Sendikalara sesleniyorum

Değerli dostlar merhaba, ben sizlere Pendik Kaynarca’dan sesleniyorum. Bir iş hanının giriş katında çorap deposunda üretim yapıyoruz. İşçi sayımız normalde 50-60 kişi. Ama bazen vardiya usulü üretime geçtiğimizde bu sayı 100-120 olabiliyor.


Değerli dostlar merhaba, ben sizlere Pendik Kaynarca’dan sesleniyorum. Bir iş hanının giriş katında çorap deposunda üretim yapıyoruz. İşçi sayımız normalde 50-60 kişi. Ama bazen vardiya usulü üretime geçtiğimizde bu sayı 100-120 olabiliyor.
İşyeri büyük bir çorap firmasına fason iş yapıyor. İş güvenliğimiz olmadığı için firma ismi veremiyorum. İşyerimiz çok havasız ve sıcak, çalışma saatleri çok anormal. Sabah 08.00 akşam 18:00 Cumartesi 13.00’te paydos etmemiz gerekirken yine 18.00’de paydos edebiliyoruz. Hiçbir sosyal hakkımız yok. İkramiye diye bir hakkımız yok. Havasız ve aşırı tozdan dolayı çoğumuzun gözlerinde problem var. Ayrıca vücudumuzda alerji oluyor. Çalışma temposu çok yüksek ve hızlı insanlar çoğu zaman makine başında bayılıyorlar. Zaten patron bütün işyerini kamera sistemi ile izliyor, tuvaleti bile... Maaşlar asgari ücretten ödeniyor. Onu da en erken 45 günde ödüyorlar. Ayrıca üretim artsın diye bütün işyerine merkezi sistemle kolonlardan yüksek ritimli müzik yayını yapıyorlar. Burada çoğunluğumuz bayan işçi.
En tuhaf olanı da işyeri patronunun eskiden işçilere önderlik etmiş bir insan olması. Kendisi “Ben eski sendikacıyım” diyor. Acaba eski önderler hep patron olunca işçiye böyle düşman mı oluyorlar? Bu durum bizi çok üzüyor. Arkadaşların çoğunluğu işçilikte tecrübesiz oldukları için sendikal hakların da yabancısı. Zaten herkes ekmeğinden olacak diye içine kapanmış. Ayrıca patron işçilerin arasına kendine yakın elemanları yerleştirmiş, onlar vasıtasıyla her olup biteni anında duyup ona göre tavır alıyor.
Bizim bilinçsiz ve birlik olamayışımızdan patron ve yöneticiler bizlere çok güçlü görünüyor. Oysa güçlü olan bizleriz. Haklı olan da bizleriz. Çünkü çoğunluğuz. Ama gücümüzün farkında değiliz.
Değerli arkadaşlar size hep olumsuz ve moral bozucu şeylerden bahsettim. Oysa yakınlarımızda tersane işçileri var, deri işçileri var. O kardeşlerimiz yıllardır hakları için mücadele ediyorlar, direniyorlar. Coplanıyorlar, gözaltına alınıyorlar ama hiç yılmıyorlar, korkmuyorlar. Ben şahsen onlara imreniyor ve saygı duyuyorum.
Burada yani Kaynarca’da yüzlerce iş hanı var. Binlerce tekstil ve konfeksiyon işçisi çalışıyor. Yani bölge Tekstil işkoluna giriyor. Bu işkolu ile ilgili sendikalara üye lazım değil mi? Yani o sendikaların örgütlenme ihtiyacı yok mu? Lütfen sesimizi duyup bu bölgeye biraz ilgi göstersinler.
Kaynarca’dan bir atölye işçisi (Pendik/İSTANBUL)
www.evrensel.net