İran’ın verdiği ders

İran ile İngiltere arasında yaklaşık iki hafta önce patlak veren “esir krizi”, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın, “İngiliz askerlerin, İngiliz halkına hediye” olarak serbest bırakmasının ardından sona erdi. Ve İngiliz askerler, dün sabah saatlerinde İran’dan ayrıldı.


İran ile İngiltere arasında yaklaşık iki hafta önce patlak veren “esir krizi”, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın, “İngiliz askerlerin, İngiliz halkına hediye” olarak serbest bırakmasının ardından sona erdi. Ve İngiliz askerler, dün sabah saatlerinde İran’dan ayrıldı. İki ülke arasında patlak veren asker krizinin ardından ilk kez konuşan ve bu ilk konuşmasında, Irak ile İran sınırını oluşturan tartışmalı bölge Şat-ül Arap Nehri’nde “sınır ihlali” nedeniyle esir alınan İngiliz askerlerini serbest bırakan Ahmedinecad, ülkesi ile rejimine yönelik son birkaç aydır iyiden iyiye çığrından çıkan olası saldırı haberlerine karşılık, İngiliz askerlerini yakalayan İranlı komutana, “üçüncü derece”den cesaret madalyası verdi, yaklaşık iki haftadır diplomatik baskıların ortasında olan ülkenin lideri değilmişcesine, “askerlerin, İngiliz halkına hediye” olarak salıverileceklerini açıkladı ve bu şekilde adeta “gövde gösterisi” yaptı.
İngiliz askerlerin aniden salıverilmesi aslında, İran’ın elini güçlendiren bir başka unsuru da oluşturuyor. Burada sözü, krizin muhatabı İngiltere’de yayımlanan The Guardian yazarı Julian Borger’a bırakalım. Borger, “Tüm tebessüm piyadelerin serbest bırakılmasına” başlıklı analizinde, “Bu, Tahran’ı kindardan çok, cömert gösterdi. Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ı, tehditkar bakışlı birinden çok sempatik kıldı ve uluslararası arenada bıraktığı acı tadı uzağa taşıdı. Tüm bunların ardından barışçı politika yanlıları, sabırlı müzakerenin günü kazanabileceğini söyleyebilecek.”
Diplomatik kurnazlık
İşin “renkli” kısmı bir yana, Tahran esir krizi süreci boyunca tüm uluslararası diplomatik baskılara rağmen kararlı ve ödün vermez tavrını sürdürdü. Bir yandan açıklamalarının tonunu her geçen gün sertleştiren Londra’nın kurnaz diplomasinin “blöfleri”ni en az “Londra kadar kurnaz” bir biçimde karşılayan ve kendisinden “özür” dilenmesi konusunda direten İran, aynen nükleer faaliyetlerinde de olduğu gibi, dünya kamuoyunun karşısında neredeyse tek başına kalmasına rağmen geri adım atmadı ve “bağımsız ve karakterli bir devlet” olduğunu net bir biçimde gösterdi. Ve son günlerde yaptığı “ılımlı” açıklamalarla, İngiltere’ye açık kapı bırakan İran, krizi daha fazla uzatmayarak, üstünlüğünü korumayı da bildi.
Kriz süreci boyunca, İranlı iki yetkilinin; İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Ali Laricani’nin diplomatik deneyimlerine özellikle vurgu yapmak gerekiyor. Hele de, Mutteki’nin İngiliz mevkidaşının “pasif” durumu karşısında, bu iki yetkilinin başarısı daha da önem kazanıyor.
10 günü aşkın süre boyunca AB ile ABD’nin dayanağı olmayan boş tehditlerini de umursamayan İran’ın, İngiltere ile yaşadığı bu ikinci esir krizinin denk geldiği dönem de İran’ın en az diplomatik dirayeti kadar incelenmeye değer. Çünkü söz konusu askerler, tam da İran’a nükleer faaliyetleri nedeniyle ikinci ve ağırlaştırılmış Birleşmiş Milletler yaptırımlarının, BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylandığı döneme denk geldi.
İran’ın, Irak ile olan sınırının, ABD ile İngiliz işgal güçleri tarafından bundan önce de “ihlal” edildiği söylenmişti. Hatta, İran’ın Irak’taki diplomatları, Irak Cumhurbaşkanı’nın davetlisi olmalarına rağmen ABD işgal güçleri tarafından tutuklanmıştı. Zira, Erbil’deki olay da Tahran-işgalci güçler-Bağdat arasında yüksek tansiyonlu krizlere neden olmuştu.
Son olayda ise İran, bu ülkeye olası saldırı senaryolarının tavan yaptığı ve tetikleyici bir unsur olarak uluslararası tecride ikinci kere mahkum edildiği bir dönemde verdiği tepkiyle bugün işgalcilerin denetiminde olan komşuları kadar “kolay” lokma olmadığının net sinyalini verdi.
Kirli çamaşırlar
Öte yandan Tahran, elindeki İngiliz askerlerini, dünya kamuoyunun dikkatini işgal ve işgalcilerin kirli icraatlarına çekmek için de kullandı. Askerlerin “sınır ihlalinde bulunduklarından dolayı özür dileyen görüntülerini” defalarca yayınlayan ve bunları da İngiltere’nin tutumuna bağlayıp, “iyi niyet” göstergesi olarak bir süre sonra kesen İran, özellikle kadın asker Faye Turney’in yazdığı mektuplarla, Irak işgalini ve işgalcilerin başta işkence olmak üzere Irak’taki insanlık dışı uygulamalarını yeniden uluslararası kamuoyunu gündemine taşıdı.
İngiliz asker Turney, ailesine ve İngiliz halkına yazdığı mektuplarda, kuşkusuz “esir olmasından kaynaklanan psikoloji”yi barındırıyordu. Her mektubunda, “İranlıların misafirperverliğine” vurgu yapan İngiliz asker, üçüncü ve yayınlan son mektubunda halkına hitaben; “İngiliz ve ABD hükümetlerinin politikalarının kurbanı olduğunu, Bush ve Blair hükümetlerinden diğer insanlara karşı insafsız tutumlarını değiştirmelerini istemelerinin zamanının geldiğini” yazdı. Ayrıca, Irak’taki baş işkencehane Ebu Garib’teki Iraklılara yapılan işkenceleri de eleştirdi.
Turney, mektuplarında kullandığı bu ifadeleri, “normal şartlar altında” kullansa, büyük bir olasılıkla askeri mahkemede yargılanır ve “ağır” bir cezaya çarptırılırdı. Fakat neyse ki, İngilizler için Tahran bunu da “düşünmüştü” ve Londra yönetiminin, askerlerine karşı “sınır ihlalinde bulunduklarını itiraf ettikleri için cezalandırılmamalarını” diledi.
Sonuç olarak, İran; Amerikan-İsrail ortak yapımı tehditlerinin gölgesinde, uluslararası tecrit ve ambargolar karşısında, Irak’ı hiçbir yasa tanımayarak işgal eden ve türlü katliamlara imza atan yönetimlere karşı çıktığı son “çarpışma”da “kazanan” taraf olarak çıkmayı başardı. Aynı zamanda, ABD’nin, uluslararası kamuoyuna lanse etmeye çalıştığı üzere “masaya oturulmaz, katı, diyalogdan uzak ve radikal” bir devlet ile ulus olmadığını da göstermiş oldu.
Esir askerler hediyelerle Tahran’dan uğurlandı
İran’ın iki haftalık bir krizden sonra “jest’’ için serbest bırakılacağını açıkladığı 15 İngiliz asker, dün sabah ülkelerine doğru yola çıktı. Tahran Havalimanı’na getirilen askerler, ‘’British Mediterranean Airways’’e ait ticari bir uçakla saat 07.30’da Londra’ya gönderildi.
Son kez özür
İran’dan ayrılmadan önce son kez “sınır ihlalinde bulundukları için özür” dileyen askerler, Tahran’dan çeşitli hediyelerle uğurlandı. Resmi haber ajansı IRNA’nın bildirdiğine göre, serbest bırakılan askerler için Tahran Mehrabad Havalimanı’nda “veda töreni” yapıldı.
İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi Jeffry Adams ve İran Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin hazır bulunduğu törende İngiliz askerlerine, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ve askerleri esir alan Devrim Muhafızları adına çeşitli hediyeler verildi. İngiliz askerler de salıverildikleri için “mutlu” olduklarını ve “bir an önce aileleriyle buluşmak istediklerini” söylediler. Haberde, İngiliz askerlerinin İranlı yetkililere Farsça sözcüklerle veda ettikleri de belirtildi.
Suriye’nin etkin rolü
Suriyeli yetkililer ise Şam yönetiminin, İran’ın esir aldığı İngiliz askerlerin serbest bırakılmasında önemli rol oynadığını söylediler. SKY televizyonu diplomatik kaynaklardan aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde, Suriye ile Katar’ın, sorunun giderilmesinde önemli rol oynadıklarını duyurdu. Kuveytli bir gazete de, sorunun çözümü sürecinde Suriye’nin çaba harcadığını yazmış ve bu bilgi de Suriye’nin Londra elçiliği’nce doğrulanmıştı.
Bu arada esir askerleri “İngiliz halkına hediye olarak salıveren” İran lideri Ahmedinecad ise “İsrail dışındaki tüm ülkelerle ilişki kurmaya hazır olduklarını” bildirdi.
Gelişmeleri memnuniyetle karşılayan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, “Bu işi mahkemelere taşınmadan, tatlılıkla neticelendirdiler” dedi. (DIŞ HABERLER)
Zafer mi aşağılanma mı?

İngiliz basını, İran’ın gözaltına aldığı 15 İngiliz askerini serbest bırakmasıyla ilgili gelişmelere geniş yer verdi.
The Times
Tahran’da yaşananları “kostümlü piyes” olarak nitelerken önceki günkü gelişmelerle “Körfez’de yeni bir savaşın patlak vermesi korkularının sona erdiği” yorumunda bulundu.
The Daily Mail
Gazete, askerlerin serbest bırakılmasının İngiliz halkına rahat bir nefes aldırdığını, ancak şimdi “sonucun İngiltere için bir aşağılanma mı yoksa bir diplomatik zafer mi olduğu” şeklindeki çok sayıda sorunun yanıtlanması gerektiğini yazdı.
The Independent
İlk sayfasını bir iskambil kağıdı gibi kurgulayan gazete, sayfanın üst tarafında Mahmud Ahmedinecad, alt tarafında ise Tony Blair’e yer verdi. Krizden kimin kârlı çıktığı sorusunu sordu ve yanıtın da “olaya nereden baktığınıza bağlı” olduğunu belirtti. Independent, İran Cumhurbaşkanı’nın “bütün dünyayı bir sahne haline getirip kendi oyununu sergilediğini” de yazdı.
The Guardian
Suriye’nin krizin sona erdirilmesinde önemli rol oynadığını yazdı. Guardian başyazarı, “yaşananların tümüyle kötü olduğunu, ancak iyi sona ermesinden mutluluk duyulması gerektiğini” kaydetti.
The Daily Telegraph
İran ile İngiltere arasında askerlerin serbest bırakılması için gizli bir anlaşma yapılıp yapılmadığı sorusunu sordu. (DIŞ HABERLER)
Cihan Çelik
www.evrensel.net