Abdülkadir Hoca’ya veda ederken

Değerli bir dostumuzu, yoldaşımızı, partilimizi Abdülkadir Sönmez’i (Hocamızı) kaybettik. Ailesine, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Abdülkadir Hoca ile Emek Partisi’nin kurulduğu yıllarda tanıştım.


Değerli bir dostumuzu, yoldaşımızı, partilimizi Abdülkadir Sönmez’i (Hocamızı) kaybettik. Ailesine, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Abdülkadir Hoca ile Emek Partisi’nin kurulduğu yıllarda tanıştım. Sıcak çatışmaların yaşandığı Diyarbakır’ın Kulp ilçesinden Ankara’ya yeni gelmişti. Bölgedeki olayları yakından görmüş, sıkıntılarını yaşamış, Kürt halkının üzerindeki baskıları kendi üzerinde hissetmişti. O nedenle Kürt sorununa duyarlıydı. Çatışmaların bir an önce bitmesini, soruna demokratik bir çözüm bulunmasını istiyordu. Abdülkadir Hoca ile samimiyet kurmamızda ikimizin de Kulp’ta öğretmenlik yapmış olması etkili oldu sanırım. Aynı fikirleri paylaşmanın dışında iki iyi dost, arkadaş olduk.
Büyük şehirde yaşamak, geçim derdi, Abdülkadir Hoca’yı da ek iş yapmaya zorladı. Milli Eğitim’in yanında dershanede de çalışmaya başladı. O dönemde de görüşüyor konuşuyorduk. Başkalarının yanında çalışmanın zor olduğunu söylüyor ve imkanım olsa kendi dershanemi kurarım diyordu. “Hem eğitimde özelleştirmeye karşı olmak, hem de dershane açmak birbiriyle çelişiyor. Fakat bunu biz yapmazsak başkaları yapıyor. Böylece topluma yararlı olabilirim” diye düşünüyordu. Nihayet birkaç ortakla dershaneyi kurdu. Bu defa da her görüştüğümüzde dershanenin zorluklarından bahsederdi. Borçlarının olduğunu onları ödeyince bu işi de bırakacağını söylerdi. Çünkü özel işletmecilik bize göre değil diyordu. Parti çalışmalarını sorardı. Fazla destek olamadığı için üzüldüğünü belirtirdi. Yine bir görüşmemizde dershaneyi devredeceğini Milli Eğitim’e geri döneceğini söyledi. Dershaneyi devretti. Ama Milli Eğitim’e dönemeden melun hastalığa yakalandı.
Bundan 15-20 gün önceydi “Haydar Başkan sana telefon var” diye seslendiler. Telefonu aldım. Karşımda Abdülkadir Hoca var. Hal hatır sorduktan sonra bana adresini yazdırdı. Hayat Televizyonu’na yardım etmek istediğini söyleyerek, “Bana birini gönderebilir misiniz?” dedi. Sonra düşündüm ben gideyim hem de ziyaret etmiş olurum diye düşündüm. Eve girince yatakta doğruldu. Rahatsız olmamasını söylediysem de kalktı, beni ayakta karşıladı. Oturdum, hal hatır sorduk. Ben onu teselli etmek için söz bulmaya çalışırken o söze girdi. “Hocam az yaşa çok yaşa sonu ölüm. Önemli olan yaşadığın süre içinde iyi işler yapmak. Ben kendi kendime düşünüyorum topluma zararlı bir şey yapmadım. İdeallerim doğrultusunda yaşadım. Elimden geldiğince devrimci mücadeleyi destekledim. Çocuklarımı okuttum, iş güç sahibi yaptım. Çevremde onurlu dürüst biri olarak tanındığımı sanıyorum. O nedenle ölümden korkmuyorum” dedi. Sanki idam sehpasına çıkan Deniz’lerin metaneti vardı onda. “Hocam seni böyle moralli gördüğüme çok sevindim. Ben seni değil sen beni teselli ettin” dedim.
Sohbetimiz devam ederken “Hanım biraz dışarı çıkar mısın?” diyerek eşini diğer odaya gönderdi. Bana döndü ve “Hocam ben inancım gereği, ölümden sonra mevta için yapılan üçü yedisi gibi ayinlere yemeklere karşıyım. Eşime ve çocuklarıma vasiyet ettim. Bana böyle ayinler yapmayın o işler için harcanacak parayı toplumu aydınlatan Evrensel gazetesine veya Hayat Televizyonu’na verin dedim” diyerek sohbetimizin sonunda benim de çorbada tuzum olsun diyerek 100 Avro bağış yaptı.
Abdülkadir Hoca ile iyi duygular içinde vedalaştım. İyi ki gitmişim bu son görüşüm oldu. Bu olay beni çok duygulandırdı. Öleceğini bile bile partisini düşünen, partisinin yeni hamlelerini destekleyen Abdülkadir’lerimiz oldukça güzel şeyler başaracağımıza inancım bir kat daha arttı. Abdülkadir Hoca gerçek bir partiliydi.
Ölmeden önce partisine bıraktığı mektubu aynen yazıyorum:

Partili Emekçi Arkadaşlarım
Otuz yıldır devrimci mücadeleyi benimsemiş, bunu gücümün yettiğince yerine getirmiş bir insan olarak gururla belirtiyorum. Zaman zaman mücadelenin gerisinde olduğum zamanlar oldu. Zaman zaman gereksiz çıkışlarım oldu. Bunlar ideolojik eksikliklerimden kaynaklandı. Ama her zaman emeğin yanında yer aldım. Sınıfımın çıkarları benim önceliğim oldu. Mücadelemiz sonsuza kadar, “yeryüzü aşkın yüzü olana dek” devam edecektir. Ülkenin aydınlık yüzleri olan sizlere sonsuz saygılarımla.
07.03.2007
A. Kadir
Sevgili dostum, yoldaşım, partidaşım Abdulkadir Hoca’nın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Haydar Kaya / Emek Partisi Ankara İl Başkanı
www.evrensel.net