HAYATIN İÇİNDEN

  • 1 Mayıs’a çeyrek kala, her yılın “Nisan Klasiği” olan meydan kavgası yeniden başladı. Aslında buna meydan kavgası yerine “Devletlilerin Meydan Korkusu” da denebilir. 1 Mayıs denilince, işçiler, köylüler, emekliler, işsizler, kısaca topyekün ezilen, sömürülen taraf ve onların alanı Taksim Meydanı akla geliyor.


    1 Mayıs’a çeyrek kala, her yılın “Nisan Klasiği” olan meydan kavgası yeniden başladı. Aslında buna meydan kavgası yerine “Devletlilerin Meydan Korkusu” da denebilir. 1 Mayıs denilince, işçiler, köylüler, emekliler, işsizler, kısaca topyekün ezilen, sömürülen taraf ve onların alanı Taksim Meydanı akla geliyor.
    1 Mayıs’ta bayraklarıyla, davullarıyla, çocuklarıyla, eşleriyle, zurnalar eşliğinde halay çekmeye, horon tepmeye, diz vurmaya ama en çok da “İş, ekmek, özgürlük” diye haykırmaya Taksim Meydanı’na çıkmaya, soğuk meydanı coşturmaya, canlandırmaya hazırlanan işçilere devletli sert çıkıyor.
    “İzinsiz Taksim Meydanı’na çıkan bedelini öder”.
    Buyurun bakalım.
    Peki ne yapacak işçiler. Devletliye göre cevap hazır.
    “Meydan mı kalmadı?”
    Kafasının içinde içselleştirdiği düşüncesine göre işçiler toplantı yapabilir. Ama Kilyos sahillerinde. Ya da Polonezköy’de. Hatta herkes meydana kadar zahmet etmeden evlerinin salonunda da 1 Mayıs’ı kutlayabilirler. Çok sıkışırsa, “Her yer serbest, ama Taksim Meydanı olmaz” diyecek. Bu “Taksim Fobisi” iliklerine işlemiş.
    Tamam anladık.
    Ama çok değil 2, 3 yıl önce şarkıcı iki genç kızımız bir kaset yapmıştı. Çok satıp para kazanmak, geleceklerini kolay yoldan kurtarmak ve biraz da şöhret olmak hayali ile kasetlerini tanıtmaları gerekiyordu. Ne yaptılar? Doğru Taksim’e. Meydana yürüyerek çıksalar, sadece iki kişiler, kimse farkına varmayacaktı. Develerin üzerinde çıktılar meydana. Develer Taksim Meydanı’na doğru boyunlarını uzatıp şöyle bir baktılar. “Çıksak mı, çıkmasak mı?” diye zorlanırlarken, meraklı kalabalığın da desteğiyle meydana çıktılar.
    İzinli mi?
    Yok deve.
    Futbol takımımız bir Avrupa takımını yense seviniyoruz. Daha fazla sevinenler durumlarını göstermek ihtiyacı ile doğru meydanlara koşuyor. Taksim Meydanı’na. Binlerce kişi. Davullar, zurnalar, havai fişekleri. Değerli basın ve yayın kuruluşlarının tüm muhabirleri orada. Kameralar renkli görüntü peşinde. Hatta durumdan parsa toplamak niyetiyle politikacılar, devletliler hep orada.
    İzinli mi?
    Daha neler.
    Yani Taksim Meydanı yeni yıl kutlamalarında turist kızların araya alınması için serbest, işçilere yasak.
    Ama 1 Mayıs artık Taksim Meydan’ı savaşı ile boğulmayacak kadar büyük ve önemli. Bu önemi Meydan Kavgası ile perdelemek isteyen devletlilerin çabaları da boşuna. Bu ülkenin yüzde 15’i işsiz. Çalışanların neredeyse tamamı açlık sınırında ise 1 Mayıs’larda meydanın ne önemi var. “Garip gurabanın hükümeti” edebiyatı ile son bir yılda 17 yeni dolar milyarderi yaratmış hükümete nerede olsa gereken cevabı verecek insanlar.
    Hep birlikte 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız.
    Arif Nacaroğlu
    www.evrensel.net