Asistan kıyımı kapıda!

Asistan kıyımı kapıda!

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi’nde çalışan bir araştırma görevlisinin kadroyla ilişiği kesilirken, İktisat ve Edebiyat fakültelerinde iki araştırma görevlisinin sözleşmelerinin uzatılması talebi reddedildi. Endişe yaratan bu gelişmeler, araştırma görevlilerinin iş güvencesi sorununu yeniden gündeme getirdi.


İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi’nde çalışan bir araştırma görevlisinin kadroyla ilişiği kesilirken, İktisat ve Edebiyat fakültelerinde iki araştırma görevlisinin sözleşmelerinin uzatılması talebi reddedildi. Endişe yaratan bu gelişmeler, araştırma görevlilerinin iş güvencesi sorununu yeniden gündeme getirdi.
İÜ Hukuk Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi Zeynel Kangal’ın doktora eğitimini bitirmesi üzerine 22 Şubat 2007 tarihinde kadroyla ilişiği kesilerek işine son verildi. İktisat ve Edebiyat fakültelerinde iki araştırma görevlisi ise bağlı oldukları bölümün talebine rağmen, YÖK’ün aldığı yeni bir karar gerekçe gösterilerek 33-a kadrosuna atanmadılar.
YÖK, 1 Aralık 2006 tarihli kararıyla enstitülerde lisansüstü eğitim yapan araştırma görevlilerinden eğitimlerini tamamlayanların fakültelerin anabilim dallarına kadrolarıyla birlikte aktarılmasına ilişkin maddeyi iptal etti. Kararı, eğitimlerini tamamlayan 50-d asistanlarının sürelerinin uzatılmayacağı şeklinde yorumlayan İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, daha güvenceli olan 33-a kadrosuna geçişi yasakladı.
Gelişmelerden rahatsız olan asistanlar, uygulamanın iptali ve iş güvencesi talebiyle imza kampanyası düzenlemeye hazırlanıyor.
Eski karar iptal edildi
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu, 15 Temmuz 2005 tarihinde yaptığı toplantıda, “fen, sağlık ve sosyal bilimler enstitülerinde lisansüstü eğitim yapan araştırma görevlilerinden eğitimlerini tamamlayarak ilişiği kesilenlerin; ihtiyaç duyulan anabilim dallarına kısa sürede yeniden atamaları bürokrasinin bugünkü işleyişi nedeniyle mümkün görülmediğinden, üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacı dikkate alınarak, söz konusu enstitülerde görev yapan araştırma görevlilerinin de fakültelerin ilgili anabilim dallarına kadrolarıyla birlikte aktarılmasına” karar vermişti. Ancak daha sonra yeniden değerlendirmede bulunan YÖK, 1 Aralık 2006 tarihindeki toplantıda; “enstitülerde lisansüstü eğitim yapan araştırma görevlilerinden eğitimlerini tamamlayanların fakültelerin anabilim dallarına kadrolarıyla birlikte aktarılmalarıyla ilgili maddeyi” iptal etti. YÖK iptal kararını 2007’nin Ocak ayında üniversitelere bildirdi.
İş güvencesi tehlikede
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, söz konusu kararı, YÖK Kanunu’nun 50-d maddesine tabi tutulan araştırma görevlilerinden doktora tezini tamamlayanların, 33-a kadrosuna geçirilmeyeceği şeklinde yorumlayarak, bölümlerin bu yöndeki taleplerini reddetmeye başladı.
Yasa, öğretim üye yardımcılığını 33. madde düzenlemesine karşın, pek çok üniversitede asistan kadroları, 50-d maddesinden ilan ediliyor. “Lisansüstü Eğitim”i düzenleyen 50-d maddesinin ise memurluk ve kamu görevi ile ilgisi yok. İstenilen lisansüstü öğrencinin, eğitimi süresince öğretim üye yardımcısı olarak atanabileceğini öngörüyor. Bu maddeye göre ‘lisansüstü burslu öğrenci’ statüsüyle atanan asistanlar, doktora tezinin tamamlanmasıyla birlikte işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar.
YÖK’ün söz konusu kararı ve İstanbul Üniversitesi yönetiminin yorumundan rahatsız olan asistanlar, uygulamanın iptali ve iş güvencesi talebiyle imza kampanyası başlatmaya hazırlanıyor.
33-a maddesi nedir?
YÖK Kanunu’nun 33-a maddesi, “öğretim yardımcılığı”nı yani asistanlık ve uzmanlık gibi kadroları düzenliyor. Doktora tezini tamamlayan araştırma görevlileri, anabilim dalı başkanlığının teklifi ve rektörlüğün kararıyla 33-a kadrosuna en çok üç yıllığına atanabilirler. Geçmiş yıllarda süresi bitenlerin ataması yeniden yapılmıyordu. Ancak, Danıştay bunu iptal etti. Yargı kararıyla kazanılmış iş güvenceleri var. (İstanbul/EVRENSEL)
Doktora öğrencileri tehdit altında
Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Çetinkaya: YÖK Kanunu’nun 50-d maddesinin hukuki bir düzenleme olmadığını düşünüyoruz. Atıfla oluşturulmuş bir madde. 33-a’da kendisini ifade ediyor. Bu uygulamadan dolayı çeşitli bölümlerden şimdilik 5-6 arkadaşımızın üniversiteyle ilişiği kesildi. Ama aynı endişe nedeniyle tezini savunmayan birçok arkadaşımız var. Bütün doktora öğrencileri tehdit ve risk altında. Bu hukuki bir uygulama değil, keyfi bir uygulamadır. Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Araştırma görevlilerine iş güvencesi ve akademik özerklik sağlayan bir ortamın oluşturulmasını talep ediyoruz.
Doktora tezini bitirdi ancak ilişiği kesildi
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Hukuk Fakültesi Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı’nda doktora tezini tamamlayarak bölümde kalmak isteyen Araştırma Görevlisi Zeynel Temel Kangal’ın üniversite ile ilişiğini kesti.
YÖK Kanunu’nun 50-d maddesindeki kadrosunun 33-a’ya geçirilmediğini belirten Araştırma Görevlisi Kangal, üniversite yönetimi hakkında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
İddialara göre olay şöyle gelişti: 1999 yılında YÖK Kanunu’nun 50-d maddesine göre Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan Zeynel Temel Kangal, bu yıl kasım ayında doktora tezini tamamladı. Kangal, üniversitede kalmak için 50-d kadrosundan, 33-a kadrosuna geçirilmek istedi. Eğitimini tamamlayan 50-d asistanlarının üniversitede kalabilmeleri için kadrolarının YÖK Kanunu’nun 50. maddesi d fıkrasından, 33. madde a fıkrasına göre nakledilmesi gerekiyor. Bunun için de bölüm başkanının dekanlığa yazı yazması ve kadro önermesi gerekiyor. Aksi takdirde bu durumdaki araştırma görevlilerinin otomatik olarak işine son veriliyor.
Bir süre sonra Personel Daire Başkanlığı’nı arayan Kangal, kendisiyle ilgili bir başvurunun olmadığını öğrendi. Girişimlerinden sonuç alamayan Kangal, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Kangal, aynı zamanda da, 33-a maddesine geçirilerek sözleşmesinin uzatılması için yeniden başvurdu. Ancak bu başvuru da Rektörlük tarafından reddedildi.
Şahin Bayar
www.evrensel.net