KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem!Geçen mektubumda Van Gölü’ndeki Ahtamar veya nam-ı diğer Akdamar Adası’ndaki tarihi Ermeni kilisesinin onarımıyla ilgili iki kelam edip, bu konuda iki satır daha karalayacağımdan dem vurup gerisini bu haftaya bıraktığımı sanıyorum, anımsıyorsun.


    Kirvem!
    Geçen mektubumda Van Gölü’ndeki Ahtamar veya nam-ı diğer Akdamar Adası’ndaki tarihi Ermeni kilisesinin onarımıyla ilgili iki kelam edip, bu konuda iki satır daha karalayacağımdan dem vurup gerisini bu haftaya bıraktığımı sanıyorum, anımsıyorsun.
    Adanın isminin yanı sıra keza onarım çalışmalarının ardından açılış tarihinin etrafında koparılan fırtınaya rağmen; gerek devlet erkanının, gerekse Ermenistan’dan davet edilen “misafir”lerin ve Ermeni Patrikliği’nin katılımıyla elbirliğiyle kestikleri kırmızı kurdele sonucunda “kilise”nin, daha da doğrusu resmi ağızlarca gari “anıt müze” olarak tanımlanan yeni “kimliğiyle” açılışı gerçekleşti: AKP iktidarınca her kurdele kesildiğinde sıkça dillendirdikleri söylemleriyle “Milletimize, devletimize hayırlara vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz edip” böylece daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi, bu uğurda emekleri geçenlere teşekkürler…
    Kirvem!
    Yıllar yılı bu topraklarda ya da değişik coğrafyalarda yaşamış veya geçip gitmiş toplumların bıraktıkları topyekün kültürel “miras”ların; kısacası han, hamam, medrese, kilise, kale, cami, havra, köprü, kervansarayların har vurulup harman misali savrulmalarının en azından insanlık adına hem “ayıp” hem de büyük bir “kayıp” olduğunu, en önemlisi de dini, etnik, bağnaz nedenlerle göz göre göre yok olmasına kayıtsız kalan zihniyetlerin tümünün köküne kibrit suyu dökülmesinin gerektiğine olan kişisel inancımı bir kez daha vurgularken, öte taraftan iyi-kötü onarımı gerçekleştirilen kilise hakkında “çene kavafı” kesilip boşboğazlık etmezsem, bana öyle geliyor ki kesinlikle günaha girerim zo!
    Evet Kirvem, özüme göre yiğidi öldürüp yine de hakkını vermek gerekirse; hangi “harici” veya “dahili” politik mülahazalarla olursa olsun, özellikle son günlerde giderek tırmanan milliyetçilik ya da onu da sollamaya yüz tutmuş ırkçılık “hasta”lığına rağmen bunca yılın ardından bir “gavur” mabedinin onarılmasına “yeşil ışık” yakmak, her babayiğidin harcı değildi vesselam!
    Ne ki Ermeniler tarafından bin yılı aşkın bir süre öncesinde Surp Haç Kilisesi namıyla “vaftiz” edilip kutsandıktan sonra köprülerin altından akan boz bulanık suların ardından şimdilerde gelinen bu noktada, onarımla birlikte kilise kimliği “sümen altı”na kaldırılıp “anıt müze” lakabıyla “tescil” edilirken diğer peygamberleri bilemem ama İsa’ya yaranılmadığı kesinlikle bir gerçek!
    Çünkü kilisenin mimari yapısı, bizatihi bir “istavroz”u simgelerken, aynı şekilde duvarları da fırdolayı “haç” motifleriyle donanmışken, üstelik fi tarihinde temeli atıldıktan sonra yıllarca tepesindeki hacıyla Van Gölü’nün mavi dalgalarına göz kırpan çeşitli resimleri, eski fotoğrafları mevcutken, üstelik tüm tarihi eserlerin restorasyonu söz konusu olduğunda mümkün mertebede ilk günkü orijinal hallerinin titizlikle korunup kollanmasının bir bakıma bilimsel açıdan önemine vurgu yapılırken, bu konuda gereken hassasiyet nedense gösterilmeyip hatta tam aksine, bütün bunların üstüne sanki sünger çekip kilisenin tepesine bir haç konmaması için gösterilen “titizlik”, acaba hangi “dahiyane” zihniyetin, hangi yamuk düşüncenin ifadesiydi?
    Ayrıca Ermeni Patrikliği’nce hiç olmazsa senede bir gün, kilisenin ismini taşıyan “Kutsal Haç Yortusu”nda burada ibadet edilmesine “rıza” gösterilmesiyle ilgili “müsaade” isteğinin, açıkça söylenmese de çıkmaz çarşambaya kalacağı, Kültür Bakanlığı’ndaki topun İçişleri’ne, oradan da Dışişleri’ne havale edilerek bunun üzerine ölü toprağı serpileceği ya da böylesi bir duaya “amin” denmeyeceği, kesin olmasına kesin ama özüme göre yine kesin olan şu ki haçsız, çansız ve de mum islerinin duvarlarını yalayıp dualar eşliğinde göğe yükselmesine olanak tanımayan, bunu da sanki bir marifetmiş gibi algılayan kafa yapılarının, şu ya da bu tarihi eserleri restore etmeye kalkışmadan, öncelikle kendi bağnaz zihniyetlerini tez elden “restore” etmeleri mi gerekir bilemem…
    Mıgırdiç Margosyan
    www.evrensel.net