BAYKUŞ

BAYKUŞ

  • Bu pazar sabahı gazeteleri okurken, Hasan Bülent Kahraman’ın devlet ve devletçilik üzerine, son cümlesini Hegel’in “Minerva’nın baykuşu” metaforu ile bitirdiği Radikal 2‘deki yazısı bana David Prescott’un Colorado Üniversitesi’nin 1999 yılı mezunlarına yaptığı konuşmayı anımsattı.


    Bu pazar sabahı gazeteleri okurken, Hasan Bülent Kahraman’ın devlet ve devletçilik üzerine, son cümlesini Hegel’in “Minerva’nın baykuşu” metaforu ile bitirdiği Radikal 2‘deki yazısı bana David Prescott’un Colorado Üniversitesi’nin 1999 yılı mezunlarına yaptığı konuşmayı anımsattı. O yıl üniversitede Minerva’nın baykuşu metaforunu kullanan, David Hawkins idi. Oppenheimer’ın atom bombasının yaratıcısı olarak, yaşamının geri kalanını bombanın bir savaşta kullanılamayacak kadar büyük olduğunu anlatmaya çalışarak geçirdiğini, Hiroşima ve Nagazaki’de kullanılıp, soğuk savaş tehdidi olarak yaşamlarımızda varlığını sürdürdükten 50 yıl sonra söylediklerinin biraz daha anlaşılır olduğunu, ancak bu kavrayışın büyük bir gecikmeyle ve dehşetli kayıplarla geldiğini anlatmak için kullanmıştı metaforu. Prescott ise, yazısının temeline bilgi ve bilgeliği oturtmuştu. Latin dilinde Minerva’nın, ya da bu topraklarda bilinen adıyla Athena’nın da farklı bir bilgeliği simgelediği söylenebilir. Annesi Yunanca akıl, düşünme gücü demek olan Metis, Zeus’un ilk karısıdır. Zeus Metis’i yutunca, Athena- Minerva Zeus’un başından kargısı ve kalkanıyla doğmuştur. Geciken ve savaşçı bir bilgelik…
    Moleküler biyolojinin temel taşlarından biri olan Prescott; 1999 yılında, bir yüzyıl biterken yaptığı konuşmasında; DNA polimerazı bulan, ama onu bulduğunun farkında olamayan bir meslektaşını ve bu keşif sürecini çok sürükleyici bir dille bizimle paylaşmaktadır. Embriyonik hücrelerde bulunan ve DNA’yı parçalayan DNA-az enziminin etkinliği üzerine araştırma yapan bu meslektaşlarına el birliği ile yardım ederler. DNA’nın azalmasını beklerken çoğaldığını görerek yıkılırlar. Değişik yöntemler denerler ama başarılı olamazlar. DNA her deneyde çoğalmaktadır. Sonunda araştırma sonlandırılır. Bu çalışmadan 15 yıl sonra bir bilim insanı aynı enzimi, yani DNA’yı yapan DNA polimeraz enzimini bularak Nobel ödülü alır. Prescott bilginin, gerektiği gibi kullanılamadığını anlatır. Bilgelik aklın özensizliği, duyarsızlığı ve tembelliği ile zarar görüp, tüketilmiştir. Bu tür davranışlar alışkanlığa dönüştüğünde önyargı, garaz, atgözlüğü ile görme ve gerçeklerden uzaklaşmaya yol açar. Akıl yürütmelerimizin ne kadar sık akıl tembelliğinin tuzağına düştüğünü, gerçeklerden uzaklaşıp kendi kendimizi yanılttığımızı, konu bilim de olsa, çevre, siyaset, sosyal sorunlar ve bazen de otoritenin mantıksızlığı da olsa benzer özensizlik ve duyarsızlığı gösterebildiğimizi vurgulamaktadır.
    Hesiodos, Theogonia’da Athena’nın doğumunu şöyle anlatır:
    “Tanrıların Kralı Zeus ilk eş olarak/ Metis’i, bilge tanrıçayı seçti kendine./ Metis en çok şey bilendir/ bütün tanrılar ve ölümlüler arasında./ Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada/ çakır gözlü Athena’yı/ Zeus toprağın ve göğün öğütlerine uyarak/ sevdalı sözlerle aldatıp eşini/ yuttu, gövdesinin içine aldı onu. /…/ Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından/ çakır gözlü yaman Athena’yı/ o dünyayı birbirine katan tanrıçayı/ o hiç yorulmadan orduları yöneten,/ o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan,/ yüceler yücesi sayılan tanrıçayı.” Bilgeliğin çocuğu Athena bir savaş tanrıçasıdır. Taraf tutar, Akha’lardan yanadır o malum Truva savaşında. İlyada’da Homeros onun davranışlarının hep hırs ve tutkularının etkisi ile olduğunu anlatır bizlere. Baykuşu dünyanın üzerinde dolaşıp da her gece, sabah bilgiyi Athena’ya ulaştırdığında hep çok geç olur. Olan olmuştur, bizlere ancak bu bilgiyi öğrenmek düşer.
    O bilgiyi bilgeliğe dönüştürmek ise, dünyaya at gözlüğü ile bakmamayı, ezberlerimizi bozmayı, her türden otoriteden bağımsız ve özenle, duyarlılıkla düşünebilmeyi gerektirir. Bilgi gecikse de, alınacak dersler, ulaşılacak bilgelikler geleceği aydınlatabilir. Susurluk, Şemdinli soruşturmalarını, iyi çocukları, görevden alınan Van C. Savcısı’nı, Nokta dergisinin haberlerini ve ardından dergi hakkında soruşturma açılıp, binası basılarak yapılan aramaları, çıkmadan yasaklanan gazeteleri ve darbe yapmaya hazırlandığı iddia edilen emekli subayların katıldığı bir mitingi, topraklarını ABD’nin savaş uçaklarına açan muktedirleri, bu memleketin sağlığını, eğitimini piyasaya teslim edenleri, laikliği tek din egemenliğine dönüştürenleri, dini araç olarak kullananları ve geleceğimizi ipotek altına alanları biliyoruz. Bu bilgileri gelin bilgeliğe dönüştürelim.
    Kaynak: Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü ve
    Şebnem Korur Fincancı
    www.evrensel.net