Çeviride intihal infial yarattı

Çeviride intihal infial yarattı

Kitap çevirisinde artan korsanlığa tepki gösteren çevirmenler, “edebiyata karşı bir suç” olarak niteledikleri intihalin (aşırma) son bulmasını istediler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 100 Temel Eser listesi yayımlamasıyla artan korsanlığın, bu işe emek veren çevirmenleri de mesleklerinden soğuttuğunu belirten çevirmenler, yasal düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesi ve intihal ile daha etkin bir mücadele istiyorlar


Kitap çevirisinde artan korsanlığa tepki gösteren çevirmenler, “edebiyata karşı bir suç” olarak niteledikleri intihalin (aşırma) son bulmasını istediler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 100 Temel Eser listesi yayımlamasıyla artan korsanlığın, bu işe emek veren çevirmenleri de mesleklerinden soğuttuğunu belirten çevirmenler, yasal düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesi ve intihal ile daha etkin bir mücadele istiyorlar.
Çeviri intihali örneklerinin eskiden beri yaygın olmasına rağmen özellikle son yıllarda ülkemizde artış gösterdiğini söyleyen Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği (ÇEVBİR) Başkanı Tuncay Birkan, ÇEVBİR olarak belli kitaplar üzerinden araştırma yaptıklarını ve korsanlığın sona ermesi için çalıştıklarını kaydetti. MEB’in listeler hazırlamasının korsanlık girişimlerini özendirdiğini ve sistematikleştirdiğini belirten Birkan, sadece bu işleri yapan “yayınevleri” çıktığını ifade etti. Çoğunlukla, hayatta olmayan çevirmenlerin eserlerinin miri mal muamelesi ile karşı karşıya olduğunu bildiren Birkan, kitaplar üzerinde kelime düzeyinde değişiklikler yapılarak ve çoğu zaman uydurma bir ismi çevirmen olarak göstererek “yayıncılık” yapıldığını kaydetti. ÇEVBİR olarak bu faaliyet içerisinde olanların üzerine gitmeye çalıştıklarını söyleyen Birkan, “Emek gaspına son vermeye kararlıyız” dedi. Birkan, bu tür yayınevlerini teşhir etmenin yanı sıra yayıncı örgütleri ile birlikte büyük dağıtım firmalarına bu yayınları satmamaları için baskı yaptıklarını dile getirdi.
‘Dil duyarlılığı gerekiyor’
İletişim Yayınları editörlerinden Tanıl Bora ise “İntihal müthiş bir ahlaksızlıktır” diye konuştu. Bir kitabın intihal eseri olduğunu kanıtlamanın zor olabileceğini bildiren Bora, “En içimize sinecek mekanizma; okurların, yayıncıların, kitap dünyasında olan herkesin bu durumu ayıplamasıdır” dedi. Bora, bunun da bir dil ve emek duyarlılığı gerektirdiğini söyleyerek meşakkatli bir iş olan çevirmenliğe saygı duyulması gerektiğini ifade etti.
Evrensel Basım Yayın Genel Yayın Yönetmeni Cavit Nacitarhan da intihal tartışmasının eskiden beri gündeme gelen bir tartışma olduğunu belirterek sorunun sadece yasal bir sorun olmadığını, eseri çalan ve basan açısından ciddi ahlaki bir sorun olduğunu kaydetti. Nacitarhan, “Bu, yalnızca bir yatırım ya da ticari işletme gözüyle bakılan yayıncılığın geldiği noktadır” dedi. Ortada, çalan ve bunu pazarlayan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Nacitarhan, intihalin kitap okuruna karşı da işlenmiş bir suç olduğunu dile getirdi. Çevirmenin de kitaba, çeviri sürecini anlatan bir önsöz eklemesi önerisinin yerinde olacağını vurgulayan Nacitarhan, yayınevlerinin bundan sonraki basımlarda bunu dikkate alacağını kaydetti. İntihalin birçok kişinin katıldığı bir suç olduğunu belirten Nacitarhan, buna karşı verilecek mücadelede de çevirmeninden yayıncısına, dağıtımcısından satışa sunan kitabevine ve okura kadar birlikte hareket etmek gerektiğini ifade etti.
Klasikler intihal kıskacında
Ortaya çıkmış önemli çeviri intihalleri, çoğunlukla dünya klasiklerinin eski çevirilerinin yeniden uydurma çevirmen isimleriyle basılmasına dayanıyor. Gogol’ün Ölü Canlar adlı eseri, 1960 yılında Fransızcadan yapılan çevirisinin aynı metni kullanılarak farklı yayınevleri tarafından defalarca yayımlandı. Bu kitap ve diğer birçok kitabın çevirisinde görülen Celal Öner ismine farklı dillerden ve onlarca yazardan yapılmış çevirilerde rastlanıyor.
Sabahattin Eyüboğlu da intihale kurban giden çevirmenlerimizden birisi. Montaigne’in Denemeler’ini büyük emeklerle çeviren Eyüboğlu’nun çevirisi, yine birçok yayınevi tarafından bazı küçük değişiklikler yapılarak veya aynı şekilde yayımlandı. Bu intihalciler arasında yine Celal Öner’in ismine rastlıyoruz. (Ankara/EVRENSEL)
Çevirmenler de şikayetçi
Son olarak Evrensel Basım Yayın’dan çıkan Maksim Gorkiy’nin “Klim Samgin’in Yaşamı” eserini çeviren Aydın Süer ise Rusça aslından çevrilmediği halde o şekilde yayımlanan pek çok Rus klasiği gördüğünü, bu yüzden kendisinin daha önce çevrilmiş kitapların çevirisini yapmamaya özen gösterdiğini söyledi. Pek çok çeviride kitapların bazı bölümlerinin eksik de çevrildiğini belirten Süer, Tolstoy’un Diriliş romanından yapılan birçok çeviride, felsefi tartışmaların olduğu bölümlerin yer almadığını işaret etti.
Süer, Gorkiy’nin Ana kitabının da Türkiye’de çok fazla çevirisi bulunduğunu, bu çevirilerde de intihal sorunu bulunduğunu kaydetti. Çevirisi yapılmış kitapların küçük düzeltmelerle yeniden yayınlanmasının yaygın olduğunu söyleyen Süer, “Birçok yayınevi tarafından verilen telif ücretleriyle kitap çevirmek de pek mantıklı değil” dedi. Pek çok çevirmenin yaptığı işin ucuz emeğe girdiğini söyleyen Süer, çevirmen örgütlerinin çeviri şartlarının düzeltilmesi konusunda çalışmaları gerektiğini işaret etti.
İletişim Yayınları Çeviri Editörü Nihat Tuna ise “Eskiden sokakta korsan kitap satanlar şimdi yayınevi açtılar; korsancılığa, çeviri soygunuyla devam ediyorlar” dedi. Bu yayınevlerinin bazen bir aylık süreçte 50 kitabı aynı çevirmenin çevirisi gibi göstererek basmaktan da çekinmediklerini belirten Tuna, buna karşı yapılan kovuşturmaların da yetersiz olduğunu kaydetti. Hukuki süreçlerde geç kalındığını belirten Tuna, “Bu bir hırsızlık suçudur, adli makamlar gerekenleri yapmalı; çevirmen örgütleri de seslerini daha fazla duyurmaya çalışmalı” dedi. Kitabevlerinin bu tür kitapları belirleyerek raflarında bulundurmamaları gerektiğini söyleyen Tuna, bazı kitaplara düşülen “hazırlayan” açıklamasının, “çeviriyi tersyüz eden” anlamına geldiğini kaydetti.
Çevirinin emek ürünü olduğunu söyleyen ÇEVBİR Üyesi bağımsız Çevirmen Bilal Çölgeçen ise çeviri korsanlığının edebiyata karşı işlenmiş bir suç olduğunu bildirdi. Her çevirinin bir özgünlüğü bulunduğunu belirten Çölgeçen, ticari amaçlarla, kolaycılık yaparak intihal yapmanın kabul edilemeyeceğini söyledi. Çölgeçen, çevirinin yabancı bir yazarın Türkçeye kazandırılması olduğunu belirterek burada yapılan korsanlığın, hem esere hem de çevirmene haksızlık olduğunu ifade etti. Çevirinin özgünlüğünün öneminden dolayı en iyi çeviri yolunun hiçbir kitap kullanılmadan yapılan çeviri olduğunu söyleyen Çölgeçen, bazı klasik eserlerin 15-20 çevirisini gördüğünü belirterek “Bunları incelediğimizde; çok fazla değişiklik yapılmadan, bazı metinler temel alınarak baskı yapıldığı görülüyor” dedi.
İntihal
Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Türkçe Sözlük’te Arapça bir sözcük olan “intihal”, “aşırma” olarak belirtiliyor. “Aşırma” da ‘başkalarının düşüncelerini, görüşlerini, bilgi kaynağını bildirmeden ve atıfta bulunmadan bilinçli olarak ya da farkında olmadan alıp kullanmak ve kendi görüşünüz gibi sunmak’ olarak açıklanıyor. ‘Bir başkasının eserini kendisininmiş gibi yayınlamak’ olarak da tanımlanabilecek “intihal” özellikle edebiyat, müzik ve tıp dünyasında sıklıkla örneklerine rastlanılan bir durum. ”İntihal” Türkiye’de kitap çevirisi alanında her zaman tartışılan bir konu olarak gündemde duruyor.
Bülent Özçelik
www.evrensel.net