Fotoğraf: AA

ÖZGÜRLÜKLER

  • Bir çığlık… Bir uyarı: “Çocuk oyunu değil…”
    Mayın!
    Dün (4 Nisan 2007) “Dünya Mayın Bilinci Günü”ydü.
    İHD, “Çocuk oyunu değil!” başlıklı bir broşür dağıttı. Bir çocuk avuçlarını açmış, mayına doğru uzanmış.


    Bir çığlık… Bir uyarı: “Çocuk oyunu değil…”
    Mayın!
    Dün (4 Nisan 2007) “Dünya Mayın Bilinci Günü”ydü.
    İHD, “Çocuk oyunu değil!” başlıklı bir broşür dağıttı. Bir çocuk avuçlarını açmış, mayına doğru uzanmış. Broşürde fotoğrafı var. İHD çocuklara, anne ve babalara, öğretmenlere sesleniyor: Mayınlara dokunmayın! Mayınlara dokunmayın! Mayınlara dokunmayın!
    Bu bir çığlık.
    Nasıl olmasın ki?..
    Daha geçen yıl, 2006’da, 40 kişi yaşamını yitirdi. 108 de yaralı var… Asker, polis, sivil insanlar, çocuklar…
    Genelkurmay Başkanlığı, “Mayın Girişimi”ne “yeteri/gerektiği kadar mayın var” mı ne diyormuş.
    “Gerektiği/yeteri kadar da stokta bulunduğunu” mu söylüyormuş?
    Ne güzel!
    “Mayın silahı var ordumuzun elinde” diye övünelim mi, dövünelim mi?
    Tane hesabı ile söylersek; verilen bilgiye göre bir milyon mayını askeri amaçla döşemişler.
    Nereye döşemişler?
    Memleketin köylerine, ovalarına, yaylalarına, dağlarına, yollarına, patikalarına, tarlalarına, çalı, çırpı yanlarına… Bağ, bostan yerlerine…
    Üç milyon tane de stoklardaymış.
    Varmış yani. Hem de çok.
    İHD’den Nejat Taştan, 2000 yılından bu yana mayın üzerinde çalışıyordu. Bulgularından ilk haberdar olanlardanım. 2002’de 12 yıllık mayın raporunu açıklamıştık birlikte…
    Çarpıcı bulgusu şuydu:
    - Boşaltılan köylerin etrafında mayınlı araziler var. Boşaltılan köylerin etrafında yoğunlaşma var. Serbest patlayıcılar en fazla boşaltılan köylerin etrafında…
    İllerin köylerini de gösteren büyük haritalara, mayın ve serbest patlayıcıların patlamalarını farklı renklerde işaretlemişti… 4 bine yakın boşaltılan köylerin etrafında, sıklıkla mayın ve serbest patlayıcılara rastlanıyordu.
    Buna “PKK ile mücadele” diyorlar. O mayınlara çocuklar, kadınlar, her yaştan insan basıyor ve yaşamını yitiriyor, sakat kalıyordu. PKK cephesinden de benzer açıklamalar geliyordu.
    Medya yalnızca mayına basan askeri /polisi yazıyordu. Sivilleri yazdığında da “PKK’nın döşediği hain mayınlar” ya da “hain PKK’nın döşediği mayınlar patladı, patlatıldı” diyorlardı. PKK döşemiyor muydu? Döşüyordu.
    İHD mayınlarla, insan ölümlerine neden olan güçlere sesleniyordu:
    - Mayınlara hayır! Nerelere mayın döşediğinizi açıklayın!
    Çok çok uzun yıllar önce, Suriye sınırındaki mayınları duyardık. Filmlerde kaçakçıların mayınlarda yitirilmiş hayatlarını izler, suretlerini görürdük. Anlamakta güçlük çekenlerimiz olurdu belki de… Açlığın, yoksulluğun, kaçakçılık sektörünü doğurduğunu da görürdük. Sinemacılar bize bunu gösterirdi.
    Sonra başka şeyleri de görür olduk. Başka boyutları...
    Türkiye, kara mayınları ile ilgili Ottowa Sözleşmesi’ne taraftı (2003). Şimdi sözleşme gereği verdiği bilgilerden anlıyoruz ki;
    1. Batman, 2. Diyarbakır, 3. Gaziantep, 4. Hakkari, 5. Ardahan, 6. Kars, 7. Siirt, 8. Şırnak, 9. Şanlıurfa, 10. Tunceli, 11. Van, 12. Mardin ve 13. Hatay illerinde mayınlı bölgeler var. İHD’nin bulgularını doğrulayan bilgiydi bu.
    Şimdi, bilinçlenme günü…
    Şimdi savaşa, şiddete…
    Şimdi mayınlara karşı durma günü.
    Şimdi ve daima barışı savunma günü…
    Hüsnü Öndül
    www.evrensel.net