soğuk füzyon

Soğuk füzyon, son zamanlarda bilim adamlarını en çok uğraştıran konulardan biridir. Bu konudaki bilgilerim elbette gazete ve dergilerde yazılanlarla sınırlı. Bu yetersiz bilgime rağmen, “soğuk füzyon üretmek”, “sanki soğuk füzyon üretiyor”, “soğuk füzyon üretmiş gibi” söylemleri gelip yerleşti dilime.


Soğuk füzyon, son zamanlarda bilim adamlarını en çok uğraştıran konulardan biridir. Bu konudaki bilgilerim elbette gazete ve dergilerde yazılanlarla sınırlı. Bu yetersiz bilgime rağmen, “soğuk füzyon üretmek”, “sanki soğuk füzyon üretiyor”, “soğuk füzyon üretmiş gibi” söylemleri gelip yerleşti dilime.
Oldum olası kendi alanımın dışında bazı konulara daldığım oluyor. Sözgelimi bizim TRT’deki mühendislere (ki onlar özellikle ODTÜ, İTÜ mezunudurlar) bilgisayarlara radyo program metinleri yazdırmanın olanaklı olup olamayacağını sorduğumda değişik tepkiler alırdım. Kimisi “Bilgisayar radyo programı mı yazar?” deyip gülüp geçerken, bazısı da “Astarı yüzünden pahalı olur” diyordu. Her iki yanıt da bana inandırıcı gelmiyordu.
Bir yazar bürosu düşünün. Televizyon için senaryolar üreten bir büro olsun bu. O büroyu yöneten yetkili ne yapar? Orada çalışan yazarlara konuyu anlatır, ayrıntılarını verir ve kaç bölüm olacaksa her yazıcının bölüm bölüm senaryoyu yazmasını ister. Bir kişinin üç beş ayda bitireceği senaryo iki veya üç günde biter mi? Biter. Yazılan senaryo yerine ulaştırılır. Yazı tezgâhına gelsin yeni bir senaryo. İşte bunun biraz daha basitini bilgisayara yaptırıp yaptıramayacağımı anlamak istiyordum. Yanıt alamadım.
Bunu biraz daha açalım. Ünlü bir yazarsınız. Kitaplarınız kapış kapış satılıyor. Yanınıza topladığınız sekiz on genç yazara görevler vererek yeni yazacağınız romanı biraz önceki yöntemle kısa bir zamanda bitiremez misiniz?
Bazen üç beş kişi bir şiiri yazmıyor mu? Kimi aşıklar, çevrelerindeki ünü olmayan kişilerin şiirlerini piyasaya sürmemiş midir hiç?
Bazı yazarların ve profesörlerin öğrencilerin çalışmalarını kendi yazdıklarında sonuna kadar kullandığını hiç duymadık mı?
Yaratma eylemi ve edimi konusunda söylenecek çok şey var. İşte bizim mühendislerden olumlu yanıt alamadığım bilgisayarın yaratıda kullanılması konusundan inanın vazgeçmiş değilim. Bilgisayar ilişkin teknik bilgim yeterli olsa bu konuyu sonuna kadar götürmeyi göze alabilirim.
Bir ara yazdığımız Günaydın programının metinlerine kullandığımız müzik listesini de ekliyorduk. Bir gün baktım ki türkü şarkı sözlerini arka arkaya okuyunca şiir gibi bir şey çıktı karşıma.
Bana hiç gülmeyin, bu yöntemlerle şiir yazanlar da bulunabilir! Doğada hiçbir şey kaybolmaz. Türkü olarak, şarkı olarak boşlukta dolaşan sözler gelir belleğimize yerleşebilir!
Bunları, sanatı, yaratıyı, estetiği, biricikliği hafife almak için yazmıyorum. Tam tersine, süreklilik gösteren konularda bilgisayarın katkısını sorgulamak gerekir demek için yazıyorum.
Uzun uğraşlarla yapılacak bilgisayar programları inanın yakın gelecekte bazı konularda insanları şaşırtan şeyler yapabilir. Buna inanıyorum. Ortalarda dolaşan primitif ürünler bilgisayarın yapacaklarından daha iyi değil çünkü.
Soğuk füzyona dönersek, şimdilerde herkes soğuk füzyon üretiyor ya! Konuşma üstüne konuşma, demeç üstüne demeç, değerlendirme üstüne değerlendirme… Sanki dünya yeniden yaratılıyor ve yeniden kuruluyor.
Dünyada bilim diye bir şey varsa, herkes her şeyi bilemez. Sosyal konular uzmanlık gerektirir. Ancak çok yönlü ve akılcı değerlendirmelerin bir anlamı olabilir.
Soğuk füzyon üretiyormuş gibi davranmak kendimizi olmayan bir sahnede oyuncu durumuna sokmaz mı?
Füzyonunuz bol olsun!..
Saffet Uysal
www.evrensel.net