‘Köy enstitüleri halkı bilinçlendiriyordu

Akçadağ Köy Enstitüsü mezunu H. Nedim Şahhüseyinoğlu, öğretmen örgütlenmesinde uzun yıllar görev almış bir isim. 77 yaşındaki Şahhüseyinoğlu’nun “Bozuk Düzende Yaşam” adında bir kitabı da bulunuyor.


Akçadağ Köy Enstitüsü mezunu H. Nedim Şahhüseyinoğlu, öğretmen örgütlenmesinde uzun yıllar görev almış bir isim. 77 yaşındaki Şahhüseyinoğlu’nun “Bozuk Düzende Yaşam” adında bir kitabı da bulunuyor.
Köy enstitülerinin kuruluşunun yıldönümü vesilesiyle Şahhüseyinoğlu ile köy enstitülülük, öğretmenlik hayatı ve kitabı üzerine söyleştik.

Köy enstitülerinin yaşamımıza kattıklarından söz eder misiniz?
Cumhuriyetin ilanında ülkemizin içinde bulunduğu koşullar yürekler acısıydı. Şeriatın kurallarına dayalı medrese eğitimiyle halk ümmetleştirilmişti. Halk yaşadığı çağın sorunlarıyla değil; bilinmeyen dünyanın nimetleriyle koşullandırılmışlardı. Nüfusun yüzde 90’ı okur-yazar değildi.
Cumhuriyet yönetimi örgüt ve yurttaşlık haklarını kullanan, savunan çağdaş bir toplum yaratmayı amaçlamıştı. Böylece eğitim seferberliği başlattı. Köy enstitüleri bu arayışın ürünü olarak ortaya çıktı. Köy enstitüleri kırsal bölgelerde yerleşik ve nüfusun yüzde 80’ini oluşturan halkı bilinç-lendirmeyi, kalkındırmayı amaçladı. Bu amaçlar doğrultusunda köy enstitülerinde öğretmenler, halka okuma-yazmayı, çağdaş yaşamın koşullarını, tarım alanında öncülük etmeyi, sağlık koşullarını uygulamalı olarak öğretmeyi; yörenin giz içinde kalmış kültürünü, sanatını, folklorunu, töre ve geleneklerini gün ışığına çıkarmaya, yaygınlaştırarak geliştirmeye yöneldiler. Toplumsal uyanış ve gelişme belirtileri görülmeye başladı. Yüzyıllardan beri halkın üstünde egemen olan ve çıkarlarını korumaya çalışan güçler pirelendiler. Köy enstitülerini suçlayarak halkın gözünden düşürmeye ve kapatmaya yöneldiler. Kapattılar. Eğer köy enstitüleri kuruluş amaçları doğrultusunda bugüne değin çalışmış olsaydı, halk yurttaşlık bilincine erecekti. Üretim artacaktı. Hortumlama, rüşvet sıfırlanacaktı, doğmalarla toplumun beynini donduran tarikatlar siyasette egemen olamayacaklardı.

Köy enstitüsü kökenli yazarlarımızın edebiyatımızda çok özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. İlk aklıma gelenler: Fakir Baykurt, Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Adnan Binyazar, Osman Şahin, Nadir Gezer… Köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin en temel özelliklerinden birisi “yazmak”… Yazmak sizin için ne ifade edi-yor?
Köy enstitülerinde kültürel uygulamaların özü okuma alışkanlığını kazandırmaya dayanıyordu. Haftanın her günü, akşamları bir saat okumaya ayrılmıştı. Her öğrenci yılda en azından 25–30 kitap okumuş oluyordu. Ayrıca öğretmen adayı gideceği köyün, bölgenin yaşamını araştırmanın, yazmanın yöntemlerini öğreniyordu. Bu amaçla yetişmiş olan öğretmenlerin çoğunluğu yazar, araştırmacı, sanat alanında etkili oldular. Ürettikleri eserleriyle ülkemin kültür haritasını belirlediler.

“Bozuk Düzende Yaşam”ın hangi yönleriyle kimlere, örnek olacağını düşünüyorsunuz?
“Bozuk Düzende Yaşam” yapıtımda öğretmenlere, aydınlara, genç kuşaklara bir mesaj vermeyi içeriyor. Zorluklar karşısında yılmamayı ve susmamayı, üretken olmayı, örgütlü çalışmayı ilke edinmelerini önermeye çalıştım.

Okumak için çok mücadele ettiğinizi anlatıyorsunuz. O günlerdeki koşullarla bugünü karşılaştırdığınızda nasıl bir tablo ile karşılaşıyorsunuz?Aradan geçen bunca zamana rağmen okumak için çırpınan ama imkan bulamayanlar var!
Okumayan, araştırmayan, okuduğunu ve araştırdıklarını değerlendirmeyen, uygulamaya dönüştürmeyen toplumlar yerinde sayar. Hatta geriler. Köy enstitülerinde okuma, araştırma, değerlendirme, uygulamaya dönüştürmeye çalışırdı. Kitap seviliyordu ve yaşamın bir parçası kabul ediliyordu.
Bugün ise kitaplar suç aracı sayılmakta, terörle eşanlamlı görülmekte. Kısaca kültür ve sanatın alanı daraltılmış, imza ve diplomayla sınırlandırılmıştır. Bu yöntemle yetişenlere aydın değil, hafız denir.

Emekli olan her öğretmene, Milli Eğitim Bakanı’nın imzasıyla gönderilen “Teşekkür Belgesi”ni neden iade ettiniz?
Devletin ve ülkenin sorumluluğunu üstlenmiş herhangi biri, toplumun çıkarlarını göz ardı ediyorsa, bağlı olduğu partiyi ve tarikatı koruyorsa; antdemokratik uygulamalarıyla aydınları ezmeye çalışıyorsa, onu kabullenemiyorum. Bana teşekkür gönderen Milli Eğitim Bakanı, antidemokratik uygulamalarıyla öğretmenleri, öğrencileri ezmişti. Böyle bir bakanın imzasını taşıyan belgeyi ka-bullenmem, arşivimde saklamam olanaklı değildi. Basın aracılığıyla iade ettim.

1968 yılında Malatya valisinin odasında, alışılmadık bir olay olmuş. Sonrasında sürgün olmuşsunuz. O gün neler oldu?
O dönem Malatya valisi olan kişiyle aramda çıkan olumsuz olay hoş değildi. Vali bir siyasi parti tarafından atanmıştı. Ben ise demokratik kitle örgütü olan TÖS Malatya şubesince seçilmiştim. Şube başkanıydım. Vali, siyasi iktidarın, dolayısıyla işverenin temsilcisi idi. Ben örgütümün temsilcisiydim. İşverenle emeğin uzlaşmaz çelişkisi vardı. Uzlaşmaz çelişkinin ürünü de öyle olur.
Nedim Şahhüseyinoğlu kimdir?

1930 yılında dünyaya gelen Nedim Şahhüseyinoğlu, Akçadağ Köy Enstitüsü’nden mezun oldu. TÖS Malatya Şubesi’ni kurdu ve başkanlığını üstlendi. TÖS Genel Yönetim Kurulu üyeliği ile TÖS’ün Malatya, Elazığ, Adıyaman bölge temsilciliklerini yaptı. Türkiye Öğretmenleri Milli Federasyonu’nun Malatya Şubesi Yönetim Kurulu üyeliği ile TÖB-DER’in Malatya Şubesi kurucusu ve Genel Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen’in Sivas Şube Başkanlığı ve Bölge Temsilciliği’ni yaptı. Eğit-Der’in kurucuları arasında yer aldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Yönetim Kurulu üyeliğini yaptı. Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı’nın kuruluşunda bulundu. 26 yıl öğretmenlik yaptı. TÖS tarafından 1968 yılının “Kahraman Öğretmeni” seçilen H. Nedim Şahhüseyinoğlu’nun geride kalan 77 yıla sığdırdıkları “Bozuk Düzende Yaşam” adıyla Berfin Yayınları tarafından yayımlandı.
Kadir İncesu
www.evrensel.net