Linç edilmeye çalışıldık

Kerkük’le ilgili sözleri nedeniyle tutuklanan DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu: “Linç edilmeye çalışıldık”


Kerkük’e yapılmış bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış sayarız” dediği iddiasıyla günlerce medyada hedef gösterildikten sonra tutuklanan DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu, 41 gün sonra tahliye edildi.
Cezaevi kapısında çiçeklerle karşılanan Aydoğdu, tutuklanmasına neden olan sözlerin “cımbızlanarak” öne çıkarıldığını ve linç edilmeye çalışıldığını söyledi. Aydoğdu, Kerkük’le ilgili sözleri için, “Bu konuda eleştirilerimizi, uyarılarımızı yapma görevimiz vardı. Bu, bir siyasetçi olarak hakkımız” dedi.
DTP İl Başkanı Hilmi Aydoğdu, yaşadıklarını ve partisine yönelik baskıları EVRENSEL’e değerlendirdi.

Kerkük ile ilgili yaptığınız açıklamalardan dolayı tutuklanız. Neler yaşadınız bu süreç içinde?
Kerkük’le ilgili yaptığımız değerlendirme, aslında zaman açısından konunun Türkiye gündeminde yer aldığı bir dönemdi. Türkiye’de hemen her çevrenin, gazetecilerin, aydınların, hükümet ve devlet yetkililerinin bu konuyu yoğunca tartıştığı bir dönemdi. Tabi bir siyasetçi olarak, özellikle, bölge halkının nabzını çok iyi bilen bir partinin Diyarbakır il başkanı olarak bu konuda düşüncelerimizi açıklama, bu konuda eleştirilerimizi, uyarılarımızı yapma görevimiz vardı. Bu, bir siyasetçi olarak hem bizim hakkımız, hem de Türkiye halklarına karşı vazgeçilmez, ertelenmez bir görevimizdi. Biz bu sorumluluk bilinciyle bu açıklamaları yaptık. Amacımız burada halkı kin ve nefrete teşvik etmek değildi. Ama bu temelde sorgulandık, bu temelde yargılandık ve bu temelde de linç edilmeye çalışıldık. Ben kesinlikle kendim, partim ve halkım açısından çok açıkça ifade ediyorum: başka bir halka karşı, ya da başka bir zümreye karşı kin ve nefretin geliştirilmesi kesinlikle söz konusu değildir.

Aslında ne söylemiştiniz?
Ben esas olarak Türkiye’de kin ve nefreti geliştirmeye müsait olan şartların ortadan kaldırılmasına hizmet etmek istedik. Olabilecek olası olayların veya gelişmelerin buna zemin sunabileceği uyarısında bulunduk. Kin ve nefreti geliştirmekten ziyade kin ve nefret körükleyebilecek olayların ve gelişmelerin önüne geçmek istedik. Kerkük meselesi tartışılan bir mesele ve bizde bu konuda dedik ki: Diyarbakır halkını, Batman halkını, Hakkari halkını iyi anlayın. Biz Kuzey Irak’taki Kürtlerle soydaşız. Kan bağları, tarihsel, kültürel, dini, psikolojik, manevi bağlar var. Bu hassasiyetleri gözetiniz. Kuzey Irak Kürtlerini kendinize karşıt yapmayınız. Türkiye’nin çıkarına değildir bu. Türkiye, Kürtler ile Türkmenler arasında ayrım yapmamalıdır. Birini diğerine tercih etmemelidir. İkisine de kucaklayıcı davranmalı, ikisine de dostça yaklaşmalıdır, ikisini de sahiplenmelidir. Ki geçmişte sayın Özal’ın Kuzey Irak Kürtleri ile ilgili yaptığı değerlendirmeler vardır.
Kuzey Irak’taki Kürtler bizim Kürt vatandaşlarımızın soydaşlarıdır doğal olarak bizimde vatandaşlarımız sayılırlar. Ve bu düşüncenin gelişmesi gerekiyor. Kuzey Irak ve Kerkük’le ilgili yapılan tartışmalar Kürtleri, Türkleri ve Kuzey Irak’taki Kürtleri son derece rahatsız ediyordu. Bizde bu konuda açıklamalarımız yaptık ve dedik ki: Türkiye, bölge halkının bu konudaki hassasiyetlerini gözetmelidir. Bu uyarıcı bir açıklamaydı. Bu o gün gündemde olan politikalara bir eleştiriydi. Ama o açıklamadaki kelimeler özellikle cımbızla seçilerek bize yönelik bir linç kampanyası geliştirildi. Bu linç kampanyasının sadece benim şahsıma yönelik bir kampanya olduğunu da düşünmüyorum. Bu genel olarak özelde partime karşı, genelde de hem demokratik Kürt hareketine hem de Türkiye’deki demokrasi güçlerine karşı genel bir yönelimin bir parçasıydı.

Son dönemlerde DTP’ye karşı baskılar arttı. Partinize yönelik, bu yönelimin amacı nedir?
Tabi bir Newroz süreci vardı. Her yıl Newroz’dan bir ay önce “provokasyonlar olacak, olaylar olacak, toplumsal kalkışmalar olacak” gibi bir yığın söylentiyle o süreç hep gerilmeye çalışıldı. Newroz etkinliklerini başlattığımız basın açıklamasında şunu söyledim: Newroz’da hiçbir taşkınlık, gerilim, gösteri olmayacaktır. Newroz çok büyük bir olgunluk içerisinde çok büyük bir hoşgörü içerisinde gerçekleşecektir. Şimdiden uyarıyorum. Kimse bu Newroz’u gölgeleyecek gerilimler yaratmamalıdır. Bu konuda tedbirlerimizi aldığımızı önlemlerimizi aldığımızı herkes bilmelidir dedik. Ama bunlara rağmen Newroz çok bilinçli ve kasıtlı bir şekilde gerilmeye çalışıldı.

Bu gerilim politikası sadece Newroz ile mi sınırlı kaldı?
Hayır bu politika çok kapsamlıdır. Newroz öncesinde bunun işareti verildi. Ama bunun seçime kadar devam edeceğini tahmin ediyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile bizim hiçbir alakamız yok. Oy kullanma şansımız yok. Biz cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmasına şurasından yada burasından katılmadık. Ama dikkat edin Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP ve CHP arasındaki bu kısır kavgada hep partimizin ve partililerimizin, Kürt demokrasi dinamiklerinin adı bu iki parti arasındaki tartışmalarda hep bir saldırı aracı olarak görülüyor. Şimdi burada dikkat ediniz bizim partimize ne kadar çok saldırırlarsa Türkiye’deki milliyetçi çevrelere o kadar ben daha iyi milliyetçiyim dediklerini görüyoruz. Kendi milliyetçiliklerini kanıtlayabilmenin yolu adeta bizim partimize saldırmaktan geçiyor. Bu CHP içinde AKP içinde böyledir. Bu çok ilkel bir yaklaşımdır.

Tüm bu olan bitenler, DTP’yi Meclise sokmama çabaları olarak yorumlanıyor...
Bütün anketlere bakınız. DTP oluşacak yeni parlamento birleşimi içerisinde yer alıyor. Kürt halkı DTP aracılığıyla burada kendi temsiliyetini, iradesini bulacaktır. Şimdiye kadar bu temsiliyeti baraj yoluyla engellediler. Bağımsız adaylarla seçime girme bir alternatif, bir formül olarak halkın gündeminde. Partimiz bu konuda henüz bir karar almış değil. Partimizin asıl düşüncesi Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerinin Türküyle, Kürdüyle, Lazı, Çerkeziyle, Alevisi Sunnisi herkesin demokratik güçbirliği ile seçimlere girmesidir. Bizim tercihimiz budur.
Ama sonuçta bağımsız adaylarla seçime girme formülü de kamuoyunda tartışılıyor. Ama bazı çevreleri rahatsız eden şeyde budur. Yani bağımsız adaylarla seçime girerlerse güçlü bir grupla parlamentoda temsil bulurlar. Partimize yönelik geliştirilen saldırı kampanyalarının asıl sebeplerinden biri budur. (Diyarbakır/EVRENSEL)
Mehmet Aslanoğlu
www.evrensel.net