EMEK GÜNLÜĞÜ

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • 1 Mayıs günü alanlardaki kitlesellik, coşku ve işçi ağırlığı yürütülecek çalışmanın sonucunda ortaya çıkabilir.


    1 Mayıs günü alanlardaki kitlesellik, coşku ve işçi ağırlığı yürütülecek çalışmanın sonucunda ortaya çıkabilir. 1 Mayıs’ta kendiliğinden alanlara gelenlerle beraber, esas olarak işyeri, hizmet alanları, okullar, mahallelerden örgütlü gelenlerin belirleyici olduğunu biliyoruz. Her yıl olduğu gibi, yine her kesim, çok coşkulu ve kitlesel 1 Mayıs örgütleyelim, alanlara sığmayalım, bu kitlesellik ve coşku önümüzdeki sürece katkı sunsun diye iyi dilek ve temennilerde bulunur.
    Oysaki bunun dilek ve temennilerle gerçekleşecek bir mesele olmadığını hepimiz biliyoruz. 1 Mayıs’ın kitlesel, coşkulu ve yaygın geçmesi, işçilerin alanlara akması için öncelikle bir çalışmanın yapılması gerekiyor. İşçilerin ve emekçilerin sorun yaşaması, düşük ücretle çalışması, çalışma koşullarının ağır olması, özelleştirmenin sürmesi, taşeronlaştırmanın sürmesi, sendikasızlaştırmanın devam etmesi kendi başına, bu sorunları yaşayanların alanları dolduracağı anlaşılmamalıdır. Bunun için bir emeğin ve çabanın olması gerekiyor. Türkiye açısından en kitlesel 1 Mayıs kutlamalarından birinin ‘77 1 Mayısı olduğu bilinir. Dönemi yaşayan ve ‘77 1 Mayısı hazırlığının nasıl olduğunu anlatan işçi arkadaşlar ve sendikacılar, aylar öncesi bir hazırlıktan bahsediyorlar. Kurulan işyeri, mahalle, okul ve alanlardaki komiteler, işçilerin gönüllü çalışması sonucunda böyle bir kitlesellik yakalandığını söylüyorlar. Örneğin o günün koşullarında İstanbul’un nüfusu daha az olmasına karşın sadece 2.5 milyon bildiri dağıtılmış, yüzbinlerce afiş asılmış, sokaklar pankartlarla donatılmış.
    Şimdi hem Türkiye’nin nüfusu, hem, İstanbul’un nüfusu birkaç katına çıkmıştır. ‘77 ve 2007 arasından 30 yıl geçmiştir, işçilerin ve emekçilerin sayısı en az dört kat artmıştır. Gelir dağılımı azalmış, yoksulluk büyümüştür. 12 Eylül askeri darbesi yaşanmıştır. 27 yıl önce doğanlar, bugün işçi kuşağının en genç kitlesini oluşturmaktadırlar. O nedenle 1 Mayıs’a hazırlık, var olan durumu değiştirmek için bir çalışmanın içine girilmesini zorunlu kılıyor.
    Yani kısacası eğer öncelikle sendikalı işyerlerinde işçi toplantıları yapılmadan bir hazırlık düşünülürse, nasıl olsa herkes 1 Mayıs’ı biliyor diye anlaşılırsa, 2 Mayıs günü biz elimizden geleni yaptık işçiler gelmedi olur. Oysa ne elinden gelen yapılmıştır, ne de işçilerin dönemsel olarak aydınlatıldığı ve neden alanlarda olmak gerektiği anlatılamamıştır.
    Bu durum bir fabrika, mahalle, okul, hastane, hizmet birimi, tarlasını ekip biçen üretici köylü için de geçerlidir. Kitlesel kutlamaların ve coşkunun karşılığı, çok çalışma ve yığınlara ulaşmaktan geçiyor.
    ‘77 bir Mayısı’nın kendine özgü yanları vardı ve onun tarihsel koşulları göz ardı edilemez. Şimdi işçi sınıfının yaşamış olduğu koşullar 30 yıl öncesinin kat be kat daha kötüsüdür. Mersin Serbest Bölgesi’nde yaşanan budur. Öyleyse işçileri ve emekçileri sermayenin çarkının dişlerinin arasına sıkıştırmaya, işsizlik tehdidiyle ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışan patronlara ve onların hükümetine karşı, 1 Mayıs’ta cevap vermek ve bunun sonrasında sürdürmek için çalışmaya koyulursak önemli bir mesafe almış olacağız. Başta İstanbul olmak üzere, ülkenin her yanında milyonların üzerinde bildirilerin dağıtıldığı, afişlerin, pankartların asıldığı ve her gün onlarca, yüzlerce yerde işçi, mahallelerde kahve, ev toplantılarının yapıldığı bir çalışma mutlaka başarıya ulaşacaktır.
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net