Ruhsatsız Sözcükler

Ruhsatsız Sözcükler

Yücel Sarpdere’nin “Ruhsatsız Sözcükler” kitabı, 2007’ye iki kala içeriğinde sorular taşıyarak çıkageldi.


Yücel Sarpdere’nin “Ruhsatsız Sözcükler” kitabı, 2007’ye iki kala içeriğinde sorular taşıyarak çıkageldi. Ruhsatsız sözcükler olduğuna göre, ruhsatlı sözcükler de vardı kuşkusuz. Bunları kim ya da kimler kullanıyordu? Ne ki, bu soruların yanıtları da içindeydi.
Şair, ruhsatsız sözcük kullandığına göre, sömürü düzeni temsilcilerinin ağzıyla konuşanlar da muhalif olanlara karşı, düzenin koruması altında olan ruhsatlı sözcüklerle konuşuyorlardı.
Bu ruhsatın içinde, ulusal ve uluslararası yasalarla teminat altına alınmış, şiddet, zulüm ve ölüm var elbette. Bunun görüntüsünü: “Paşam karşımda/ çatılmış kaşlarıyla/beni süzüyor./Daha doğrusu, bana bakıp/ Önündeki, kağıda vatan haini portresi çiziyor./Anlat bakalım dedi bana,/Nasıl karıştın Vatan hainliği entrikalarına?/Paşam dedim paşama./Memleket satılmasın dedim en başta./Bu ülke bizim diye bağırdım sokaklarda./Mesela, senin bile giremediğin üstlerden/Havalanıp sağı solu bombalayan o yabancı askeri/uçaklar var ya,//Onlar inip kalkmasın./ Bağımsız olsak…/Özgür yaşasak bu topraklarda./ Paşam ters ters bakma bana./Bir eliyle de düzeltti göğsündeki madalyaları gururla./Bir madalyalara baktı/ Bir bana/Sokaklarda memleket satılmasın diye bağırırsın ha!//İşte ben o davadan/Memleket satılmasın dediğim için/Vatana ihanetten yatıyorum/On yıldır,/On üçüncü koğuşun alt ranzasında./Paşam da emekli oldu/vatan kurtarıcılığından/Şimdi Amerikan şirketinin yönetim kurulunda!” dizeleriyle “Paşam” şiirinde veriyor Sarpdere.
İlişkiler çürümeye başlayınca, bu bozulum elektrik akımı gibi hayatın her alanına yayılıyor. İnsanın insanla, toplumla, doğayla, eşyayla olan ilişkileri çürüyor. Ondan sonra da durdurması neredeyse olanaksız bir duruma geliyor. Bu dönem sözün bittiği, umudun beklemede olduğu bir zamandır. İşte, Yücel Sarpdere sözün tükenmeye durduğu bu yerde, söze giriyor. Kalemini emekten ve emekçiden yana kullanan Yücel sarpdere’nin mizah öğeleriyle zenginleştirdiği şiirleri de aynı dünya görüşü doğrultusunda.
“Öyle bir yükseklik korkusu var bende diyordu ki,/Çıkamam ikinci katta bile pencereye/Değil ki, daha tepelere./Fakat en yüksek makamı kapmak için/Bütün değerleri devirdi./İnsanlığını yedi bitirdi./Ne gözleri karardı/Ne midesi bulandı/Tırmandı en yükseğe durmadan/Bütün dostlarını hançerledi arkadan./Ama bakmadı çevirip kafasını düşürdüğü dostlarına./mazereti vardı:/Yükseklik korkusundan!/” dizelerini içeren “Yükseklik Korkusu” ise gerçekleri kara mizahla ifada etmenin güzel örneklerinden birini oluşturuyor.
Cenap Şahabettin mizahın: “Resmi cezası olmamakla beraber affedilemeyecek kusurlara karşı kurulmuş bir darağacı” olduğunu söyler. Daha sonra “Mizah gazetelerinin (yazarlarının) zan ve tahmin olunduğundan pek fazla mühim bir vazifezi vardır. Yola getirme, uyartma! Ve bu vazifesini sopa ile, yumrukla, kaba vasıtalarla değil ustura gibi keskin nüktelerle, şeytan tozu gibi biraz yakan, biraz kaşındıran, hafifçe öfkelendiren zarafetlerle yapar. … Tekzip edemeyeceğimiz bir yalancılığa karşı –hiç şüphe yok ki- tebessüm bir çimdik, gülme bir tokattır” diye ekler. Yücel Sarpdere de bunu yapıyor. “Akıllı Bomba, Filistinli Çocuğun Mektubu” ve benzeri birçok şiiriyle emperyalist güçleri; Vatan ve İyi Adam, Kalkına Kalkına, Sosyal Abla, Memleketim, Sahibinden Satılık” ve benzeri birçok şiirleriyle de ülkeyi idare ettiklerini sanan yönetici ve onların işbirlikçilerini durmadan tokatlıyor. Ne ki bunca çürümüşlük içinde, tokadı yiyenler bunu nasıl algılıyorlar bilemem. Ancak tüm olumsuzluklara karşı yapılacak şeyi de şairin: “Sömürünün yasası böyle yazılmış./Bombalar yapacaksın./Füzeler atacak./Kan göllerinin üstünde/İnsan avlayacaksın.//Kapitalizmin yasası bu./İşçileri köle yapacak./Çocukları çalıştıracak./kadınları dergi kapaklarında doğrayacaksın./Sperden mezarlar kazanacak/Üstüne de “işte en güzel özgürlük” yazacaksın//özgürlüğün yasası da bu:/baş kaldıracaksın!” dizeleriyle yapılandırdığı “Yasa Maddesi” şiirinde okuyoruz.
Hasan İzzettin Dinamo; “bizim şiirimiz memleket sorunlarına öyle karşıdan bakmaz. Yanında yöresinde dolanmaz. Cepheden yürür ve saldırır hedefine. Şair dediğin yüreğine de, kalemine de cesur olmalı” derdi. Evrensel Basım Yayın’dan çıkan Yücel Sarpdere’nin “Ruhsatsız Sözcükler” kitabında yer alan şiirler de memleket sorunlarına dolaysız ve açık olarak yöneliyor. Emperyalizmin, sömürünün, memleketimiz ve insanının hallerini yakından görmek istiyorsanız, Yücel Sarpdere’nin şiirlerini okumalısınız.
Güngör Gencay
www.evrensel.net