RAMP IŞIKLARI

  • Semaver Kumpanya, Yönetmen Işıl Kasapoğlu ve genç arkadaşlarının 2002 yılında kendi bağımsız ve iddialı tiyatro eylemini gerçekleştirmek üzere kuruldu ve o günden bugüne, yerli ve yabancı yazarların metinlerinin kimini orijinal olarak kimini de uyarlama olarak sahneye taşıdı.


    Semaver Kumpanya, Yönetmen Işıl Kasapoğlu ve genç arkadaşlarının 2002 yılında kendi bağımsız ve iddialı tiyatro eylemini gerçekleştirmek üzere kuruldu ve o günden bugüne, yerli ve yabancı yazarların metinlerinin kimini orijinal olarak kimini de uyarlama olarak sahneye taşıdı. Bu oyunlar sahnelenirken Semaver Kumpanya’nın elinde sadece “artistlik” yapmadan tiyatro yapma amacında olan ve bu yolda her türlü çirkef ve cıvıklıktan uzak duran samimi ve ciddi gençler vardı. Kuruluşundan bu yana sanatsal nitelik ve toplumsal duyarlılıklarını aynı inanç ve tedirginlikle bir arada yaşatmaya çalışan topluluğun, hangi engel ve sorunları aşarak bugüne geldiği, bu mecrada bulunan ve duyargaları açık olan herkesin malumudur.
    Topluluk bu beş yıl içinde teknik ve maddi olanaksızlığa rağmen Türkiye tiyatro ortamında önemli oyunları seyirci ile buluşturma azmi ve çabası içinde oldu. Bu oyunlardan “Süleyman ve Öbürsüler” ve hâlâ gösterimde olan “Murtaza”, “Trainspotting“ ve ”Chamaco”, farklı toplumsal duyarlılık ve sorumluluklarla sahneye taşındı; oyunlarda insana ve hayata ilişkin sorunlara vurgu yapıldı. Semaver Kumpanya, kendi oyun tercihi, bağımsız duruşu ve sanatsal söylemi ve pratiği ile “sanatın ve sanatçının misyonu” gibi ucube tartışmalara yanıt oldu.
    Semaver Kumpanya bu sezon beşinci kuruluş yılını, Türk edebiyatında hikaye yazarlığının ustası olarak kabul gören, aynı zaman da şair ve oyun yazarı Sait Faik’in aynı adlı öykülerinden Yavuz Pekman’ın uyarladığı Semaver ve Kumpanya adlı komedi oyunu ile kutluyor. Topluluğun ismini de aldığı Semaver ve Kumpanya öyküleri, içerik olarak cumhuriyetin ilk yıllarında temaşa sanatı ile uğraşan ve maddi sıkıntılardan dolayı var oluş savaşımı veren bir tiyatro kumpanyasının öyküsünü anlatıyor.
    Usta Yönetmen Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyun, Türkiye’de gösteri sanatlarına emek vermiş ve bu sanatın Anadolu’da yaygınlaşması için büyük bir özveri ve alın teri ile çalışmış; işin erbabı ve işlerinden başka bir şey düşünmeyen, yoksul ama dürüst ve namuslu, mesleklerine samimiyetle aşık bir topluluğun inat ve ısrarla tiyatro yapma serüveniyle bugünün sahte, sentetik ilişkileri ve ciddiyetten uzak, şöhret budalası artistlerinin yapay sahne aşkına bir gönderme yapıyor.
    Uyarlamayı yapan Yavuz Pekman’ın oyun içinde oyun kurgusu ile kotardığı oyunda, karakter ve tipler gerçeğe yatkın ve bir bütün olarak sahneye getiriliyor. Dil sade ve anlaşılır bir düzenlemeyle dönemin ve topluluğun gerçekliğini sahici olarak aktarıyor. Kasapoğlu, görsel yorum ve anlatımında abartıya yanaşmadan hem bir komedi izletiyor seyirciye, hem de topluluğun iç sıkıntı ve sorunlarını gerçekçi bir yaklaşımla ramp ışıklarına taşıyor. Diğer yandan dönemin toplumsal ve sanatsal gerçeğine de satır aralarında dokunuyor. Gerçeğe ve döneme uygun olarak oyunu açık biçim bir üslupla sahneye aktaran Kasapoğlu, yerinde bir yorumla metnin seyirlik yanını öne çıkararak gerçeği yalın bir görsellikle sunuyor seyirciye. Oyunda ayrıca sadece Sait Faik yok; Moliere’den Shakespeare’e, Çehov’dan Haldun Taner’e kadar birçok usta yazarın metinlerinden bölümleri Kumpanya’nın gösterisi olarak izliyoruz. Bu yanıyla Yavuz Pekman’ın metni, insanlığın ortak dert ve kederine, hayata ilişkin tedirginliklerine tiyatro sanatının evrensel diliyle yaklaşarak farklı yazarların önemli metinlerinden alıntı yaparak hem tiyatronun yüce amacını ortaklaştırıyor, hem de görselliği zenginleştiriyor.
    Metnin görsel yorumunda ve anlatımında oyuncular önemli bir misyon yükleniyorlar ve her biri, üzerine düşen görevi büyük bir sorumluk ve ciddiyetle yerine getiriyor. Kumpanya’nın yönetmeni ve iyi bir oyuncusu olan ve bu sebeple grupta saygın bir yeri olan Saffet’i yorumlayan Serkan Keskin, Tiyatro Müdürü Halit’te izlediğimiz Asil Büyükçelik ikilisi, önemli bir oyunculuk örneği göstererek göz dolduruyorlar. Remzi rolü ile izlediğimiz Tansu Biçer, bu oyunda da iyi bir oyuncu olduğunu bir kez daha göstererek sesi ve tavırları ile dengelenmiş, öne çıkmayan bir oyunculuk ile tam bir Kumpanya oyuncusu olduğunu fark ettiriyor seyirciye. Dini bütün dul bir kadın olarak oğlunun üzerine titreyen Anne’de izlediğimiz Aylin Çalap, gerçeğe yatkın yorumu ile oyunculuğun nasıl bir detay anlatma olduğunu yansılayarak önemli bir görev üstleniyor. Rum asıllı oyuncu Zabel’i yansılayan Nilüfer Alptekin, sesi ve tavırları ile deneyimli bir oyuncunun mütevazılığı ile rolünün üstesinden geliyor. Diğer rollerde izlediğimiz Salih’te Mete Horozoğlu, Hümeyra’da Melis Şeşen, Sitare’de Burcu Doğan, Gönül’de Sibel Altan, tam ansamble oyuncularının terbiyesi ve ruh bütünlüğü ile metnin ve rejinin anlatımına önemli katkılar sunuyorlar.
    Semaver Kumpanya, onca yoksunluk ve sıkıntılarına rağmen aynen oynadıkları oyunda olduğu gibi tiyatroda inat ve ısrar ediyor ve samimiyetle oyun üretmeye de devam ediyor. Hükümetin özel tiyatrolara yardımı iç etmesi, tiyatro piyasasındaki diğer kepazeliklere aldırış etmeden ve yaşadıklarını anlatacak şikayet mercii aramadan yollarına devam ediyorlar. Bize de bu çaba ve içtenliği yazmak düşüyor. Bir de kolaylıklar dilemek…
    Metin Boran
    www.evrensel.net