‘Siyanürlü ölüm istemiyik’

Bergama köylüleri, başka yerlerden kamyonlarla getirilen toprakların Ovacık’taki altın madeninde ayrıştırılmasına karşı önceki gün İzmir Adliyesi’nde dava açtılar.


Bergama köylüleri, başka yerlerden kamyonlarla getirilen toprakların Ovacık’taki altın madeninde ayrıştırılmasına karşı önceki gün İzmir Adliyesi’nde dava açtılar. Son olarak KOZA Altın Şirketi tarafından alınan madenin çevresinde Çamköy, Narlıca, Pınarköy, Aşağı Kırıklar’dan gelen yüzün üzerinde köylü, 15 yılı aşkındır yaşamlarına bir kabus gibi giren altın madeninin sağlıklarında, çevrelerinde, ürünlerde yarattığı tahribatı bir kez daha anlattılar.
Maden nedeniyle ürettikleri ürünlerin veriminin iyice düştüğünden yakınan Pınarköylü Safiye Başkaya, “Kanserler üredi hep köyde. Çocuklarımız hep hastalar. Topraklarımız gitti, malımız gitti, kadınlar da gidiyor göğsünden” dedi. Başkaya, Sağlık Bakanlığı’ndan bir heyetin gelerek kendilerine sağlık taraması yapmasını istedi. Yaşının 62 olmasına ve kırık kolundaki alçının yeni çıkarılmasına rağmen dava için geldiğini anlatan Zehra Başkurt ise “İstemiyoruz siyanürü. Zeytinlerimiz ürün vermiyor, çocuklarımız da Rusya’ya gitti para kazanmaya” diye konuştu. “Parayı basıyorlar, topraklarımızı alıyorlar. Mecburen satmak zorunda bırakılıyoruz” diyen Ümmühan Cebe, köyündeki kadınların göğüs kanseri endişesi yaşadıklarını belirtirken köyün yarısının da astım hastası olduğunu söyledi.
Tesadüf mü?
Altın madeninin kendi evine 500 metre uzaklıkta olduğu bilgisini veren Narlıca köyünden İbrahim Eftal, eşinin iki yıldır göğüs kanseri ile savaştığını dile getirdi. Eftal, “Eşimin göğsünün birini aldılar. Benim komşularım olan, evlerimizin arasında 25-30 metre bulunan üç tane bayan da göğüs kanseri. Yine Pınarköy’den 4 kadın da göğüs kanseri. Bunlar tesadüf olabilir mi?” diye sordu.
Bergama mücadelesinin simgelerinden Pınarköylü Bayram Kuzu’nun (Hoptediks) yeğeni Senem Kuzu, Bergamalıların ünlü seslenişiyle “Siyanürlü ölüm istemiyik” diyor. Elif Başkaya ise meyvelerinin veriminin iyice azaldığını anlattı. Gülüzar Akaya da zeytinin yanı sıra tütünlerin ve ekinlerin de olmadığını söyledi.
Sağlıklarının iyice bozulduğunu belirten Fatma Bilgin, “Can güvenliğimizi istiyoruz. Aslında bir doktor getirip muayene ettirmeleri lazım bizi” derken madene karşı çok eylem yapmalarına rağmen bir türlü seslerini duyuramadıklarını dile getirdi. Başka bir iş için adliyeye geldiğini ve Bergama köylülerini gördüğünü söyleyen Yaşar Zeytin ise köylülerin, mücadelelerinde haklı olduklarını ifade etti.
Aşağı Kırklar köyünden Hasan Karaağaç ise “Biz bu madeni kapattıydık daha önce. Biz, açılınca gene mücadele veriyoruz. Dayak yiyoruz” dedi. Münir Aldaş da “Dışarıdan toprak getirerek belki de 30 sene devam edecek böyle. Bilemiyorum ama bizim hayatımız kayıp” şeklinde konuştu. (İzmir/EVRENSEL)
KOZA’nın açtığı ‘panel’ davası sürüyor

Bergama’daki altın madeninin sahibi KOZA Altın A.Ş.’nin, gazetemizde 20 Ağustos 2006 tarihinde çıkan “Kozacılar panel bastı” başlıklı haberle ilgili açtığı 20 bin YTL’lik tazminat davası sürüyor. Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya gazetemiz avukatlarından İlke Işık Sağdıç katıldı. Duruşma, geçtiğimiz celsede istenen Dikili’deki suç duyurusu dosyasının henüz mahkemeye ulaşmaması nedeniyle ertelendi.
Dava konusu edilen haberde 19 Ağustos günü “Dikili Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri” kapsamında düzenlenen “Siyanür-Altın Çevre Paneli”nde KOZA Altın şirketi çalışanları ile belediye görevlileri ve halk arasında meydana gelen olaylar anlatılıyordu. KOZA Altın şirketi tarafından gazetemizde çıkan madenle ilgili haberler aleyhine açılan birçok dava, İzmir Mahkemeleri tarafından reddedilmişti. İzmir’deki mahkemelerin bu tarz davaları reddetmesi üzerine, davanın Ankara’da açılması dikkat çekmişti. (Ankara/EVRENSEL)
Özer Akdemir
www.evrensel.net