DURUM

  • İşgalin 4. yılında Irak’ta önemli gelişmeler oluyor. Dünkü gazetelerde Şii lider Mukteda El Sadr’ın, ABD’yi protesto için Necef’te gösteri çağrısı yaptığı yer alıyordu.


    İşgalin 4. yılında Irak’ta önemli gelişmeler oluyor. Dünkü gazetelerde Şii lider Mukteda El Sadr’ın, ABD’yi protesto için Necef’te gösteri çağrısı yaptığı yer alıyordu. Gazeteler El Sadr’ın bu çağrı ile birlikte Şiilere ve Irak güvenlik güçlerine, “saldırılarınızı Iraklılara değil, Amerikalılara yöneltin’’ çağrısını da yaptığını bildiriyordu. Sadr yayınlanan bildirisinde Irak güvenlik güçlerinden, Amerikalılarla işbirliğini kesmelerini istiyor ve “Iraklı ordu ve polis güçleri! İşgalcilerle birlik olmayın, çünkü onlar sizin baş düşmanınızdır’’ diyordu.
    Bu son derece önemli bir gelişme ve Irak’ta işgale karşı direnişin birleşik bir direnişe doğru ilerleyebilmesinin olanaklarının genişlediğini de işaret ediyor. İşgalci güç ABD’nin, Irak halkına boyun eğdirmek için kullandığı en önemli silah mezhep çatışmasını kışkırtmak oldu. Bu gerici taktik etkili oldu ve bir taraftan ABD işgaline karşı mücadele sürerken, diğer taraftan mezhep çatışması tehlikesi tırmanmaya başladı. Bugün Irak’ta her gün bombalar patlıyor ve onlarca Iraklı yaşamını yitiriyor. Bu bombaların kimler tarafından patlatıldığı artık bütünüyle geri plana itilmiş durumda. At izinin it izine karıştığı bir durum var.
    Direniş örgütleri kendilerinin bu tür yöntemler kullanmadığını belirtiyorlar. Ancak El-Kaide gibi karanlık örgütlerin bu yöntemleri kullanması, ortamı provokasyonlara açık hale getiriyor ve artık kimin neler yaptığını ayırt etmek o kadar kolay değil. Ambargo, işgal ve işgal sonrasında süren yıkım Irak’ta ağır bir tahribata yol açmış durumda. Böylesi durumlarda genelde görüldüğü gibi yine çocuklar ağır bedeller ödüyorlar. UNICEF’in Irak Temsilcisi Roger Wright, “Irak’ta 2003 yılında başlayan işgalin asıl kurbanlarının ailelerini kaybeden Iraklı çocuklar olduğunu” söylüyor ve “savaşın başlangıcından bu yana 4 ila 5 milyon arasında çocuğun yetim kaldığını” bildiriyor.
    Genel insan kaybı ise neredeyse bir milyona yaklaşıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında Irak’ta işgale karşı direnişin, birleşik bir direniş karakteri kazanmasının önemi kendiliğinden anlaşılıyor. Bundan daha önce, özellikle laik, Sünni direniş gruplarından mezhep çatışmasının kışkırtılmasına karşı açıklamalar yapılmış, mezhep savaşı tuzağına düşülmeyeceği vurgulanmıştı. Bu kez Şii olarak bilinen ve giderek güç kazanan bir gruptan böylesi bir açıklama geliyor ve özellikle Irak Arap halkı arasında, hangi mezhebe mensup olurlarsa olsunlar direnişe karşı koyma ve bunun sonucunda yeni bir ulus ve ulusal birlik kurma eğilimleri güçleniyor.
    Bu eğilimin önümüzdeki günlerde daha da güçleneceğini tahmin etmek pek zor olmasa gerek. Çünkü başlı başına işgal gerçeği, tüm tutumları belirleyen bir öneme sahip ve Irak halkı birleşik bir güç olarak hareket etmeden başarıya ulaşmanın, işgalciyi defetmenin kolay olmadığını her geçen gün daha iyi anlıyor. Buna karşın ABD de bölgede egemen olarak kalmak ve etkinlik alanını genişletmek istiyor. Irak’ta bozguna uğrayarak çekilmenin faturasının ABD’ye oldukça pahalıya mal olacak olması, ABD’yi bölgeye daha fazla güç yığmaya itiyor. Ama daha fazla güç yığmak, pratikte sonuçlarının görüldüğü gibi, daha fazla batağa saplanmak anlamına geliyor.
    Buna karşın tüm dünyada Irak’ın işgal edilmesine karşı sürdürülmüş olan ve daha sonra durgunlaşan işgal karşıtı hareket, başta ABD olmak üzere bazı önemli ülkelerde yeniden yükselişe geçme eğilimine girmiş bulunuyor. “Dinler savaşı, uygarlıklar çatışması, Irak’a demokrasi getirme vb.” gibi demagojilerin yerle bir olduğu, dünya halklarının daha ileri bir bilince doğru ilerledikleri görülüyor. İşgalcilerin bastığı topraklar daha yakıcı hale gelirken, halkların ABD’ye, büyük devletlerin egemenlik peşinde koşmasına, işgallere ve müdahalelere olan tepkileri büyüyor ve gelişiyor.
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net