Festivalin kıyıda kalanları

Hollywood’un meşhur güzellerinden Asia Argento’nun bir partide DJ’lik yapacak olması neredeyse İstanbul Film Festivali’nin en önemli olayı gibi sunulurken, dünyanın dört bir yanından İstanbul’a belki geri dönmemek üzere uğrayan 200’ün üzerinde film bir yandan seyirciyle buluşmaya devam ediyor...


Hollywood’un meşhur güzellerinden Asia Argento’nun bir partide DJ’lik yapacak olması neredeyse İstanbul Film Festivali’nin en önemli olayı gibi sunulurken, dünyanın dört bir yanından İstanbul’a belki geri dönmemek üzere uğrayan 200’ün üzerinde film bir yandan seyirciyle buluşmaya devam ediyor...
Dünden bu yana gazete ve televizyonlarda “Asia Argento çaldığı şarkılarla İstanbul’u salladı” haberleriyle gündeme gelen İstanbul Film Festivali, aslında ne ülkemizde gösterime girmesi ne de DVD’sinin bulunması olası görünmeyen yüzlerce filme ev sahipliği yapıyor. Festivalin “üvey evlat”larından bazılarını buraya aldık:
Kalbin Kıyıları
Fas sinemasından Berberice bir film. Erkeklerini fırtınada kaybeden küçük bir balıkçı köyünün dramatik öyküsünü anlatan film, denizden bir el çıkmasıyla başlıyor. Bu el çevresinde kadınların, toprağa vermek için kocalarının ve oğullarının cenazelerini bile bulamamış olmaktan duydukları eksikliğe ve yaşananların köyde giderek güçlendirdiği dedikodu dalgasına tanık oluyoruz. Finalde de köyün herhalde tek genç erkeği Davud bütün ısrarlara rağmen denize açılıyor, arkasından da yaşlı erkekler yedi yıldır ilk kez denize saldıkları sandallarıyla geliyor... Orijinal adı “Tizza Oul”. Filmin yönetmeni Hicham Ayouch, oyuncu kadrosunda ise Abdellah Aourik, Fatima Bikourke, Ali Mustapha Ait bulunuyor. En ilginç özelliği, festival bültenindeki tanımında da vurgulanıyor: “Bu ilk film, hem Berberi tarihine hem de Berberi diline bir saygı duruşu niteliğindedir.” Filmin gösterildiği “Arap filmlerini tanıtım projesi” kapsamında, tahmin edileceği gibi başka Arap filmlerine de rastlamak mümkün. Son gösterimi, 13 Nisan Cuma 19.00.
Boşta Gezer
“Rusya’dan Sevgilerle” festivalin bir başka kuşağı. Bu 2004 filmi de elbette bir Sovyet filmi değil ama yine de işçi sınıfı damgasını hissettiren bir yapım. Daha doğrusu Rus işçi sınıfının bugünkü durumundan bir fotoğraf sunuyor izleyiciye. Genç bir işçi olan Leonya’nın gözünden, az konuşmayla gündelik espriler üzerinden ilerliyor, absürd atmosfere başarıyla vurgu yapıyor. Leonya’nın çalıştığı fabrika özelleştirilir, Amerikalılar tarafından satın alınır ve kapatılır. Üstelik bütün bunlar, Leonya’nın işe geç geldiği bir gün “Biraz kestireyim” dediği sırada olup biter. Söylenti ise şöyle yayılır: “Amerikalılar siz en iyisisiniz dedi, fabrikayı o yüzden kapattı”. Arkasından yol işçiliği, ayakkabı satıcılığı gibi işler yapmaya çalışır Leonya ama bir türlü tutturamaz. Filmin orijinal adı “Svobodnoe Plavanie”, yönetmeni Boris Khlebnikov, oyuncuları ise Aleksandr Yatsenko, Evgeniy Sitiy, Petr Zaychenko. Ne yazık ki festivalde de gösterimi kalmadı.
Sorun Yaratan Adam
Bu Norveç filmi de “Mayınlı Bölge” kuşağından. Her şeyin tekdüze ve tatsız olduğu günümüz orta sınıfının Kafka romanlarını hatırlatan yaşamını alaycı bir yaklaşımla ele alan etkileyici bir film. İskandinav ülkelerinde bizden daha da belirgin olduğu tahmin edilebilecek olan dünya, filmde iyice abartılmış: Kahramanımızın vardığı tuhaf kentte, herkes güleryüzlüdür, patronlar çalışanların işlerini adeta kolaylaştırmaya çalışır, her şey kurallara ve beklentilere uygun olarak işler, herkesin en önemli ilgi alanı mobilyalar ve ev dekorasyonudur... Bir süre sonra hayat kabusa dönünce, kahramanımız bir keman sesinin peşinden duvarları yıkmaya çalışır. Bu kadarı da bu yaşamı kurgulayanlara fazla gelir, sonunda nasıl geldiğini hatırlamadığı yere geri gönderilir. Orijinal adı “Den Brysomme Mannen”, yönetmeni Jens Lien, oyuncuları ise Trond Fausa Aurvåg, Petronella Barker, Per Schaanning. Son gösterimi 14 Nisan Cumartesi saat 16.00’da.
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net