evrensel.net