akla gelen dile
dile gelen ele gelir!

Daha çok, Ferrari’ye tüp taktırmaya girişince ilgi gösterilen Türkiye’nin mucitleri, NTV’nin 16 Nisan’da başlayacak “Türk Mucit” yarışmasıyla görücüye çıkacaklar.


Daha çok, Ferrari’ye tüp taktırmaya girişince ilgi gösterilen Türkiye’nin mucitleri, NTV’nin 16 Nisan’da başlayacak “Türk Mucit” yarışmasıyla görücüye çıkacaklar.
Her icat bir ihtiyaçtan doğsa da ihtiyaçları bitmeyen ülke şartlarında mucit olmak, bir şey icat etmek zor. Hadi edildi diyelim, icadı tanıtabilmenin olanakları sınırlı. Patent deseniz; çoğu dar gelirli olan mucitler için oldukça pahalı. “Boşuna kafa yoruyorsun, bundan bir şey çıkmaz” türünden yakın çevre yorumlarına ise hiç girmeyelim. İşte tüm bu sebeplerden, şartlarını zorlayarak ülkenin ilk icat yarışmasına katılmak için Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’ne gelen 100 civarındaki mucidin yüzü asık. Aralarında Prof. Celal Şengör’ün de olduğu jürinin, “bu icat değil, geliştirme” diyerek elediklerinin sayısı arttıkça, umutlar daha da kırılıyor.
Hemen hemen hepsi o kıran döken, yaramaz çocuklardanmış. Radyo nasıl çalışıyor merak eden, biyoloji dersinde kurbağa kesmekten çekinmeyen, büyüdükçe ilgi alanları genişleyen, ‘tonlarca ağırlıkta metaller uçuyorsa, insan neden uçamasın’ diye sormaya başlayanlardan. Eğitim sistemi ve maddi şartlar izin verse, kim bilir neler ortaya çıkarırlarmış; olmamış. Çoğu alaylı olan mucitler de içlerindeki merak duygusunu kendi meslek alanları için kullanmışlar.
Duşa kabinci Şakir Necmioğlu, emsallerinden çok daha ucuz duşa kabin geliştirirken ayakkabılarını mevcut portmantoya sığdırmakta zorlanan yarışmanın sayılı kadın mucitlerinden Müge Selçuk, merdivenli portmanto ile bu dertten kurtulmuş. Erke şirketinin o gizemli dönergecini ‘79’da bulduğunu söyleyen Abdülmelik Ceylan, kışın güneş enerjisi satmakta zorlanınca, kazan baca sistemi icat etmiş. İşte o icat ya da “geliştirmelerden” birkaç örnek.

‘Beleşçiyiz’
76 yaşındaki Zeki Akpınar’la, havayla çalıştırılan jeneratör projesi geliştiren 27 yaşındaki Tuncay Köroğlu, enerji kaynaklarının kullanımı konulu hararetli bir tartışma sürdürüyorlar. Elektrikçi Zeki Akpınar, maket üzerinde açıklamalar yaptığı buluşu için olimpiyatlardan esinlenmiş. “Olimpiyat açılışını izlerken baktım, bir adamı arkasına füze takıp dört dakika uçurdular. Ben de füze yerine o adamı, kanat takıp uçuruyorum...” Maddi şartlar nedeniyle hayata geçirememiş ama Akpınar, buluşunun uygulanabilir olacağından emin.
“Sürekli bir şeyler düşünüyorum” diyen Akpınar, şu sıralar enerji meselesine kafa yoruyor. “Su kaynaklarımız, rüzgar, güneş var ama bu enerjileri kullanamıyoruz. Amerikan köylüsüne gidin; evinin önünde rüzgar pervanesi var, elektriğini oradan elde ediyor. Türkiye’de alışmışız, nerede jeneratör satılıyor, gidip alıyoruz. Yaratıcılık yok. Neden? İlim eksikliği var? Eskiden halkevleri vardı; yaratıcılık geliştirilirdi. Şimdi o sistem öldü. Tüketiciyiz biz. Beleşçiyiz...”

Kapağa zarar vermeyen açacak
Bursa Özel Final Okulları öğrencileri, öğretmen ve aileleriyle geldiklerinden elemelerin en kalabalık grubunu oluşturuyorlar. 17 yaşındaki Anıl Hayat, evde perde takma işi genelde kendisine kalınca, üç yıl önce yüksek bir bağlantıya ihtiyaç duymadan perde takmayı sağlayan bir buluş ortaya çıkarmış. Aynı okuldan 16 yaşındaki Selin Acar da mantar ya da plastik şişe kapaklarını zarar vermeden açan icadıyla Türkiye’yi Japonya’da temsil etmiş. “Plastik kapakları ve mantar kapakları ya tirbuşonla ya da keserek açıyoruz. Kestiğimizde de bir daha kullanamıyoruz. Şişelerin ağızlarına ise ya naylon bağlıyoruz ya da jelatinliyoruz. Ama hava alıyor ve şişenin içindekiler kısa sürede bozuluyor. Onun için biz de kapağa zarar vermeyecek bir açacak yaptık...”

‘Buluşlar sahipsiz’
Emekli coğrafya öğretmeni Nihat Dünek, yarışma için Çanakkale’den gelmiş. 7 yıl önce, öğretmen arkadaşlarıyla öğrencileri ezber sisteminden kurtaracak bir araç geliştirme konusunda iddiaya girince, dünyanın hareketlerini ve mevsimlerin oluşumunu açıklayan bu elektro-mekanik ders aracı çıkmış ortaya.
Aynı yıl patent almış. Milli Eğitim Talim Terbiye Kurulu’ndan da “uygundur” onayı... Ancak Ders Araçları Yapım Merkezleri destek vermemiş. “Zaten devletin destek mekanizması yok. Buluşlar sahipsiz, buluşları yapanlar da buluşlarıyla mezara giden insanlar oluyorlar” diyor. Daha 40 projesi olan Dünek, ezberci sistemi bozacak projeler geliştirmeye inatla devam edeceğini söylüyor.

Soba dumanından sıcak su
Yarışma için Sakarya’dan gelen Aldülmelik Ceylan, geçtiğimiz yıl öğretmenlikten emekli olunca güneş enerjisi sistemleri satış ve montaj işine girmiş. Kış aylarında güneş enerjisi satmakta zorlanınca, “kışın bunu nasıl satarım” diye düşünmeye başlamış. Maketini de hazırladığı kazan baca buluşu, bu düşünmelerin sonucunda ortaya çıkmış.
“Bu sistem, evde yakılan sobanın bacadan çıkan sıcak dumanını sıcak suya çevirerek güneş enerjisiyle entegre yapıyor. Güneş olsun olmasın; sobanız yanıyorsa, evinizde sıcak suyunuz hazırdır” diyen Ceylan, kazan baca sistemini kendi evinde hayata geçirmiş bile.
Ceylan’ın buluşları bununla sınırlı değil. Örneğin Erke şirketinin meşhur ‘dönergeç’ini ta ‘79’larda icat ettiğini, ancak yeterli desteği alamadığı için geliştiremediğini söylüyor. “Dönergeç, yerin çekim kuvvetini enerjiye çevireceğini iddia ediyor. Ben de inanıyorum. ‘Akla gelen dile gelir, dile gelen ele gelir’ diye bir söz var. Eğer insanoğlu bunu düşünebilmişse, demek ki bir gün amacına ulaşacaktır.”

Ve diğerleri...
32 yaşındaki Kemal Sıvacı, elektronik teknisyeni. Baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik radyasyonu kesen ve o radyasyonu elektrik akımına çeviren cep telefonu kapağı buluşunu göstermek üzere, Ağrı Doğubeyazıt’tan gelmiş. 450 buluşu olduğunu belirten Sıvacı, “Maddi desteği bırakın, Türkiye’de mucitlerin şevkleri kırılıyor. Çevremiz, önümüzü açacağına ‘Bu ne işe yarar ki’ deyip küçümsüyor” diyor.
Yarışma için Çorlu’dan gelen Fedai Zehir, salondaki ‘bir dokun bin ah işit’ mucitlerden. Normal bir aracın yaktığı benzinin yüzde 20’sini kullanarak aynı mesafeyi almasını sağlayan icadını pratiğe geçirmek için 100 bin YTL’ye ihtiyacı olduğunu söyleyen 28 yaşındaki Zehir, bir tekstil fabrikasında makine operatörü olarak çalışıyor. “Çocukluğumdan beri uğraşırım ama ne ailemden ne çevremden destek gördüm. Yarışmaya geldim, çünkü ümitsizim. Devlet hiçbir destek sağlamıyor. Amerikan filmlerinde Superman vardır; dünyayı kurtarır ama dünyayı kurtaracak olan mucitler, Einstein gibi beyinler.”
Serpil İlgün
www.evrensel.net