guernica’dan ırak’a ne değişti?

guernica’dan ırak’a ne değişti?

Resim sanatının, üzerinde en çok konuşulan ürünlerini yaratan Picasso, ürettikleriyle insanlık kültürüne önemli katkılar yapan büyük sanatçılardan biri olmayı başardı.


“Bir ülkenin hükümdarı, dönemin en ünlü ressamını huzuruna çağırarak ondan bir horoz resmi çizmesini isteyecektir. Ve ülkenin en iyi ressamı Picasso gelir. Picasso, hükümdardan bu resim için üç ay süre ister. Üç ay sonra Picasso, elinde boş bir kağıt ve kalemle gelir, hemen bir horoz resmi yapar. Hükümdar çok şaşırır. ‘Madem bu resmi on saniyede bitirecektin, benden niye 3 ay zaman istedin?’ diye kızar. Picasso da hükümdardan atölyesine gelmesini ister. Bunun üzerine hükümdar atölyeye gider. Picasso dolabı açar, dolabın içinden en az üç yüz tane eskiz dökülür. Hükümdara dönerek ‘Bu resim 3 aylık çalışmamın ürünüdür’ der.”
Resim sanatının üzerinde en çok konuşulan ürünlerini yaratan Picasso, ürettikleriyle insanlık kültürüne önemli katkılar sunan büyük sanatçılardan biri olmayı başardı.
Tam ismi Pablo Diego Jose Francisco de Paula Juan Nepomuceno Crispin Crispiniano de la Sentissima Trinidad Ruiz Blasco Picasso Lopez’dir. Picasso, 25 Ekim 1881’de İspanya-Malaga’da doğdu. Babası da kendi çapında bir ressam olan Picasso, insanlık tarihinin en hareketli yıllarına, büyük altüst oluşlara tanıklık etti. Onun resim anlayışı, bu hareketlilik ve altüst oluşların belirginliğine paralel bir tarz yaratmasını da koşulladı.
Picasso, yaşamının ilk on yılını doğduğu kasabada geçirdi. Babası kasaba müzesinin müdürüydü. Ayrıca resim öğretmenliği yapıyordu. Yoksul bir yaşam sürdürdüğü söylenebilir. Daha iyi ücretle yeni bir iş önerisi aldığında sevinerek kabul etti. Picassolar, dört yıl geçirecekleri Atlantik kıyısındaki eyalet merkezine taşındılar.
Mavi ve pembe dönemler
Doğru dürüst eğitim görmemesine rağmen daha 14 yaşında, tanınmış bir sanat okuluna kabul edilmeyi başarmıştı. Çıraklık döneminin sona ermesinden çok önce Barselona’nın en tanınmış ressamları arasına girmişti. 1897’de Malaga’da geçirilen kısa bir yaz tatilinin ardından Picasso, Madrid’deki yeni atölyesine taşındı ve İspanya’nın en tanınmış sanat okullarından birine girdi. 1900’de ilk kişisel sergisini açtı. 1901’den itibaren anne soyadı olan Picasso’yu kullanmaya başladı.
Mavi Dönemi olarak adlandırılan 1901-1903 yıllarında ressam, tablolarında yaşlılık, fakirlik ve ölüm temalarını işler. Daha çok fakirler, dilenciler ve körleri tasvir eder. Onun bu yönelimi ve tarzı, 20. yüzyılın başlarında dünyanın karşı karşıya olduğu sorunları göstermesi açısından da önemli sayılmalı.
Picasso, 1904’te Paris’e yerleşir. Bu dönemde pembe tonların yoğun kullanıldığı eserler yapar. Renkten çok, çizgi ve desen kullanımına önem verir.
1907-1914 arası geometrik şekillerin kullanıldığı, kübist olarak adlandırılan tablolar yapar. Bu dönem resimlerinde Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.
Bir genelevdeki beş fahişeyi gösteren ve kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri ‘Les Demoiselles d’Avignon’, Fransa’da 1907 yazında çizilmiştir.
1. Dünya Savaşı sırasında ise Roma’dadır.
Bir isyan...

1937 yılında İspanya’da iç savaş başlar. İç savaş sırasında Picasso’dan, Paris Dünya Fuarı’ndaki İspanya hükümeti yapısı için bir duvar resmi istenir ve sanatçı da bunu üstlenir. Konu ise tam o sıralarda kendiliğinden belirir: İspanya’nın Bask eyaletindeki Guernica kasabası tüm halkıyla beraber yok edildiğinde, sanatçı bu olaydan çok etkilenir ve yapacağı duvar resminin teması belirlenmiş olur.
Guernica bombardımanından iki gün sonra, 1 Mayıs 1937’de ‘Guernica’nın ilk eskizini çizer. 1937 yılının Ekim ayında, anne çocuk çizimlerinden yola çıkarak ‘Guernica’nın devamı sayılabilecek ‘Ağlayan Kadın’ı yapar. Bu eserde Picasso, yaşanan acıları bir kadın başına sığdırmaya çalışmıştır.
8 Nisan 1973’te 92 yaşında ölen Picasso, yaşamında birçok ödüller aldı ve birçok sanatsal eserler meydana getirdi. Bu bakımdan Picasso, tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı’na göre 13 bin 500 resim, 100 bin baskı, 34 bin kitap resmi ile 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir. 1973’te, eserlerinin toplam değerinin 750 milyon dolar olabileceği tahmin edilmiştir.
Guernica, Halepçe, Filistin, Bağdat...
Guernica’nın yapılışından 70 yıl sonra bile bu tablo, insanlık tarihi açısından bir değer ifade edebiliyorsa eğer; bunun en önemli nedeninin, insanlığın o günlerde karşı karşıya olduğu yıkımın daha ‘profesyonelleşmiş’ halinin bugün de devam ediyor olması gerek. Guernica kasabasının Almanlar tarafından kökten ortadan kaldırılmasıyla Halepçe’de Kürtlerin toptan ortadan kaldırılmaya çalışılması ya da Filistin’deki, Lübnan’daki İsrail vahşeti, Irak’taki Amerikan katliamları arasındaki bağlantının değiştiğini söyleyebilmek bugüniçin de mümkün değil. O gün Almanları bu katliamı yapmaya sevk eden sistem, kendini aradan geçen uzun yıllara rağmen aynı ilkelliği ve bütün çirkinliğiyle hepimize yaşatmaya, göstermeye devam ediyor. Yoksulluk, acılar, savaş, öfke gibi Picasso’nun eserlerine yansıttığı insanlık manzaraları, daha çarpıcı bir biçimde varlığını sürdürüyor.
Picasso’nun yaşadığı dönem, insanoğlunun bir taraftan ekonomik, kültürel açıdan en hızlı gelişmesinin yaşandığı dönemken diğer taraftan da dünyanın en hızlı biçimde tahrip olmasına neden olacak toplumsal yapıların ve ilişkilerin de doğduğu dönem oldu.
Yaşamı boyunca iki dünya savaşına, iç savaşlara tanıklık eden Picasso, eserlerinde bu yıkımların sonuçlarını göstermenin yanında, büyük bir öfkeyle de tepki gösterir bu vahşete. Faşizm, Nazizm gibi emperyalist kapitalizmin sonuçlarını da yaşayan, gözlemleyen Picasso, bunlara karşı verilen büyük mücadelelerin de deneyimini edindi. Onun eserlerindeki kesinlik ve çarpıcılık, bu gelişmeleri çok yakından gözlemleyebilmesinin de bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Geleceğe dair umudu
Bugün Picasso’nun savaşa karşı bir ‘bayrak’ haline gelen ‘Guernica’sı, onun bu yönünü de en iyi gösteren eseridir. Savaşa karşı öfke, savaşın vahşeti, yok ediciliği; simgesel düzeyde de olsa insanın hayvanlaşması, insanlığın kendi kültürüne yabancılaşması, kendi biriktirdiği değerlere saldırması, onun resimlerinin ilk bakışta bile akla gelen özellikleridir. Bütün bu olumsuzlukları gören ressamın 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın ardından Komünist Partisi’ne katılması ise geleceğe dair umudunu göstermesi açısından dikkat çekici olsa gerek. Ancak onun bu yönü, hayatını anlatan birçok metinde görmezden gelinir.
Picasso, bir sergisi sırasında kendisine ‘Guernica’ için “Bu resmi siz mi yaptınız?” diye soran bir Alman generaline; “Hayır, siz yaptınız” cevabını vermiştir.
Belki de bir eser yaratmak için harcadığı emeği vurguladığı hükümdar örneğinde olduğu gibi, Alman generaline verdiği yanıtta da Picasso, bugün için üzerinde tekrar tekrar düşünülmesi gereken dersler vermiştir. Alman generaline verdiği yanıt da bugün bile yaşanan sorunların kaynağını ve sorumlularını çarpıcı bir şekilde işaret etmesi açısından önemli yir yanıttı. Ressamın resmettiği dünyayı değiştirmek için bugün durmaksızın eskizler biriktiren, emek harcayan insanlık, kendi yarattığı bu değeri de ölümünün üzerinden 24 yıl geçmiş olmasına rağmen unutmadı; unutamaz da...
“Evet, biz yaptık” diyeceğimiz büyük eseri yarattığımızda da unutulmayacak Picasso...
www.evrensel.net