20 Nisan 2007 00:00

GERÇEK

Günler 1 Mayıs’a doğru ilerledikçe, hazırlıklar gibi tartışmalar da konfederasyonların üst makamlarını işgal etmiş olanlardan tabana doğru kayıyor. Çeşitli illerde ve ilçelerde 1 Mayıs’ın yerel olarak kutlanması için girişimler ve çabalar artıyor.

Paylaş

Günler 1 Mayıs’a doğru ilerledikçe, hazırlıklar gibi tartışmalar da konfederasyonların üst makamlarını işgal etmiş olanlardan tabana doğru kayıyor. Çeşitli illerde ve ilçelerde 1 Mayıs’ın yerel olarak kutlanması için girişimler ve çabalar artıyor. İstanbul’daki “Taksim” bölünmesinin tersine, illerde ve sanayi merkezi konumundaki ilçelerde işçiler, sendikacılar, sınıf partisi ve çeşitli siyasi çevreler ortak 1 Mayıs’lar düzenleme çabası içindeler. Ankara, İzmir, Adana, Gebze gibi il ve ilçe merkezleri başta olmak üzere, çeşitli merkezlerde 1 Mayıs’ı alanlarda kutlamak için girişimler hızla artmaktadır. DİSK’in tüm Türkiye’deki kendisine bağlı şubeleri Taksim’e çağırması, elbette bu kentlerde diğer sendikalarla ve yerel siyasi parti ve çevrelerle tartışma konusu olmakta; DİSK’in tutumu eleştirilmektedir. Gazeteye çeşitli illerden gelen haberlere bakıldığında; pek çok yerde DİSK’in yerel yöneticileri de DİSK merkezinin, “herkesi İstanbul’a çağırma” kararını doğru bulmadıklarını söylemektedirler. Ancak gazeteye gelen haberlere göre “Merkezin aldığı karar bu” demektedirler.
Sadece DİSK de değil, daha önce 1 Mayıs’ta yerel kutlamalara katılan bazı siyasi çevrelerin de taraftarlarını İstanbul’a, “Taksim”e çağırdığı bilinmektedir. 1 Mayıs’ı “sınıfın mücadele günü”, bir “işçi bayramı” olarak değil de siyasi gösteri yapma günü olarak gören bu siyasi çevreler için ise burada denecek bir şey yoktur.
Ancak şu bir gerçektir ki -merkezleri ne kadar güçlü bir biçimde İstanbul’a çağırsa da- Antalya’dan, İzmir’den, Antep’ten, Diyarbakır’dan, hatta İzmit’ten çok az sayıda (protokol düzeyinde) işçi ve sendikacı İstanbul’a gelecektir. Dolayısıyla işçilerin büyük bir çoğunluğu, işlerinin başında ya da yerel 1 Mayıs kutlamasında olabilecektir. Bu yüzden de bu kesimler içinde işyerlerinde 1 Mayıs’ın kutlanması ve yerel kutlama alanlarına katılım için çabalar, elbette şimdi daha çok ileri işçilere düşecektir.
Üstünden atlanmaması gereken bir başka gerçek de 1 Mayıs’ın var olmasında belirleyici olan talepleri en yakıcı biçimde hisseden işçi kesiminin, bırakın 1 Mayıs’ı “Taksim’de mi, başka yerde mi kutlayalım” tartışmasını; 1 Mayıs’ın ne olduğu ve kutlanıp kutlanmadığından bile haberdar olmadığı koşullarda, 1 Mayıs’ı asıl anlamlandıracak olan bu işçiler arasında 1 Mayıs, onun temsil ettiği değerleri yaymak, sınıf için anlam ve önemini tartıştırmak, bu işçi kesimini 1 Mayıs kutlamalarına katmak için çalışmaktır. Dün, Seyit Aslan arkadaşımızın “Emek Günlüğü” köşesinde belirttiği gibi; İstanbul’un en önemli sanayi bölgesindeki (Kıraç) işçilere bile ulaşmayan bir 1 Mayıs kutlaması (faaliyeti), Taksim’de olsa ne yazar Kızıl Meydan’da olsa ne yazar?!
Evrensel’in kavgası da asıl olarak budur. Yoksa Taksim ya da Kadıköy, ya da Türk-İş ya da DİSK’in haklılığı-haksızlığı değil. Bu; suni çatışmaların ve gerginliklerin bir yana bırakılarak el ve güç birliği ile yüzbinlerce işçinin acil talepleri üstünden 1 Mayıs alanlarının doldurulması için çabaları birleştirmek, sınıf partisinin ve ileri işçi kesimlerinin olduğu kadar sınıftan yana sendikacıların ve emek kaygısı duyan herkesin en baş görevidir.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

Erdoğan’a karşı son mesajlar

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa