MEDİPOLİTİK

  • Metin Şentürk’le Seray Sever atv’de program yapıyorlarmış. Programın adı da, belli ki Metin Şentürk’ün görme engelinden mülhem, “Sabahın Körü” imiş. Geçen pazartesi günü programa konuk olarak Suna Yılmaz’ı çıkartmışlar. Suna Hanım’ın kocası karaciğer hastasıymış.


    Metin Şentürk’le Seray Sever atv’de program yapıyorlarmış. Programın adı da, belli ki Metin Şentürk’ün görme engelinden mülhem, “Sabahın Körü” imiş.
    Geçen pazartesi günü programa konuk olarak Suna Yılmaz’ı çıkartmışlar. Suna Hanım’ın kocası karaciğer hastasıymış. Karaciğer nakli için Suna Hanım’ın ve oğullarının dokuları tutuyormuş.
    Suna Hanım oğluna kıyamamış, kendi karaciğerinden vermek istemiş. Ancak önce zayıflaması gerekiyormuş. Çok uğraşmış ama olmamış.
    Bunun üzerine naklin oğlundan yapılmasını kabul etmek zorunda kalmış. Ancak bu kez de bütçeleri elvermemiş. Aile Bağ-Kur’luymuş ama gene de ameliyat masrafı 70 bin YTL tutuyormuş.
    Suna Hanım Sabahın Körü’nde bunları anlatırken Başbakanımız da bir yandan güne başlamak için hazırlanıyor, bir yandan da programı izliyormuş.
    İzlediği sağlık dramından çok etkilenip telefon etmiş, konuyla ilgili bilgi almış. Ailenin sosyal güvencesi olup olmadığını sormuş. Sonra da “Sosyal güvencesi yoksa da gereğini yapacağız” demiş.
    Ertesi gün sadece Yıldız ailesinin değil, bu vesileyle bütün Bağ-Kur’luların sorunlarına el koymuş. Bundan sonra Bağ-Kur’luların mağduriyeti giderilecek, onlar da Emekli Sandığı ve SSK’lılarla aynı noktaya gelecekmiş.
    ***
    Başbakan’ın bu hassas davranışından üç gün sonra, bir başka Bağ-Kur’lu vatandaş, Bartın’da oturan Ş.M. beş yaşındaki kızını devlet hastanesine götürmüş.
    Muayeneden önce kayıt işlemlerini yaptırmak istemiş. Ancak hastane görevlisi “Bağ-Kur’a borcunuz var. Çocuğunuz muayene olamaz” deyince evine dönmek zorunda kalmış.
    Durumu öğrenmek için Bağ-Kur İl Müdürlüğü’ne giden eşi M.M. bakın nasıl isyan etmiş:
    “Eşimin bana anlattıklarından sonra Bağ-Kur’la irtibata geçtim. Bana 10 YKr borcum olduğunu söylediler. Böyle olunca sistem kabul etmiyormuş. Bu neyin sistemi ve nasıl bir sistem? Allah aşkına ‘10 YKr borç var’ diye muayene edememenin sistemi mi olur? Hükümet ‘Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ni anlata anlata bitiremiyor. Sağlıkta devrim yapanların bu devrimlerine bir kez daha bakmak lazım. 10 YKr için eşim ve çocuğumun düştüğü duruma kim anlam verebilir, nasıl izah edebilir?
    Eğer bu devlet, 10 YKr borç yüzünden bir vatandaşını hastane kapısından çeviriyor ve bunun adına da ‘sistem’ diyorsa, bu ülke insanının bir hayvan kadar değeri olmadığı ortaya çıkıyor.”
    ***
    Yıllardır “Sağlık Haktır” diyoruz, duyan yok. “Herkese Eşit, Ücretsiz Sağlık Hizmeti” diyoruz, işiten yok. “Sağlık Hizmeti İçin Nüfus Cüzdanı Yeterli Olmalı” diyoruz, aldıran yok.
    Meğerse hata bizdeymiş. Bütün bunları söylemekle olmuyormuş. Bütün marifet Sabahın Körü’nde Metin Şentürk’le Seray Sever’in programına katılabilmekteymiş. Şimdi anlamış olduk.
    Neyse, neticede bu da bir yoldur. Sonuçta sağlıktaki sorunlar bu yolla da olsa hallolacaksa diyecek sözümüz olmaz.
    Ama gene de ortada küçük bir problem var.
    Suna Hanım Sabah’ın Körü’ne katılabildiği için sorunu çözülmüş. Bartınlı Ş.M. ise programa ulaşamadığı için kızını muayene ettirememiş.
    Bu olmaz, işte. Her şeyden önce Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı.
    Başbakanımız derhal bu meseleye de el atmalı, sağlık sorunu olan herkesin Sabahın Körü’ne ulaşabilmesini sağlamalı.
    Tabip odaları, sendikalar, sağlık hakkı için mücadele eden örgütler de eski sloganlarını hızla gözden geçirip mevcut duruma göre update etmeli:
    “Herkese Eşit, Ücretsiz, Ulaşılabilir, Nitelikli ‘Sabahın Körü’ isteriz!”
    Osman Öztürk
    www.evrensel.net