09 Nisan 2007 00:00

MEDYADA GEÇEN HAFTA

TMSF’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kısaltması olduğunu, hele de bunun anlamını herhalde pek az kişi bilir. Ama bu kurumun işlevini belki bilmeyen yoktur.

Paylaş

Bir kez daha, patronların ‘iş’leri
Bir “el koyma” vakası daha yaşadık.
TMSF’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kısaltması olduğunu, hele de bunun anlamını herhalde pek az kişi bilir. Ama bu kurumun işlevini belki bilmeyen yoktur. Çünkü son yıllarda, bir şekilde, örneğin sahipleri olduğu bankayı batırarak devlete borçlanan patronların şirketlerinin geçici olarak işletildiği ve satıldığına defalarca tanık olduk.
Bu kez de el konan 60’ın üzerinde şirket olduğu söyleniyor ama bunların en ünlüleri Sabah gazetesi ile Atv televizyonu oldu. Üstelik, şöyle bir hafızamızı yoklarsak, son yıllarda o kadar çok gazete ve televizyona patronunun “işleri” nedeniyle el konduğunu görüyoruz ki, hayret etmemek elde değil. Star’ın hem televizyonu hem gazetesi, Cine5, Süper FM’den Metro FM’e onlarca radyo, dergiler, internet siteleri... İlk fon dönemini daha sessiz geçiren Sabah, Atv ve Merkez grubu da bu listeye eklendi.
Bunlardan satılanlar oldu, Star’ı Doğan grubu aldı, kimi radyoları Kanadalı Canwest grubu, kimilerini tanınmamış zenginler, kimilerini yabancılar. Hâlâ fonun elinde olanlar da var. İlginç bir örnek, şu anda en çok satan magazin dergisi, haftalık yaklaşık 40 bin tirajı olan Kral Magazin dergisi. Üç yıla yakın süredir, TMSF yönetiminde çıkıyor! Magazinde liderler, belki yeni dergilerle rekora koşarlar, bilemeyiz.
Diğer yandan, Star’ın, özellikle gazetenin bir dönem izlediği yayın çizgisi hafızalarda. Cem Uzan’ın elindeyken hükümete gayet sert muhalefet edebilen bir gazeteyken, bir gecede yüz seksen derecelik bir dönüş yapmaları okurun kafasını karıştırmıştı. O kadar ayarsız bir yayın çizgisiydi ki, tam sayfa Tayyip Erdoğan fotoğrafları basmakta bile sakınca görmüyorlardı.
Bizde yalakalık basının karakterine çok uzak değildir, kimse öyle algılamaz. Ama bu iş uzun süredir böyle kaba saba yapılmıyordu camiada.
Sabah’ın başına gelenler de haliyle bu tür bir müdahale olasılığını akıllara getirdi. Üstelik Cumhurbaşkanlığı ve ardından genel seçime gidilen hayli kritik günlerden geçtiğimiz dikkate alınırsa... Fakat ilk günlerdeki izlenimler, bu kez böyle bir sorunun pek gündeme gelmeyeceğinin işaretlerini veriyor. Fon da, hükümet de Star olayından derslerini almış, aynı hataya düşerek tepkileri üzerlerine çekmek istemiyor olsa gerek. Anlaşılır bir kaygı.
Üstelik, Sabah grubunun son zamanlarda hükümete ne kadar yakın durduğu düşünülürse, hükümet propagandası için el koymaya pek de gerek olmadığı fark edilebilir!
Bütün bu manzaranın anafikrini en güzel özetleyen açıklama Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan geldi: “Medya sahiplerinin medya dışı ticari alanlarla, siyaset ve finans sektörüyle ilişkilerinin basın özgürlüğü bakımından doğurduğu sakıncaları bir kez daha gündeme getirdi...”
Gerçekten de petrolden bankacılığa çeşitli alanlara el atan patronların medyayı da bunların bir “uzantısı” olarak tasarlamaları, hükümetle kurdukları ilişkileri de belirliyor, kimi zaman da böyle basın kurumlarının akıbetini...
Patronların işlerinin medyanın ve dolayısıyla haber alma hakkına sahip olan tüm yurttaşların hayatlarını derinden etkilemesinin önüne bir türlü geçilemiyor.
Haftanın bir başka medya vakası Gözcü’nün kapatılması da, aslında hep bu bağlamda tartışıldı. Aydın Doğan’ın gazetesi Gözcü, Tayyip Erdoğan hükümetine karşı sert bir üslupla muhalefet eden, asker ve laiklik yanlısı damarı ağır basan bir gazeteydi. Son manşetlerinde bile Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını kastederek “Bu elbise ona uymaz!” demişlerdi. Ani bir kararla gazeteyi kapattılar, başta açıklama yapmadılar. Şimdi ise Hürriyet’te her gün geniş geniş verdikleri açıklamalar yetmiyor, patron Aydın Doğan televizyon kanallarına telefonla bağlanıp “Zarar ediyordu, akşamki haberleri giremiyorduk” diye herkesi kendine inandırmaya çalışıyor. Belki öyledir, ama Gözcü zarar ediyorsa Doğan grubunun belki Hürriyet ile Posta dışında hiçbir gazetesinin kâr etmesinin olanağı yok, buna Radikal de, hatta Milliyet de dahil. Dolayısıyla, patron ne derse desin “Aydın Doğan Petrol Ofisi’nin borçları nedeniyle Gözcü’yü kapattı”, “Sahibi olduğu Hilton oteline ruhsat istediğinden muhalefeti bıraktı” gibi iddiaların önüne geçmesi çok zor.
Patronlar başka “iş”lerle uğraşmasalardı, biz de gazeteciliği daha kolay tartışabilirdik...
Sansürün süresi uzadı
Gazetemizde bir haftadır yer bulan “Sansüre hayır” dizisi, devletin ve dağıtım tekelinin kıskacına alınan Gündem, Güncel, Azadiya Welat gazetelerine destek verenlerin sesini duyurmaya devam ediyor. Açıkçası, tam bir “Tehlikenin farkında mısınız” durumu yaşıyoruz.
Erol Önderoğlu’nun Bağımsız İletişim Ağı için hazırladığı haberde, dikkatlerin geçen yıl değiştirilen Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) çevrilmesi gerektiği anlatılıyor. Şu gelişmeleri bir alt alta koyup sıralıyoruz ve yorumu size bırakıyoruz:
  • Mart ayında “Ülkede Özgür Gündem” ve “Azadiya Welat” gazete yayınlarının TMY uyarınca durdurulmasından sonra yayına geçen “Güncel” ve “Yaşamda Gündem” gazeteleri peş peşe kapatıldı.
  • Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Mart’ta aldığı bir kararla, TMY’nin 6/5. maddesi uyarınca “Azadiya Welat” gazetesine 20 gün yayın durdurma cezası verdi.
  • İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de, 19 Mart’ta yayın hayatına başlayan “Güncel” gazetesi hakkında, “PKK propagandası yaptığı” ve “Abdullah Öcalan’ı övdüğü” iddiasıyla 15 gün süreyle yayınını durdurma kararı verdi.
  • 6 Mart’ta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevinde zehirlendiğine ilişkin haberler yayımlayan “Ülkede Özgür Gündem” gazetesinin yayınını bir ay süreyle durdurdu.
  • “Ülkede Özgür Gündem” gazetesine toplam bir ay yayın durdurma cezası verilmesinin ardından yayına geçen “Yaşamda Gündem” gazetesinin 9 Mart 2007 tarihli sayısı da “önceki gazetenin bir devamı olduğu” gerekçesiyle toplatıldı.
  • “Güncel” gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Samur, son altı ay içerisinde beş Kürt basın yayın organı hakkında kapatma kararı verildiğini açıkladı.
  • MLKP’ye yönelik gerçekleştirildiği açıklanan operasyonlarda tutuklanan İstanbul Özgür Radyo Yayın Yönetmeni Füsun Erdoğan ve “Atılım” gazetesi Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek’in aralarında bulunduğu en az 36 kişi, dosya kapsamında “gizlilik kararı” verilmesi nedeniyle ne suçlamaları öğrenebiliyor ne de mahkemeye çıkarılıyor.
    Çağdaş Günerbüyük
  • ÖNCEKİ HABER

    Su birikintisi çocukları yuttu

    SONRAKİ HABER

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet: Gazetecilikten tutuklu yok

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa