Karnını doyuramayan işçi güvenliğinden vazgeçiyor

Karnını doyuramayan işçi güvenliğinden vazgeçiyor

Türkiye, işçilerin karnını doyurmak için girdiği işlerde hayatını kaybetmesinin olağan karşılandığı ülkelerin başında geliyor. Türkiye iş kazalarında Avrupa birincisi. Dünya sıralamasında ise 3. SSK istatistikleri bir yıl içerisinde onbinlerce iş kazasının yaşandığını gösteriyor.


Türkiye, işçilerin karnını doyurmak için girdiği işlerde hayatını kaybetmesinin olağan karşılandığı ülkelerin başında geliyor. Türkiye iş kazalarında Avrupa birincisi. Dünya sıralamasında ise 3. SSK istatistikleri bir yıl içerisinde onbinlerce iş kazasının yaşandığını gösteriyor. Bu iş kazalarının yüzlercesi ölümle sonuçlanıyor. Ölümle sonuçlanmayan kazalarda, iş göremez hale gelenlerin sayısı da bir hayli fazla.
Türkiye’de çalışanların her an kazayla karşı karşıya olduğunu gösteren tabloyu herkes anlayışına göre farklı yorumluyor. Kimilerine göre söz konusu tablo, iş kazaları sonucu hastanede geçirilen günlerin yarattığı iş kaybı, kazaların maliyeti vb. nedenlerle sadece ekonomik kayıplardan ibaret. Emekçi kesimlere göre de, daha fazla kâr etmek isteyenlerin vahşi sömürüsü.
Böylesi bir tabloya sahip Türkiye, “iş güvenliği haftası”nda, iş güvenliği fuarına ev sahipliğine hazırlanıyor. İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Endüstriyel Kıyafetler Fuarı 9-12 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Pakt MesseIstanbul Uluslararası Fuarcılık’ın (MESSE) düzenleyeceği fuara sendikalar, odalar, Çalışma Bakanlığı, üniversiteler ve patronlar destek vereceklerini açıkladılar.
İş güvenliğini ticarete tahvil eden, meselelere patronların gözünden bakan, ana temalarını “verimlilik” gibi sermaye çıkarları oluşturan fuar, elbette işçiler için de olumluluklar içeriyor.
Fuarla ilgili sorularımızı yanıtlayan MESSE Genel Müdürü Yusuf Kürüm, Türkiye’nin, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda çok geri bir konumda olduğunu ifade etti. Kürüm, “Karnını doyuramayan insan güvenliğini ikinci plana itiyor” diye konuştu. İş kazalarının, patronların kâr hırsı, yasal boşluklar ve işçinin bilgisizliği gibi nedenlerle meydana geldiğini belirten Kürüm, fuarla bu alana dikkat çekmeyi amaçladıklarını dile getirdi.

Fuar neyi hedefliyor ve fuarda neler yer alacak?

Öncelikle neden böyle bir işe girdiğimizi tanımlamamız gerekiyor. İş güvenliğindeki tanımımız nedir? Neden böyle bir fuarı kendimize hedef olarak seçtik? İşçi açısından baktığımızda bir işçi çalıştığı mekanda sağlık koşullarının iyi olmasını ister. Çalışma ortamında güvenliğinin iyi olmasını ister. Bu çalışan işçinin işe adaptasyonunu sağlar. Verimliliğini artırır. İşveren ise en az işçiyle en fazla verimliliği almak ister. Burada verimlilik çok önemlidir. Bunu sağlamak içinse doğru yatırım yapmak çok önemlidir. Bunun ilk koşullarından birisi insana yatırımdır. Bu da işçisinin sağlık koşullarını düzeltmek ve çalışma ortamını güvenli kılmakla ilgilidir. Bizim iş güvenliğinden kastımız bu. Ne için bu alana yatırım yaptık dersek, iş güvenliği ve endüstriyel kıyafetler önümüzdeki yıllarda Türkiye’de çok önemli bir sektör olacak. AB uyum kriterleri içersinde en önemli müzakere maddelerinden biri insana yatırım, işçiye ve işçi sağlığına yatırım. Dolayısıyla bu alanda yatırımlarda yapılmaya başladı. Türkiye’de üretim yapan çoğu firmanın hedef pazarları Avrupa. Avrupa’ya mal satmak istiyorsanız, uygun fiyat iyi kalite ve işçiye yaptığınız yatırım çok önemli. İyi fiyat rekabet koşulları için, kalite ise üründeki markalaşma için önemli. İnsana yatırım ise; bunu sağlamazsanız ürünün zamanında tesliminden, ya da diğer aşamalarında mutlaka sorun yaşarsınız. Bunların dışında bir de asıl önemli kısmı olan insani boyutu var.
Sürece sadece fuar olarak bakmıyoruz. O zaman sadece alıcı ile satıcıyı bir araya getirmiş oluruz ki bu da ekonomik beklentiden ileri gitmeyen bir görüntüye neden olur. Temel amacımız ilgili sendikalar, odalar, sivil toplum kuruluşlarıyla, işçilerimizin işverenlerimizin ve bu ürünleri üreten, ihraç eden firmalarımızı bir araya getirmek. Burada ekonomik bir ortam da olsa, bunun yanında bir kamuoyu bilinci yaratmayı hedefliyoruz. Bunu sağlamak için görmeye alışık olmadığımız etkinlikler yapacağız.
Bunlardan birisi son bir yıl içinde işçisine çalışanına en çok yatırım yapan firmayı ödüllendirmek. Bunu 7 kişilik bir heyet tespit edecek. Bu heyetin başkanlığını Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Sabuncu yapacak. Bu kurul belirledikleri kriterlere göre yapacakları araştırma ile hangi firmanın ödül aldığını belirleyecekler.
Ödülü; en az iş kazası olan, yasalara uyan, işçilerine en refah ortamı yaratan firma alacak. Bununla amacımız üretim ve hizmet sektöründe bu yönde bir rekabet ortamı yaratmak. Ödülü alan firmanın çıkıp biz çalışanlarımız için bunu yaptık demesi bizim için çok önemli.
Sergi açacağız. Bu sergide son bir yılda objektiflere yansıyan iş kazaları olacak. İş güvenliği kıyafetlerini işçiler tanıtacak. Bir tiyatro topluluğunun hazırlayacağı kısa skeçler olacak. Konferanslar düzenlenecek. Buralarda firmaların yetkilileri, çalışma bakanlığı yetkilileri, sendika yetkilileri, hocalar sunumlar yapacaklar.

Türkiye iş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü. Baretten başka bir önlemin alınmadığı maden ocaklarının bulunduğu bir ülke. Sizce bu olumsuz tablo yasal boşluktan mı yoksa daha fazla kâr hırsından mı kaynaklanıyor?

Türkiye’deki iş kazalarına bakınca ya çok küçük detaylardan ya da çok büyük sorunların savsaklanmasından kaynaklanıyor. Kazaların nedenini sadece bir tarafa yüklemek yanlış olur. Yasal boşluk var mı? Var. Ancak bu yasal boşluğun doldurulması için geçmişe göre daha fazla çaba harcandığını biliyoruz. İkinci tarafı olarak işçilere yeterli ve düzgün eğitim verilmediği için işçi en basitinden bareti takmaya üşeniyor, yükseğe çıktığı zaman kemer bağlamayı gerekli görmüyor. Alışkanlıklarından kolay vazgeçmiyor. Burada işverenin vereceği eğitim çok önemli. Devletin ve işverenin işçiyi bilinçlendirme, uzmanlaştırma çalışmaları önemli. Yasal boşluk var. İşverenler kâr hırsından dolayı işçisine yeterli malzemeyi almıyor mu? Evet almıyor. Malzemeler alınıyor kullanmayan işçiler de var. Her üç kesimde de yapılan hatalar var.
Baktığınız zaman bunları yapmak çok maliyetli şeyler de değil. SSK’nın 2003 verilerine baktığımız zaman iş kazalarından Türkiye’nin kaybı 1 milyar YTL. Türkiye’deki tüm firmalar iş kazalarını önlemek için yatırım yapsa bu kadar tutar ortaya çıkmıyor. Bir iş kazası olduğunda o işyerinde üretim duruyor. Bundan dolayı işveren ceza yiyebiliyor, bir işçi yaralanıyor ya da daha kötüsü oluyor. Bunlara baktığımız zaman yapılan yatırım çok komik. Onun için biraz daha kamuoyu oluşturmak gerek. İşçi ve işveren bilinçlenmeli. İşçi kötü koşullarda çalışmamalı, çalışmayı kabul etmemeli. Patronu zorlamalı, patronu da devlet zorlamalı. Bunlar temelde eğitimden geçiyor. Türkiye son beş yılda bu alanda yatırımlar oluyor. Ancak bu yol gerekenin çok altında. Çok basit bir veri verecek olursak; Türkiye’de bu alanda verilen belgeyi alması gereken 50 binin üzerinde firma varken bunu sadece 1000 civarında firma almış. Yani Türkiye’de işçi güvenliğine yatırım yapmayan firma sayısı 49 bin. Aslında bu çok kötü bir rakam. Bunun sonucunu verilerde de görmek mümkün Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıradayız iş kazalarında. Bu her yıl ortalama 1 milyar YTL kayıp anlamına geliyor.

Bu sorunun çözülmesi için sizce neler yapılmalı?

Bu işi nasıl kotarırız dersek, Türkiye’de 6 milyon işsiz var. Bu çok büyük bir rakam. İnsanlar ilk önce karnını doyurmak istiyor. Bunu yapamayan bir insan güvenliğini ikinci planda düşünüyor. Dolayısıyla ilk olarak işsizlik oranı düşürülmeli, üretim artırılmalı. Bu yapılırken iş güvenliği ve sağlığı da düzenlenmeli. Gerçek köklü çözüm bence buradan geçiyor. Bunun dışında sendikalı işyerlerinde meydana gelen iş kazaları diğerlerine göre çok daha az. Yasal boşluklar doldurulmalı. İşçilerin eğitimi sağlanmalı.
TMMOB’un katılması bekleniyor
İş kazalarında olumsuz bir tabloya sahip bir ülkede iş güvenliği fuarı sizce ne kadar ilgi görür? Bu konuda ne gibi çalışmalar yaptınız?

Fuar bizce çok ilgi görecek. İşçi konfederasyonları fuara katılacaklar. TMMOB katılacak. Etkinliklerde yer alacaklar. Türkiye’nin en büyük firmalarını taradık. Onlara gittik, fuarı anlattık. Şu ana kadar gittiğimiz hiçbir firmadan olumsuz yanıt almadık. Önem verdiklerini, ayrıca kendilerini bu konuda yetersiz gördüklerini söylediler. Diğer firmaların bu konuda ne yaptıklarını da öğrenmek için fuara katılacaklarını söylediler. PETKİM, TÜPRAŞ, BOTAŞ yönetimleri fuara katılacaklarını söylediler. İş güvenliği sektöründe üretim yapan yerli ve yabancı firmalar kendilerini ve ürünlerini tanıtmak için fuara katılacaklar. Herkesin bu fuara destek vermesini istiyoruz.

MESSE’nin hedefleri
Almanya kökenli olan MESSE, Türkiye pazarına yeni giriş yapan bir firma. Temel alanı fuarcılık olan MESSE, başka alanlarda da yatırım yapmayı düşünüyor. Türkiye’de büyük fuarlar düzenlemeyi planlayan firma, dünyanın en geniş hacimli fuarlarını Türkiye’de yapmayı hedefliyor.
Ercan Karakaya
www.evrensel.net