Birinci derece sorumsuzluk!

Birinci derece sorumsuzluk!

Art arda depremlerle sarsılan Elazığ’ın, 2004 yılında “birinci derece riskli deprem bölgesi” ilan edildiği, ancak bugüne kadar yapılan inşaatların “ikinci derece deprem bölgesi” kriter ve yönetmeliklerine göre yapıldığı ileri sürüldü.


Art arda depremlerle sarsılan Elazığ’ın, 2004 yılında “birinci derece riskli deprem bölgesi” ilan edildiği, ancak bugüne kadar yapılan inşaatların “ikinci derece deprem bölgesi” kriter ve yönetmeliklerine göre yapıldığı ileri sürüldü. Mimarlar Odası Elazığ Temsilcisi Mithat Coşkun, kentin Afet işleri Genel Müdürlüğü tarafından 2004’te “birinci derece riskli” olarak belirlendiğini, ancak bu tespiti son depremlerin ardından “tesadüfen” öğrendiklerini söyledi.
9 Şubat’ta 5.3 şiddetinde, 21 Şubat’ta 5.9 ve 28 Şubat’ta 4.9 şiddetinde meydana gelen depremlerle bir ay içinde de 200’ü aşkın artçı sarsıntıyla zor günler geçiren Elazığ’da endişeler devam ediyor. Uzmanlar kentin çeşitli bölgelerindeki risklere dikkat çekerken yeni bir şiddetli depremin ardından bu kez can kaybı yaşanabileceği uyarıları yapılıyor. Mimarlar Odası Temsilcisi Mithat Coşkun ise ilk imar planı 1965’te yapılan kentin, 1989’a kadar aynı plan üzerindeki revizyonlarla yapı yoğunluğunun artırıldığını belirterek kentleşmedeki sorunları gazetemize aktardı. Coşkun, “Elazığ ikinci derece deprem bölgesi olarak literatüre geçmiş ve deprem yönetmeliği de ikinci derece deprem kuşağındaki şartnamelere göre uygulanmıştır. Ama son depremlerde öğrendik ki 2004 yılında Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün yaptığı bir çalışma var. Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yapılan çalışmalarda Elazığ ve Maraş birinci derecede riskli deprem bölgesi olarak tespit edilmiş. Fakat biz haberdar değiliz. Yerel yetkililerle de görüştük, onların da haberi yok. 2004’ten 2007’ye kadar bine yakın inşaat yapılmış Elazığ’da. Bu zamana kadar Afet İşleri Genel Müdürlüğü ne yaptı? Yönetmeliklerin uygulayıcıları biziz. Belediyeler, biz mimarlar ve mühendislerin bu tespitten haberi olmak zorundaydı. En başta bizim uyarılmamız lazımdı. Bu çok büyük bir yanlış” diye konuştu.
Siyasi rant sorunu
Fay hattının kente 30 kilometre uzaklıkta bulunduğuna ve deprem ile ilgili sorumluluğun başta belediye olmak üzere kenti yönetenlerde olduğuna değinen Coşkun, “Elazığ’ın zemininin emniyet gerilmesi yüksek değil. Zemin ne kadar sağlam olursa yükü o kadar iyi taşır. Elazığ, yapı olarak bir çanak şeklinde ve düz bir ova içinde ama yapılaşma ova tabanında. En büyük risk de Sürsürü bölgesi dediğimiz bölgede. 1994 yılında imar planı yapılıyor ve burası imara açılıyor. Öngörülen bina yükseklikleri 4-5 kat olmasına rağmen siyasi rant işin içine girince, 8 kata çıkartılıyor ve yoğunluk artırılıyor. Bu, tabii ki o bölge için riskli bir tercih. Üst üste yapılan plan tadilatları, şehrin çarpık yapılaşmasına da neden oluyor. Tabii ki şehirlerde planlamalar devam eder, durmaz. Ancak planların, şehrin gelişme yönüne doğru geliştirilmesi lazım. Biz bunda çok gecikmişiz. Gazi Caddesi’nin Elazığ’ın tek ticari ve alışveriş merkezi olması nedeniyle 300 bin kişiyi 500 metrelik bir alana mahkum etmişiz. Şu anda Güney Çevre Yolu Projesi gelişti ve onun etrafında imar planları yapıldı ama uygulama safhasında değil. Bu plan 30 yıl önce düşünülmüş, ancak bugün uygulamaya koyabilmişiz” dedi.
2 binin üzerinde hasarlı yapı
Depremlerden sonra genelde zemini çürük olan yerlerde; örneğin Cumhuriyet ve Sürsürü mahallelerinde hasar oluştuğunu belirten Coşkun, “Yıkılan binamız yok. Şu ana kadar hasar müracaatı ise 2 binin üzerinde” diye devam etti.
Ne yapılmalı?
Mimar Mithat Coşkun, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Kentsel Dönüşüm Projesi’nin acil olarak uygulamaya konulması lazım. Bununla yapı stokunun belirlenmesi, sağlam ve çürük binaların ayıklanması gerekmektedir. Hasarlı binaların güçlendirilmesinin yapılması, çok hasarlı binaların da boşaltılması gerekiyor. Belediyenin, kentin deprem haritasını çıkarıp zemin etütlerini yaptırıp, zemini sağlam yerleri belirleyip TOKİ ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile koordinasyon halinde iki üç ay içinde en az 3 bin konutun yapımını başlatması gerekir. Binaların kerpiç ve eski olmasından dolayı depremde hasar gören mahallelerde acilen tedbir alınmalıdır. Aksi halde 6 ve üzeri şiddetindeki bir depremde mal ve can kaybı olacağı aşikardır.” (Elazığ/EVRENSEL)
Elif Görgü
www.evrensel.net